AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Sahtekarın Peşinde

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Routhen Dannyl Báthory

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : ZAY
Kan Durumu : Melez
Patronus : Alageyik

MesajKonu: Sahtekarın Peşinde   Salı Haz. 08, 2010 10:03 pm

Gece iyiden iyiye gri tuğlalar arasına çökmüştü. Aralarındaki kalın kabuklu böcekler bile uyuya kalmışken, soğuk duvarlar arasında hareket eden vücut ısılarını izliyordu önlerindeki köpek. Kokuları eskisi kadar alamadığını ve kesinlikle eskisi gibi koşamadığını fark etti yaşlı adam. Nefes nefese kalışını ardındaki ve yanındaki çalışanlara belli etmemek için arada bir durup dinlenişlerine şükrediyordu köpekle. Kovaladıkları bir büyücüydü. En azından yalnız olduğunu düşünüyorlardı. Bu şekilde birkaç kişilik ufak bir ekiple bulacaklarını umdukları sahtekarı yakalayacak, bu şekilde Dannyl büyük bir jübile yapacak ve artık koltuğunu arkasındakilere bırakacaktı.

Elinden geldiğince hızlı hareket ederken, bacak kaslarına giren krampları umursamamaya çalıştı. Hemen önlerinde biten sokağın dört bir yanında hava dalgalanıyordu. Sokak serserilerinin yaktığı üç beş ateşin başında birikmiş birkaç evsiz gözüne çarptı. İçlerinden biri ölü gibi duruyordu. O anda gördüklerine bile aldırmayarak ilerlemeye başladı. Asasının hareketiyle etraftaki her türlü sırlı nesneyi ışıldatmaya başladığında, enerjisi kendine varan bir gücün varlığını hissetti. Bedeni parça parça görünür olmaya başlayan büyücünün yüzündeki korku dolu ifade yerini nefrete bırakırken ilk anda tereddüt etti yaşlI büyücü. Hemen ardından asasını uzattı. ‘’ Petrificus…’’ Tamamlamaya zamanı yetmemiş, suçlu anında olduğu yerden kaybolmuştu. Başkalarına satmaktan başka işlerde de kullandığını tahmin ettiği büyüyü ve gücü sınırlarını bilmediğinden ötürü temkinle takip eden Routhen, civar sokaklarda tarama yapılması için emir verdi. Kendisiyle birlikte BGT çalışanları ve seherbazlar da aynı büyücüyü yakalamak için görevlendirilmişti. Ne olursa olsun sabaha karşı evine döndüğünde, suçlunun Azkaban parmaklıkları arkasına gönderilmek üzere hapsedilmiş olmasını umuyordu. Bu yüzden iki sokak ileriden gelen işaret ışığını gördüğünde, hemen yanındaki dört kişilik takımla birlikte koşmaya başladı. Vardıkları yerde takımdan ayrı bir seherbaz tek başına yerde yatıyordu. Adamın sol kolunda belirmeye başlayan kesikler birbiri ardına büyüyor ve acı dolu feryatlar arasından sözcükleri zor seçiliyordu. Routhen’in anlayabildiği kadarı ona ve yanındakilere yetmişti. ‘’ Siz ikiniz, hemen hastaneye götürün. James, sen benimle geliyorsun.’’ Doğruca sokak boyunca koşmaya devam etti. Kalbi hala temposunu kesmeden yaşlı bedeninin hızlı hareketlerine ayak uydurmaya çalışırken, birden yavaşlamasıyla rahatladı. ‘’ Kahretsin! Dükkana girdi.’’ Nemli soğuğun etkisine rağmen yapacak işleri olan bir dükkan sahibinin en huzurlu ve düşünceli olabileceği zamanlardan birinde, özel vaktini ihlal etmeye hiç hakkı olmayan bu suçlunun, dükkan sahibi olan sivilin yanına bu şekilde girişi, lekeli teninden damarların görünecek kadar şişmesine sebep olmuştu. Kapıyı eliyle ittiğinde asası elinde ve onlara doğru yönelmiş, yüzü boydan boya yaralı bir büyücü ve hemen ardında olabildiğince ifadesiz kalmış bir kadın duruyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Morrígan Belenus

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Spes Salutis
Patronus : Pantalaimon

MesajKonu: Geri: Sahtekarın Peşinde   Çarş. Haz. 09, 2010 3:07 am

Tarçın kokuları ile süslüdür bu mekan içine gireni çeken bir esrar vardır aralanan kapılar ardından, derin menekşeler ve zehirli sarmaşıklar sarmıştır duvarlarını, koyu ve siyah duvarların arasın da rengarenk parıldar zehirli esanslar, herkes bilse de içlerin de ne olduğunu kimse dil uzatamaz. Kanları dondurur içerden gelen kan kokusu ama kimse gelen kokunun kaynağını bulamaz, belli bir andan sonra hapsolup gider Zehirli Tarçın'nın kokusuna... Zihni buğulanır aklı karışır ve hükmedicisidir dükkânın bir hayalet. Dışardan bilenler ancak bu kadar tasvir eder dükkânı ama için de yaşayanlar şaşırır kalır o yanık tatlı kokuya, bir kez girince çıkması müptelasızdır o kana. Kan çağırır yaşamı, yaşam çağırır zehirli hayatları. Tıpkı Morrìgan'nın soğuk emsanesi gibi...

Morrìgan sıradan bir gün daha'nın sonuna gelirken bunu söylemek için çok geç olduğunu daha bilmiyordu. Az önce çıktığı toplantı da yeterince kızdırılmıştı, bu yüzden yapması gereken şeyleri yapmayı reddeden beyni ile dükkânın da arşınlıyordu. Açlıktan homurtular çıkaran midesine inat yemek yemeyen bünyesi ile her adım da hesap yapıyordu. Ta ki kapıdan yılların eskitemediği eski bir dostı hışımla dalıncaya kadar... Dalgalı kahverengi saçlarını gelişi güzel olarak yüzünün çevresinde tutturmuştu, soluk teni açlığın da verdiği münzevi etkiyle daha bir sararmış ve ayın o tapılası rengine ulaşmıştı. Çarpttığı bünye de yıkıma neden olabilecek gözleri adama kilitlenmiş, yosun yeşili elbisesi ve deri eldivenlerin süslediği eliyle öylece dondu kaldı ve "Bu ne hoş sürpriz yıllar sonra..." dedi ama adamın aceleci tavrının sebebini anlıyamadan ve daha 'Peşimdeler.' cümlesini tamamlayamadan kapıdan içeri serserice Bakanlık çalışanları daldı.

Önün de teslimiyete niyeti olmayan o can alıcı tavrı ile dikilen adamla yıllar önce eski bir Han'da tanışmışlardı. Morrìgan'nın aradığı bir Ateş çiçeğini temin etmişti ve yavaş yavaş çıkar ilişkisine dayalı bir dostluk başlamıştı. Daha sonra bu insan tacirliğine kadar gelmişti ama bu sırrı her defasın da ince bir ilmikten süzüp alırmışçasına adamın hafızasından alıyor, işine yarayacağı zaman tekrar çıkarıyordu. Bilinçsizce nefes alan bu adam peşine taktığı görevlilerle tam dükkânı'nın için de dikiliyordu. Genç kadın pahalı zehirlerin olduğu kapları her zaman özel bir koruma tılsımı ile korurdu lâkin bir arbedeye katlanabileceğini sanmıyordu ve bir arbede çıkarsa gözünü bile kırpmadan kimi öldüreceini biliyordu. Báthory...

Bu adam son zamanlar da o keskin gözleri ile yoluna çok fazla çıkar olmuştu, onun her engeli Morrìgan için bir sinir krizi demekti ve şimdi kendi ayağı ile genç kadının mabedine adım atmıştı. Tabi az sonra bakanlığın tüm aptal çalışanlarının dükkânını doldurma ihtimali canını sıkıyordu. Bu rağmen belli etmeden tüm soğukluğu ve naifliği ile dikilmeyi ihmal etmiyordu. Uyuşuk bedeninin erken rahatladığını keşfetmişti, gece daha yeni başlıyordu ve kıymetlim dediği dükkânın ortasına da bomba düşmüştü. İnce ve sanki yıllardır tütün ve alkol içmişçesine çatallı çıkan sesi ile "Baylar, yardımcı olabilir miyim?" Diyerek öne çıkmış ve küçük bir reverans yaparken asasını kolunun altına saklamıştı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/vslm-t6767.htm#2
James Lyer Vigoureux

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık
Rp Sevgilisi : Freya Artemis
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Simurg

MesajKonu: Geri: Sahtekarın Peşinde   Çarş. Haz. 09, 2010 7:10 pm

Kulaklarını seslerin her bir titreşimine açmıştı, gözleri ise karanlık sokakları taramanın yorgunluğunu hissettirerek ele batırılan iğne gibi acı vermeye başlamıştı. Uzun koşuşturmalar, bitmez tükenmez kaçışın ardında yatan sebebin bulunması için harcanan bunca emeğin sonunda meyvesini almak için son bir hamle yapmaları gerekiyordu. Terden sırılsıklam olan atleti bedenine yapışmıştı üzerindeki uzun palto ise koşarken aldığı rüzgâr ile uçuşuyordu. Boğazındaki gevşek siyah kravatı aşağıya kadar sarkmış, elleri ise soğuğun etkisiyle beyazlamıştı. Saçlarından akan ter alnından yavaşça süzülüyor oradan da elmacık kemiklerine iniyordu, yüzündeki kırmızılık ise yorgunluğunun eseriydi. İnce uzun bacakları bu koşuşturmaya yetecek kadar kuvvetliydi ama ciğerleri ve soğuk hava koşuşturmada James’e yardımcı olmamaya yemin etmişti.

Elinde sıkı, sıkıya tutuğu asayı her geçtikleri karanlık sokağa tutarak ilerliyordu, bazı karanlık sokakların en ücra köşelerine kadar bakmak zorunda kalıyordu. Önlerinde koşan köpeğin uzun burnu yeterince koku almamaktan şikâyetçi gibi her santimetreyi tekrar, tekrar koklayarak santim, santim ilerliyordu. Tüm duyu organlarını açmış eli asalı bakanlık çalışanları kalabalık olmalarına karşın sessiz davranmaya çalışıyorlar ve bir o kadarda başarı oluyorlardı, köpekten korkan bir kedinin çöp tenekesinden zıplaması ile doğrulan asalar tehlikeli bir şey olmadığı anlayınca inmişti şimdi ise hepsi asalarını havada doğrultarak ilerliyorlardı. James elindeki asaya sıkıca sarılmış durumda önünde giden köpek ve yanında yürüdüğü Başkanına göz ucuyla bakıyordu. Koşuşturmanın yormuş olmasına karşın iyi iş çıkarmaktan biran olsun vazgeçmiyordu, yaşlanmış eliyle tutuğu asasını her zamanki gibi sıkıca kavramış koşarken bakışlarından ateş püskürüyordu. Örnek alınması gereken insan olarak bilinen başkanın yanında koşan James ileride beliren insan silüetlerine doğru ilerlerken asasını daha sıkı sarılarak, gözlerini insanların en berbat görünümlüsüne çevirmişti. James asasını çevirdiği adamın kaybolması izlerken ettiği küfürleri ağzından ince nidalar olarak çıktı. Asası adamın biraz önce kaybolduğu yeri gösteren Başkan sokakların aranması talimatını verdiğinde James’te diğerleri ile gitmek için attı adımını ama yeterince kalabalık bir gruptu ayrılanlar ve başkanın yanından ayrılmak istemiyordu James.

Başkanın bakanlıktan çıkmadan önce yaptığı konuşmadan aklında yer eden bir söz kazınmıştı benliğine James’in kendi, kendine tekrar ediyordu “Azkabana gidecek ve bu gece” sözleri kendine bir aracı yaparak bütün kini sıkıca tutuğu asadan çıkacak büyüye verecekti. Öldürmek istenmeyen bir suçluyu yakalamak zordu, ne zaman ve neler yapabileceğini bilmeksizin yapacağınız hamleleri önceden belirlemeniz gerekmekteydi. Öğrenilmesi gereken birçok soru işaretli soruya yerde yatmış ve nefes almayan birinin cevap vermesi imkânsızdı ve bakanlığında sorularına cevap verecek birisi gerekiyordu. Güçlü ve bilinçli bir ekip çalışmasını yakalamış olan bakanlık görevlileri dört koldan aradıkları suçluyu bulmaya çalışmanın vermiş olduğu güveni omuzlarında taşıyor olmalarına rağmen içlerindeki korkuyu da belli etmemeye çalışıyorlardı. Sokakların ıssızlığında süren insan avı devam ediyordu alınan önlemlerin yeterliliği konusunda kendinden emin olan James başkanın yanında yürürken ileriden gelen ince iniltileri duydu, ilerledikçe yerde yatan adamın üzerine dönen asalar yere indi. Seherbaz olduğunu bildikleri adamın başının ucunda durdular, adamın yardım çığlı bile sessizleşmişti üzerindeki paltodan sızan kanlar eşliğinde gömleğindeki kesikler iç acıtır durumdaydı. James asası yukarıda etrafına bakıyordu, ince iniltiler eşliğinde sese gösterdiği duyarlığa kendini kaptırmıştı etrafında döndü, karanlık sokaklardan gelebilecek olası bir saldırıyı karşı hazır bekliyordu. Başkanın verdiği emirlerle beraber kafasını başkana cevirdi, yerde yatan Seherbaz’a uzanan iki kolu seyrederken başkanın sözleriyle kafasını tamam anlamında salladı ve yine koşmaya başladıklarında başkanla beraberdi. Bacaklarındaki ağrıları ve ciğerlerindeki havasızlığı görmezden gelmeye çalışarak harcadığı enerji vücudundan ellerine geçmişti. Asa tutan eli hafiften titriyordu, başkanın önderliğinde koştukları düz sokakta karşıdaki dükkâna giren birini gördüler. Başkanın sözlerindeki bezginliği ve tedirginliği hissetti, insanların çok olduğu mekânda suçlu yakalamak işin en zor yanıydı. Başkanın hemen arkasından girdiği barda öne çıkan kadını gözden ayırmadan başkanın yanına geldi ve asası hazır bir şekilde bekledi. Mekânın iç karartıcı havası yeterince kötüydü, tekinsiz bir yer olduğu kapıyı ilk açtıklarında kendini belli etmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Routhen Dannyl Báthory

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : ZAY
Kan Durumu : Melez
Patronus : Alageyik

MesajKonu: Geri: Sahtekarın Peşinde   Cuma Tem. 16, 2010 8:22 pm

Gecenin karanlığına karışmış dükkandan içeri girdiklerinde, çok da farklı olmayan içerisinin loşluğuna alıştı önce gözleri yaşlı adamın. Göz çevresindeki kırışıklıklar kaşlarını çatmasıyla alnına doğru yayılırken, içinden bir ses beklediklerinden daha zor olacağını söylüyordu her şeyin. Kapana kısıldığını sandığı suçlu, güçlü bir cadının ardına sığınmış, üstelik görünüşe göre onu iyi tanıyor gibi görünüyordu. Bakanlık çalışanlarından kaçtığı apaçık belli olan suçlunun varlığına rağmen, küstahlığını gizlemeden ne istediklerini soran cadıya baktı Dannyl. ‘’ Yolumuzdan çekilirseniz evet.’’ Cadının dikleşen vücudu ve karşı koyacak gibi görünen duruşuna karşılık yan gözle James’e baktı. Önce Morrigan’ı süzdü ardından suçluyu. Çalışanının bunu anlayacağını ve kendisi Morrigan’a saldırdığı anda, ondan beklediğinin suçluyu indirmek olduğunu düşüneceğini biliyordu. İkinci bir ihtar verdi. ‘’ Bayan Belenus. Şu anda aranan bir suçluyu koruyorsunuz. Eğer korkuyorsanız ve baskı altındaysanız sizi koruyacağız. Şimdi çekilin ve işimizi yapmamıza izin verin.’’ Cadının korkuyla uzaktan yakından ilgisi olmadığını biliyordu. Dükkanının saklı ama kanıtlamayan şöhreti kulağına gelmişti ; ancak ne zaman gelseler ortalıkta zehirden eser olmuyordu. Yalnızca birkaç faydasız, bir iki kullanışlı iksir tarifiyle elde edilmiş karışımlar ve sayısız ottan yapılmış değişik sular. Hiçbirinin ilk bakışta zehir değeri yoktu. Ama Dannyl kadının insanları ve zavallı düşüncelerini nasıl zehirlediğini biliyordu. Lanet olsun ki elinde kanıt olmadan kımıldayamıyordu.

Asasını kaldırdığında karşısındaki kadının da asasını kaldırdığını görmesi üzerine hızla mırıldandı kelimeleri. ‘’Expelliarmus!’’ Ancak asasına çarpan kırmızı ışık çok daha güçlüydü. Cadı her ne yapıyorsa, bu normal bir insanın elde edebileceği bir güç değildi ve asla anlam veremeyeceği şekilde büyüsünün kuvveti sol kolundan kalbine doğru ilerliyor gibi görünüyordu. Bir cadının büyüyü dahi zehirlemesi mümkün müydü? Var gücüyle asasına doğru koştu ve eline alır almaz isabetli bir büyüyle kadını tozlu zeminde sürükledi. Cadıya zarar vermekten öte yalnızca sinirlendirdiğini bilse de vazgeçmedi. Ancak gördüğü manzaradan sonra aklı başından gitti. Henüz yeni evlenecek olan James, karşısındaki büyücünün bir anlık dikkatsizliğini kullanmasıyla adamı yere sermişti. Ancak büyücünün yapabileceklerini bilmediğinden tedbirli olmasını söylemek için ağzını açtığında, bacaklarının üzerine çöktü. Morrigan’ın asasından çıkan zehirli büyü, kalbinin son çarpışlarını tamamlaması için damarlarına dolmuştu bile. Hemen ardından kısa bir pop sesi duydu. James elindeki asayla suçluyu boğacak ipleri bedenine dolamıştı. İçeriye henüz gelebilen birkaç BGT çalışanının gürültüleri arasında görebildiği, genç adamın yanı başında diz çöktüğü, suçluyu yakaladığı ve kendisine yardım etmeye çalıştıklarıydı. Nefesini huzurla vermek yerine konuşarak harcadı.

‘’ James…Bu gece iyi iş başardın evlat. Sanırım bundan sonra da benim yerime sen devam edeceksin.’’ Bir iki acılı öksürükten sonra hafifçe inledi. ‘’ Görüyorsun ya, hepimiz hatalarımızın bedelini ödüyoruz. O yüzden ne kadar aptal olursa olsun, bir kötüye asla sırtını dönme.’’ Başının omzunun üzerinden düşmesiyle gözleri kapandı. Yaşlı adamın bedeninden yükselen ruhu kimseye görünmeden yavaşça diğerlerinin arasına karışmak için yol aldı. Ortada Azkaban’ı boylayacak bir suçlu ve nereye gittiğinden kimsenin haberi olmadığı bir cadı vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Lyer Vigoureux

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Yoldaşlık
Rp Sevgilisi : Freya Artemis
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Simurg

MesajKonu: Geri: Sahtekarın Peşinde   Ptsi Tem. 19, 2010 2:11 am

Elinde sıktığı asasını hazırda bekletirken derin, derin nefes alıyordu. Yorgunluğun kendini belli ettiği birkaç saniyede ince uzun ayakları da bu yorgunluğun izlerini taşıyordu. Ayak bileklerinde beliren ağrılar eşliğinde Başkanın yanında hazır bekliyordu. Koşuşturmalarının artık son aşamasına gelmişlerdi artık bunun ödülünü alıyoruz derken karşılarında bir sorun belirmişti. James bu mekânı birkaç kez gelişinden hatırlıyordu, verilen emirler üzerine cani görünüşlü kadını birkaç kez denetlemeye gelmişti ama eli boş bir şekilde bakanlığa dönmek zorunda kalmıştı. Başkanın konuşmalarını alaycı bir şekilde dinleyen kadını süzüyordu James bütün sinir sistemlerinin gerginliği ile karşısındaki kadının dudaklarında beliren hafif gülümseme yeterince canını sıkmıştı. Gözlerinden ateşler saçarak asasını daha sıkı kavradı James, saçlarından akan ter tanelerinden bazıları gözüne geldiğinde yakıyordu ama gözlerini kırpmıyordu bile içinde bulunduğu durum buna elverişli değildi.

Başkanın sözlerindeki siniri sezdiğinde ayakları üzerinde biraz daha dikleşti asasını daha sıkı kavradı, suratında iğrenç bir gülümseme başkana bakan kadının hemen arkasında beliren ince uzun kukuletalı adamı süzmeye başladı. Adamın kukuletanın altından bakışlarını hissetti James yüzündeki hafif bir gülümseme ile eğer bir kargaşa çıkarsa onu alt edeceğini bilerek asasını biraz havaya kaldırmıştı. Suçluyu gözden kaçırmayarak yanında duran Başkanına da göz ucuyla bakıyordu, onu için endişelenmiyordu yılların verdiği deneyim Başkanın böyle durumlardan ufak sıyrıklarla çıkmasını elverişli kılıyordu. Başkan kendinden beklenmeyecek çeviklikte asasını kaldırdığında büyülü sözü kulağının içinde hisseden James cadıya büyü gönderecekti ki asasını cadının hemen arkasında duran adama doğrultu. Siyah kukuletalı adam aniden gelişen olaylar karşısında bir anlık dalgınlığından yararlanan James “Expelliarmus!” diye bağırdı. Asasından çıkan büyü adama ulaşınca elindeki asasının havada savrulması ile kendine gelen adam ne yapacağını şaşırmış vaziyette bir sağa, bir sola bakıyordu.

Yardım istercesine baktığı cadı Başkan tarafından alt ediliyor olmasından korkan adam en son çareyi yanında duran ahşaptan yapılmış birçok bardak ve içkinin durduğu siyah deri taburelerin önünde sıra halinde serildiği bara saklanmakta bulmuştu ki James birkaç adım daha atarak adama yaklaştı. Asasını tekrar kaldırdı vücudundaki bütün siniri asasından çıkan büyüye yoğunlaştırdı ve bağırdı. “İncarcerous!” asadan çıkan ince zarif büyü adam tam barın arkasına atlarken havada yakaladı, görünmez iplerin sardığı adam taş zemine düşerken büyük bir gürültü çıkarmıştı. Adamın çırpınışlarını izlemeyi seyrederken içindeki rahatlama biranda Başkanına dönesi ile yok olmuştu. Ardından gelen ilk pop sesiyle cadı kaçmıştı, arkasından gelen pop sesi ile mekâna dolan BGT çalışanlarını görünce James, koşarak başkanının yanına gitmişti ki başkanın bütün vücudunun titrediğini gördü. Hemen yanına diz çöktü ellerini başkanın kollarına dayadı, yıllarının izlerini taşıdığı yüzü şimdi terden sırılsıklam olmuş ve beyazlıyordu. James karşısındaki adama her zaman hayranlık duymuştu onun gibi olmak için bu mesleği seçtiği zaman daima onun yanında olmak için tüm görevleri koşulsuz kabul etmişti.

Şimdi elleriyle tutuğu başkanı titriyordu vücudunun soğuduğunu yüzünden anlaşılıyordu. James BGT çalışanlarında döndüğünde onlardan yardım bekliyordu, Başkanın derinden gelen sesi ile bakışlarını gözlerinde ölümü gördüğü başkanına çevirdi. Başkanın her sözü kalbinde bulunan hançerin biraz daha saplanmasına neden oluyordu. Zor konuştuğu nefes alış verişinden belli olan başkan James’e hala nasihat veriyordu. James kafasını Evet anlamında sallamıştı ki başkanın omzunun üzerine düşen başını ellerinin arasına aldı James. Ölümün soğukluğunu hissediyordu, yavaş bir şekilde başkanı sert zemine yatırdı. Gözlerinde ölümün arkasında bıraktığı boş bakışlar bulunan Başkanın gözlerini elleri ile kapattıktan sonra ayağa fırladı James. İçerisi şimdi kalabalıktı, Bakanlıktan gelen birçok Seherbaz’da BGT çalışanı olaylar karşısında sessizliklerini koruyordu. Terden ıslanmış takım elbisesi, yere koyduğu dizlerindeki tozlarla ayağa kalkmış James’e bakıyorlardı. James “Başkanı buradan götürün” diyebildi sadece yavaş adımlarla kapıya yönelmişti ki gözüne hala yerde yatmakta olan suçluyu gördü. Sıkıca kavradığı asası ile tekrar suçluya döndüğünde herkesin bakışları üzerindeydi hızlı adımlarla yerde yatan adama giderken kimse hareket etmiyordu asasını kaldırdı.

Havada duran eli adamın gözlerini kapatmasıyla yere indi büyülü sözler çıkması gereken ağzından “Seni herkesin içinde öldürebilirdim ama yerde yatan adam bana bunu öğretmedi” dedi. Suçlu cezasını çekmek için Azkaban’ın yolunu tutacaktı. James arkasını tekrar döndü hızlı adımlarla dışarıya çıktı, yağmur başlamıştı. Kafasını karanlık gökyüzüne kaldırdı, yüzüne düşün yağmur damlaları ile serinledi arkasından gelen ses “James geliyor musun?” Dediğinde kafasını önüne eğdi. “Siz gidin ben biraz yürüyeceğim” diyebilmişti ve karanlık sokağa doğru hızlı adımlarla yürüdü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Sahtekarın Peşinde

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-