AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
YazarMesaj
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 12:49 am

Noel. İçi kıpır kıpırdı Jessica'nın. Hogsmade'de elbise bakarken heyecanlanıyordu. Ve bir türlü karar veremiyordu. Buradakilerin hepsi çok güzeldi doğrusu.Uzun bir kıyafet deneme merasiminden sonra aradaığı kıyafeti buldu. Siyah bir elbiseydi bu. Uzun değildi. Diz seviyesindeydi ve yaşına uyuyordu. Onu ne çok büyük gösteriyor ne de çok çocuksu. Partneri yoktu ama bu kimin umrundaydı ki. Eğlenmek isterse kimse onu durduramazdı. Kıyafet mağazasından çıktıktan hemen sonra ( ki o elbiseye uygun siyah bir babet almayı ihmal etmemişti ) faytonlardan birine binip okula doğru yola koyuldu. Çok işi vardı çok. Daha saçlarını yapacaktı.

Okula gidip hızla Hufflepuff binasına çıktı. Hızlı bir şekilde duş aldı ve saçlarına el attı. İşi bittiğinde süper olmuştu. Çantasını eline alıp ortak salondan çıktı.

Okuldaki her yer süslenmişti. Merdivenlerden inerken Balonun tadını çıkar Jess gerçekten eğlenebileceğin başka bir olay olamaz. Okulun büyük oluşu sorun yaratıyordu. Çünkü zaten ağırkanlıydı yürümek konusunda. Zamanını alıyordu büyük salona inmek.

Sonunda büyük salonun girişine gelmişti. İçeri girdi ve kendini büyüye teslim etti. İçeri girip etrafına bakınmaya başladı. Belki tanıdık bir yüz görürdü. Biraz daha bakındı etrafına ve yürümeye başladı. Sonra gözüne Arnaldo çarptı. İşte tanıdık bir yüzdü. Onun bulunduğu masaya doğru yürüdü. Yanına gelince ''Selam Arnaldo''. Yanındaki sandalyenin boş olup olmadığını sordu ve Arnaldo'nun cevabıyla oturdu. Havadan sudan konuşuyorlardı. Jessica birden '' Parti eğlenceli olur sanmıştım. Ama sanırım biraz sıkıcı geçiyor.'' Jessica bunları söyledikten sonra Arnaldo ona biraz yaklaşıp ''Aslında balo biraz eğlenceli olabilir. En azından biz bunu yapabiliriz.'' Jessica şu anda muzurluğa açtı. Oda Arnaldo'ya yaklaşıp ''Ne gibi mesela?'' Arnaldo Jessica'nın kulağına eğilip anlatmaya başladı. O anlattıkça Jessica'nın yüzü aydınlandı. On iki yaşında olabilirdi ama bu plana hayır demezdi doğrusu. Ne de olsa bugün Noeldi.


En son Jessica Isolde Lithium tarafından Salı Haz. 22, 2010 6:53 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Floja Feodora

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Kendisi.
Kan Durumu : Safkan
Patronus : Labrador

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 9:40 am

    Yaptıklarımız sonucunda eve yollanmıştık,kısa bir süre için. Ama o kısa süre bana milyonlarca yıl gibi gelmişti. Olabildiğince çok dinlenmiştim ve Rosalie ile bolca vakit geçirmiştim. Seviyorum bu kızı ya! Kar yağmasıda cabası. Yüksek bir yerden karların içine atlamaksa bana göre bir davranış değil ama kendimi tutamayarak onuda yaptım. Ah,acaba içimdeki çocuk ne zaman büyüyecek..
    Balo davetinin ardından ikizim ile büyük bir heyecana kapıldık ve ne giyeceğimizi şasırmış bir vaziyetteydik. Neyse ki sonunda giyeceğimiz elbiseyi bulmuştuk. İkimizde siyah giyecektik. Aman kimin umrunda ki onlar kendilerine baksınlar..

    Siyah mini bir elbise,ama gotik tarzında. Orasında burasında siyah tüller var. Ellerimde de tülden eldivenler.. Siyah,karo desenli bir çorap ve yine siyah topuklu bir dans ayakkabısı. Evet,kıyafetim bunlar olacaktı ama makyajıma karar verememiştim. Yine gotik tarzında birşey olurdu sanırım..

    Balo Gecesi

    Balo gecesi hazırlanmam uzun sürmüştü ve Ros'a beni beklemeden aşağı inmesini söylemiştim. Malum onunda bir sevgilisi var vede Huffepuff.. Tamam aşk bu ota da konar boka da ama bir Huff. lu olması.. Aman canım neyse sanki benim sevgilim. Hem daha tanımadan yargılamamak gerek ama pek seveceğimide sanmam. Ama ikizim mutlu oluyorsa,bende mutlu olurum.

    Siyah mini elbisemi giydikten sonra tırnaklarımı siyah oje ile soldurdum. Su anda gayet iyi görünüyordum ama tek bir işim kalmıştı,oda saç ve makyajım.. Aynanın önündeki yatakta uzun süre oturduktan sonra karar vermem uzun oldu. Dalgalı yapamazdım. Çünkü; onu herkes yapardı. Düz yapıcaktım ama nasıl..
    Uzun düşünceler ardından sonra elime pembe saç spreyini aldıktan sonra saçlarımın aralarına sıkmaya başladım. Evet,hayet iyi olmuştu. "Uçlarına da mor renk olmalı." deyip hemen mor spreyi aldım ve saçlarımın ucuna püskürtmeye basladım. Tabi elbisem biraz kirlenmişti ama bu sorun olmazdı. Elime asamı alıp ufak bir hareketle üzerimdeki kirleri temizledim ve ufak çantamı alarak yatakhaneden çıktım. Ortak salonda da sadece 1-2 kişi vardı ve onları önemsemeden kapıdan adımımı attım. Topuklarım her yere vuruşunda değişik oluyordum ve gülesim çıkıyordu. Ne kadar çatlakça bir durum. Merdivenleri hızlı hızlı çıkarken neredeyse düşüyordum ve dengemi zor sağlayabildim.

    Büyük salon'un kapısına gelince birden ilk günüm aklıma geldi ve nasıl kargasa çıkarttığımızı anımsadım. Ne kadar çok eğlenmiştik halbuki. Derin bir nefes alıp içeriye girdim. Gözüme ilk çarpan şey Ros ile o oğlanın sarmas dolaş olduklarıydı. Ah ne kadar duygusal(!). Nadja'yı görüp hemen yanına gittim,çok güzel olmuştu. Binanın kızları güzel,biz ne yapalım değil mi ama ? "Selam Nadja. Eee bugün bir haşerelik yapıyor muyuz ? Yoksa annesinin gözleri hala Dominique'nin üzerindemi ?" derken oturdum ve hafifçe sırıttım. Dans pistine bakınca Dominique ile şu yeni oğlan Kyros'un dans ettiğini gördüm. Gerçekten güzel dans ediyorlardı. "İçki yokmu acaba ?" dedim ordan geçenlerden birine,ama bana dik dik bakarak geçti. Aptal şey! Acaba bu akşam bizi kim dansa kaldıracaktı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/f-l-o-j-a-f-t786
Mike Ragnhild

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Hades.
Rp Sevgilisi : Luxuria Ragnhild - Always
Kan Durumu : Pure blood.
Patronus : Baykuş

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 10:04 am

İnsanlar telaş içinde koridorlarda koşturuyordu. Birçoğu kıyafetlerini giymişti bile. Corey onların yanından geçerken büyük bir tezat oluşturuyordu. Diğerleri kostümlerini üzerine geçirmişken o terli eşofmanlarıylaydı. Koridor boyunca koşup ortak salonuna vardı. Ev cinlerinin telaşlı sesleri duyulabiliyordu. Portre deliğini hızla açarak içeriye daldı. Arkadaşlarından bazıları ona şaşkınlıkla seslenirken o elini aceleyle sallayarak yatakhaneye koştu. Dün gece hazırladığı kıyafeti gardıropta asılı duruyordu. Ama önce sıcak bir duşa girmeliydi. Buna zamanı yoktu. Bildiği tüm sihirleri zihninde gözden geçiriyordu. En sonunda sık kullanılan bir sihir aklına geldi. Asasını vücudunun etrafında gezindirerek; "Aklapakla" diye mırıldandı. Vücudundaki kirler vantuzla emilirmiş gibi asasının içine ilerlerken o temizlendiğini hissediyordu. Şimdi temizlenmiş olan vücuduna en sevdiği parfümünü sıkarak kıyafetini giyindi.

Adımlarını kendinden emin bir şekilde ortak salona çevirdi. İçeriye girerken orada çok az kişinin olduğunu kolayca görülebiliyordu. Corey’in etrafı süzen gözlerine Rosalie takılmıştı. Yüzünü ufak bir gülümseme kaplamıştı, Rosalie ufak adımlarla Corey'in yanına geldi hiçbir şeyin farkında olmayan Corey'in dudağına ufak bir öpücük kondurdu ve o güzel sesiyle "Seni özledim." dedi. Corey bu olanlar karşısında biraz sessiz kaldı ama "Bende seni özledim." demeyi ihmal etmemişti. Rosalie her zamanki gibi kendine özgü bir elbise giymişti tabi bu elbiseyi tamamlayan aksesuarlarıyla muhteşem görünüyordu. Adeta Corey'in gözü ondan başkasını görmüyordu. Corey bu balonun bu kadar az kişiylemi yapılacak diye kendina sormuştu ama bir yandan saat daha çok erkendi. Corey'in bu saatte gelmesinin tek sebebi Rosalieydi.


En son Mike Corey Carter tarafından Salı Haz. 22, 2010 10:17 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nadja Scrivens

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Endoplazmik Retikulum.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 7:59 pm

Gözlerini hızlıca açtı birden, korkulu bir rüyadan yeni çıkmış gibiydi. Yatağında kısık bir sesle inleyerek bir ileri bir geri gitti ve başucundaki saate göz atar atmaz yarı çalışkan yarı aylak bir şekilde yatağında yavaşça doğruldu. Etrafına salak saçma bakışlar attı ve neler olduğunu anlamaya çalışırken üzerindeki kısacık şortu ve askılı t-shirt'ü ürpermesine sebep oldu. Çıplak ayakları zeminin soğukluğuyla birleştiğinde içini büyük bir soğukluk dalgası kaplayıverdi. Elleriyle yanaklarına dokundu ve yanaklarının olması gerekenden çok daha soğuk olduğunu fark ettiğinde içinden küfretmeye başladı. Çevresinde olan biten her şey çok mantıksız sayılırdı aslında, genelde küçük kızlar tüm yatakhaneye tıklım tıklım doluşmuş tüm aynaları büyük bir vahşilikle işgal etmişlerdi. Nadja'ya ise orada oturup tüm bu olayları bir şeyle bağlaştırmaya kalmak düşmüştü, felaket olarak nitelendirdiği balolara verdiği önem kendince gerekenden çok daha fazlaydı ancak çevresindeki süslü arkadaşları çok fazlaydı ve onların arasında kaybolmak istediği en son şeydi. Sessizce etrafta dolaşan küçük bir fare gibi dolabına yöneldi ve dolabının hemen yanındaki aynada kendine bir göz attı. Gözlerinin altında hafif bir morluk seziliyordu, gözlerinin içinde ise dışının aksine hiçbir sorun yok gibi gözüküyordu. Morluklar dışında gözüne çarpan bir diğer şey ise teninin neredeyse saydam olduğuydu, teni adeta bembeyazdı. Aynadaki aksine bakadurdu bir süre Nadja, ardından parmağının ucunu morluklarda gezdirdi ve sebebini merak etmeden hızlıca dolabına yöneldi. Dün geceden kendi için eski bir elbisesini hazırlamıştı, elbise siyahtı kömür gibi simsiyahtı. Elinde tuttuğu elbisenin içine girebileceğini umarak elbiseyi bir kenara bıraktı ve üzerindeki askılı ve şorttan bugünün tembelliğine yaraşılmayacak derecede bir hızla sıyrıldı. Ardından kenara bıraktığı elbisenin fermuarını açtı ve içine girme çabalarına girişti. Kısa bir mücadele sonunda sanki bir savaş kazanmışçasına sırıttı ve karşısındaki aynada gördüğü aksinin üzerine hemen bu sırıtmadan uzaklaşmayı denedi. Siyah elbise üzerinde gerçekten hoş durmuştu, straplez bir elbiseydi ve resmen teninin bugünkü rengini açığa çıkarmak için özellikle tasarlanmış gibiydi. Siyah ve beyazın muhteşem uyumunu tüm dünyaya gösterircesine haykırıyordu üzerindeki elbise buradayım diye...

Kumral saçlarını her zamankinin aksine hiçbir şey yapmadan apaçık bırakmıştı. Saçları bir şelale gibi omuzlarına dökülüyor ordan da neredeyse beline kadar geliyordu. Her zaman boynunda taşıdığı kolyesini çıkarma nezaketinde yine bulunmayarak kolyeyi dudaklarına bastırdı ve gözlerini birkaç saniyeliğine kapatıp hemen açtı. Neredeyse hazırdı, dolabının altındaki kutudan terlikleri yerine siyah ve elbiseye uyan ayakkabılarını giydi. Ardından da gözlerinin altındaki morlukları gizlemek amacıyla arkasında duran Dominique'nin makyajını andıran bir şekilde sürme çekti. Ellerini saçlarının üzerinde son kez gezdirirken umarım fazla abartılı olmamıştır diye geçirmeden edemedi içinden. Su yeşili gözleri arkasındaki kuzeninin süsleriyle buluştuğunda, neredeyse tüm kızların saçlarının rengarenk olduğunu fark ederek hafif bir şekilde gülümsedi. Onun saçları her zamanki gibi normal rengindeydi ve hiçbir ekleme yapılmamıştı. Güzel saçlara sahip olmanın güzelliği. Herkes neredeyse hazır olduğunda Dominique ve Nadja, kuzen ve kuzen ekibi olarak aşağıya iniyordu bile. Kızlar yatakhanesinin çıkışına yeni ulaştıklarında Nadja'nın beklemediği bir şey oldu. Aslında aynı anda beklemediği pekçok şey oldu, anlaşılan olanlar sadece kendisine süprizdi. Çocukluk arkadaşı Kyros gülücükler saçarak onların olduğu yere doğru yanaştı ve hiçbir şey söylemeden hemen sağında duran kuzeninin dudaklarına büyük bir istekle yapıştı. Aslında olanların tek taraflı olduğunu söylemek büyük bir hataydı çünkü kuzeni de Kyros'a karşılık veriyordu. Onların yanından ayrılmak istediğini belli edercesine büyük bir gürültüyle öksürüyormuş efekti verdi ve midesindeki kıpırtının sebebini de merak ederek içinde giderek daha da çok artan kusma isteğine kulak vermemeyi tercih etti. Zaten onlar da yanlarındaki kızın bundan rahatsızlık duyduğunu hissetmiş olacak ki Kyros gülümseyerek ve göz kırparak bundan sonrasını devralacağını büyük bir memnuniyetle söyleyivermişti. Onlar Nadja'nın yanından sıvışınca Nadja da daha mucizevi bir şekilde kusma isteğinin geçmesiyle alay ederken büyük salonun kapısının önünde herkes gibi biraz duraksama kararı aldı. Bir dakika, iki dakika... Dakikaların geçmek bilmediğine kanaat kıldığında yavaş adımlarla sessizce kendisi büyük salona giriş yaptı ve bir-iki tanıdığın olduğu masaya şöyle bir göz atarak yanlarına gitmesiyle yanıbaşında duran Rosalie'ye döndü en azından beyni.

Rosalie düşünceli görünüyordu ancak düşünecek neyi olabileceğini Nadja da kestiremiyordu. Sonra birden kafasının üstündeki bir ampul gibi parladı Rosalie. Entrikalar, içkiler... Bu gece nereye kadar böyle sürecek diye düşünürken kendinden hiç beklemediği bir anda çınlayan bir kahkaha atıverdi. Sanki bedeni ve ruhu birbirinden ayrıydı. Ruhu başka hissederken bedeni ruhunun hissettiğinin zıttığını hissediyor aynı ona göre davranarak Nadja'nın sinirini bozuyordu. Zosia gözlerini özellikle Slytherinlilere doğrultarak küçük bir uyarı yaptıktan sonra gecenin normal temposunda devam eden Nadja gecenin ilerleyen saatlarinde bu temponun bozulacağından da emindi. Gözlerini Rosalie'den dans eden Kyros ve Dominique'ye kaydırdı ve bir süre onların öpücüklerini izlemeye başladı. Evet, işin doğrusu bu izlenilecek bir şey değildi ancak canı öylesine sıkılmıştı ki üstelik Rosalie de geri döneceğim diyip gittikten sonra... Bir şey unuttuğunu hissederek tırnaklarıyla göz göze geldi ve dün sürdüğü siyah ojelerin bugün de devamlılık gösterdiğini gördüğünde küçük bir minnet duygusuyla karşısında oturan Floja'yla birleştirdi gözlerini sonra cevap verdi: '' Şu an gece normal gözüküyor, gözüksün bakalım. Bir saat sonra haşereliği sen gör. '' Eliyle dans eden Dominique'yi gösterdi ve ekledi: '' İşte kaynak orada, gözlerini oradan ayırmazsan gecenin normaldan anormale döndüğünü gözlerinle göreceksin. '' Sonra biraz sırıtarak gecedeki kızların içkiye olan arzusunu keşfetti ve çevredeki huzursuzlara bakarken hafifçe gülümsedi. Floja içkiden umudunu kesmiş bir şekilde gözünün önündeki partnerli erkek topluluğuna bakıyordu. Yabancı birinin bile birinin dansa kalkmak istediğini bu kadar belli edeceğini tahmin edebilmesini ummuyordu. Yüzüne küçük bir sırıtış yerleştirdi, kuzeninin ve sevgilisinin danslarını bitirdiğini fark etti. Aynı zamanda masaya yaklaşan ikiliden çocukluk arkadaşının hemen yanına oturmak için hareket yapıp ardından da elini uzatarak dans teklif edişi karşısında biraz afallamıştı. Lütfen bunu bana yapma dercesine Kyros'un gözlerine baktı ancak onun pes etmeyeceğini anladığında kendisi pes ederek elini Kyros'unkinin üstüne koydu ve anında kendini dans eden diğer çiftlerin yanında buldu. Arkadan yarı romantik bir melodi kulaklarına geliyordu, bir eli Kyros'un elindeydi diğeri ise omzunda. Aralarında dört-beş santimlik bir boy farkı vardı ancak Nadja'nın yarı topuklu ayakkabıları bu farkı birkaç santime indiriyordu. Bir çocuk gibi dil çıkarma isteğini dizginlerken Dominique ile göz göze geldi. Kız sorun yok anlamında başını salladığında rahatlayarak Kyros'la konuşmaya başladı: '' Neden romantik şarkı çalarlar ki? Ha bu arada sevgilimin beni seninle aldattığını duydum. '' Sevgilim derken elbette kuzenini kastediyordu, yüzündeki küçük gülümsemenin sönmemesi için uğraşırken şarkının hafif hareketlendiğini ve Kyros'la kendisinin de hafif hareketlerden hızlılarına geçip herkesten daha güzel dans ettiklerini fark etti. İşte artık gülümsemesinin sönmemesi için bir sebebi vardı.


En son Nadja Scrivens tarafından Çarş. Haz. 23, 2010 1:28 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carlie Myracle

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Gryffindor.
Rp Sevgilisi : Buralar dutlukken Thomas'tı, şimdi Damian.
Patronus : Beyaz Tavuskuşu.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 8:53 pm

Müzik kendini iyice göstermeye başlamış, ortada çiftlerin dans etmeye başlaması ile dahada farkedilir bil hal almıştı. Gülümseyerek, müziğin notalarını mırıldanıyordum içimden. Yaslandığım Lydia'nın üzerinde elimle ritim tutuyordum. Lydia sanki piyanomun tuşlarıydı ve bende buradaki müziği onunla yaratıyordum. Plan için heyecanlıydım ayrıca, bugün güzel bir Noel yaşayacaktım anlaşılan. Ortada dans eden çiftlerin yüzlerine baktım, mutlu görünüyorlardı. Bazıları ise şeytani. Önüme gelen saçları düzelttim ve bana laf savuran Lydia'ya döndüm. "Sana gelen teklifleri reddetmemeliydin. Orda şimdi sende dans ediyor olacaktın." diyordu sitem edercesine. "Bir partnere ne gerek var. Bir kişiye takılı kalacağına sende dostlarını tercih etmez misin?" Güldüm. Cevabının olumlu yönde olacağı her tavrından belliydi. Onbeş yıllık arkadaşını insan tanımaz mıydı hiç sanki? Hem onun partner davetlerini geri çevirtmiş, hemde hala bunu yüzüne vurdukça gülmeye devam ediyordum. Yinede Ricco, Claudia olmadan çok fazla eğlenecek gibi görünmüyordu. Ama planı uygulamaya girince kanatlanacağı kesin gibi görünüyordu. Omzuna hafifçe vurdum. Orada dans eden çiftlere sanki Ah, keşke bende orada Claudia'yı kollarıma alıyor olsaydım şuan. der gibi bakıyordu. Düşüncem üzerine sessizce kıkırdadım. Lydia'nın da ona bakıp, aynı düşüncelere hakim olduğuna emindim. "Asma yüzünü Riccy. Baksana yanında iki tane güzel bayan varken ve birtanesinide yakında görecekken böyle mutsuz olamazsın değil mi?" dedim gülümsememi yüzüme daha da çok yayarken.

Gözlerimle etrafı tarıyordum. Yanımdan geçen birkaç arkadaşıma selam verip, balodakileri süzmeye başladım. Slytherin'a yanaşmak bile istemiyordum. O iblisler ne kadar şık veya güzel olurlarsa olsunlar içlerinde tek bir güzellik olmayınca, dışları kötü görünüyordu zaten. O tıstısların nasıl partnerleri olduğunu anlamıyordum doğrusu. Diğer herkes kendileri gibiydiler ve gerçekten iyi vakit geçirdiklerini biliyordum. Önümde duran kurabiyelerden birini ısırdım ve ardından bir yudum su aldım bardağımdan. "Önce dans mı edelim? Yoksa direkt başlayalım mı?" dedim Ricco'ya doğru dönerek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/carlie-myracle-t
A.Ricco De Luca

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Supercalifragilistic expialidocious
Rp Sevgilisi : İstemiyorum lan! Bu kadar laf olacaksa hiç olmasın daha iyi!
Kan Durumu : Muggle Doğumlu
Patronus : Alaska Kurdu

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Çarş. Haz. 23, 2010 12:27 pm

Çalan müzik içime bir hüzün oturtmaktan başka bir işe yaramıyordu. Yavaş ve dans edilesi. Partnersiz olmayacak türden. Kapıdan yavaşça içeri girdiğim an gördüğüm manzara belkide hayallerimin manzarasıydı. Herkes kalkmış partneriyle dans ediyordu. Hatta ortadaki boş alan sırf benim için ayrılmış gibiydi. Arnaldo ve Claudia çifti için. Balonun mükemmel çift olmaya aday olabilecektik orada durup. Arkamda Carlie ve Lydia'nın konuşmalarını dinleyip ilerliyordum ve diğer yandan o dans sahasında Claudia ile kendimi hayal ediyordum. Gözlerim gözlerine kenetlenmiş. Ellerimiz birbirimizi bağlamış. Kaçış yoktu. Bir bütündük artık. Aşkla çevrili bir bütün. Kırılmayan ve parçalanmayan. Gözlerimi sahadan alıp önüme baktım. Bu hayaller can acıtıyordu şuan. Ellerim cebinde boş bir masaya doğru ilerlerken Carlie yanıma gelip beni teselli etmeye çalışıyordu. Kafamı ona çevirip ufak bir tebessüm gösterdim ve tekrar önüme döndüm. Haklıydı. Claudia şuan üzülmemi istemezdi. Eğlenmemi isterdi. Onun suçu değildi buraya gelememek. Evet, eğlenmeye bakmalıydım. Noelin tadını çıkarmalıydım. Başımı kaldırdım ve birkaç kişiye selam vererek masaya doğru ilerlerken gryffindor masasından kalkıp bana doğru gelen birini görünce gülümsedim. Daha 1. sınıf olmasına rağmen gayet olgun görünen Jack bana doğru geliyordu. Elimi hafifçe kaldırıp selam verdim ve omzuna dokundum. "Ee, nasıl gidiyor? Eğleniyor musun? Bir partnerin var mı? Yoksa sorun değil zaten partnersizde eğlenilebilir. Hadi ben masama geldim. Sana iyi eğlenceler." diyerek Jack'i masasına gönderdim. Çocuğu konuşturmadığımı biliyordum ama ayak altında durmamalıydı. 1. sınıftaki bir çocuğu bu plana dahil edemezdim. Jack'in masasına oturmasını izlerken Carlie yanıma gelip planla ilgili bir soru sordu. "Bence önce biraz eğlenelim. Dans edelim falan. Yarım saat sonra bir araya gelip yaparız planı. Şimdilik herkes kendi masasına. Hadi görüşürüz." dedim ve kıza el sallayıp Hufflepuff masasına oturdum.

Hiç iştahım olmamasına rağmen yiyordum. Lokmalar ağzımda büyüyordu resmen. Sonunda elimdeki lokmayı bitirdim ve dirseklerimi masaya koyarak yarım saatin geçmesini bekledim. Ama hayır, yanıma hufflepuff'lı bir kız gelip selam verdim. Kafamı kaldırıp kim olduğuna baktığımda gülümsedim ve karşılık verdim selamına. "Selam Jessica. Ah, tabiki boş gel otur. Hey elbisen harika. Bugün bütün bayanlar süper giyinmiş gibi." dedim ve vişne suyu dolu bardağımdan bir yudum alıp Jessica'yı dinledim. Bir yandanda saate bakıyordum. İkimizde susup etrafı tararken sonunda Jessica sessizliği bozmaya kararlı gibi konuyu başka bir tarafa çekti. Partinin ne kadar sıkıcı olduğu hakkında birşeyler söyledikten sonra Jessicayı bir süzdüm ve acaba plana dahil olabilir mi diye baktım. 2. sınıftaki bir kızın plana dahil olup zarar görmesini istemezdim. Ama kız çok yalnız ve sıkılmıştı. Kıza biraz daha yaklaşıp sessizce konuşmaya başladım. "Aslında balo eğlenceli olabilir. En azından biz bunu yapabiliriz." dedim ve yüzüme sinsi bir gülümseme takındım. Jessica'da aynı tepkiyle bana meraklı bir şekilde soru sordu ve kulağına yaklaşıp planı ona aktarmaya karar verdim. "Birkaç kişiyle anlaşıp bugün içip sarhoş olmayı planlıyoruz. Eğlenceli olabilir diye düşündük. Hem partnerimizde yok. Hem bu sıkıcı ve resmi havayı bozmak eğlenceli olabilir. Katılmak istiyorsan bekle burada. Birazdan kalkıp planı uygularız." dedim ve dudaklarını kızdan uzaklaşıp bardağından bir yudum daha alıp kıza göz kırptı. Evet, kız yola gelmiş gibiydi. Plana seve seve dahil olacak gibi görünüyordu. Arkamı dönüp Carlie ve Lydia baktım. İkiside eğleniyor gibiydi. Tabi yarım saat sonra daha fazla eğlenecekleri kesindi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ricco-de-luca-t6
Lydia McCarthy

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : M.Kemal Atatürk & Cumhuriyet
Rp Sevgilisi : Melih Kerim Cenib
Kan Durumu : Ailemde olduğu gibi benimde damarlarımda safkan dolaşıyor.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Çarş. Haz. 23, 2010 3:21 pm

Müziğin narin ritimleri tüm salonu ele geçirmişti sanki.Çiftler çoktan dans pistinde yerlerini almışlardı.Yapışmışlardı desem daha doğru bir söyleyiş olurdu,o pistten hiç inmiyecekler gibi duruyorlardı.Bazı çifler olağanüstü derecede şirin bazıları ise şirinliğin aksine iticilerdi.İyiki noel balosuna bir partnerle gelmemiştim.Çiftlerin hepsini hafif bir tebessümle süzerken içlerinden en sevebileceğim çiftin orada bulunmadığını hatırladım.Yüzümdeki tebessüm yok olmaya başlayarak Ricco'ya kaydı.Ricco,dans pistinin bir köşesine gözlerini odaklamış belkide içinden Claudia'yla benim köşem diyordu.Onu böyle Claudia'sız görmek benim içinde üzücüydü.Ama böyle bir günde yüzündeki kederi silmeye başlamalıydı artık.Ricco'yu böyle durgun ve kederli görmeye alışkın değildim.Carlie'ye gelince oda kendi piyanosuyla hayallere dalmıştı.Kolumu piyanosu olarak hayal ediyor, parmalarını koluma hafifçe bastırarak kendi kendine müzik yaratıyordu.Ne güzel herkesin aşık olduğu ve şu an burada hayal edebileceği varlıklar vardı Ricco'nun Claudia'sı,Carlie'nin piyanosu.Ben ise sap gibi etrafımı izliyordum.Yinede arkadaşlarımla birlikte olmak beni şu an şu balodaki en şanslı ve en mutlu insan kılıyordu.Carlie'yi biraz piyanosundan uzaklaştırmak istercesine kolumu parmaklarının altından çektim."Sana gelen teklifleri reddetmemeliydin.Orada şimdi sende dans ediyor olacaktın." piyanosunu geri istiyorcasına kolumu çekiştirdi "Bir partnere ne gerek var.Bir kişiye takılı kalacağına sende dostlarını tercih etmez misin?" dediği cümleyi başımla onayladım.İşte bu benim Carlie'mdi.Carlie iki dakika piyanosundan uzaklaşında gözleri Ricco'ya kaydı. "Asma yüzünü Riccy.Baksana yanında iki tane güzel bayan varken ve birtanesinide yakında görecekken böyle mutsuz olamazsın değil mi?" Carlie'nin bu deyişini ufak bir tebessümle onayladım.Ricco'da ufak bir tebessüm eylemiyle cevap verdi bize.

Her binadan arkadaşım yanımdan geçerken selam veriyorlardı bende onlara ufak bir selamla karşılık veriyordum.Aslında kimseyle aram kötü değildir ama kavgalı olduklarım beni ısrarla süzüyorlardı,bu rahatsız ediciydi.Planımızdan önce dans etmeye karar verir vermez Carlie ile kendimizi piste attık.Muhteşem bir gece ayaklarımızın altındaydı artık.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dominique Lûthien

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Kan Durumu : Kirli.
Patronus : Karga.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Haz. 25, 2010 6:06 am



Yaşamın soyutluğunda damarlarında hızla akan kan, kendini tutuşturuyordu. Aşkın gizli kalmış iklimlerini dünya'ya harmanlayan bu iki beden, arsızca dudaklarından tutku yayıyorlardı. Onları esefle kınayan gözlerin ve dillerin içinde ki arzunun yüzüne çarpması, Dominique'yi fazladan eğlendiriyordu. O onların olmak isteyip olamayacakları, yapmak isteyip ama yapamayacakları herşeyin bütünüydü. O kötüydü ve onlar iyi. İyi ne demekti? Acaba kendi kandırmacaların da Dominique kadar huzurlu muydular? Genç kız düşünceleri ile çaprazlama aklını sınarken Kyros'un mavi gözlerine baktı. Baktı ve tutku ile gülümsedi. Başkaları Kyros'u sevebilirdi, sevgi? Sevgi? Kelime hızla zihninde canlandı, birilerinin pürüzlü ve iyi kelimelerinin onun çakıl taşları ile tuzaklar kurduğu, kişileri yere düşürdüğü hayatın da yer yoktu. O düzgün kelimelerin puzzle'ı değildi. Kötü, çirkin, pislik... Herkes kendini üç kelime ile tanımlasa Dominique'nin kendi için sarf edeceği yegane kelimeler bunlardı. Beynin de yankılanan sesler ile dalmışken Kyros'un bir şeyler mırıldandığını duydu. Sorusuna verdiği cevabı bir an için aklından öpücük silmişti ama zihni yerine oturduğun da haz ile gülümseyerek "Sana tutkunum." demişti. Tutkun, evet... Aşık, hayır... Tüm tümceler kendi çevresinde anlam bulurken az daha bedenini genç adama yaslamıştı, çekincesi olmadan ve haset ile bakan gözleri önemsemeden. Dominique hepsinden nefret ediyordu çünkü hepsi birer hiçti, hiç... Değerleri yoktu, bir tutarlılıkları yoktu. Onları küçük görmekten ayrı bir zevk alarak Kyros'un gözlerine baktı, yıkım ve tutkuyla parlayan sesiyle; "Bir gün, bir gün bu ateş bu okulu, içindekileri, içinde ki değersizlerin değer verdiklerini, hepsini yakacak, peki o zaman, sen, nerede olacaksın?" demişti. İçinde ki sonu gelmez ehrilik sözlerinden şekil bulup bedenlerini sarmalamıştı, balonun gözde çiftleri tek tek piste teşrif ederken onlar arzunun getirisi olan sonuçları konuşuyorlardı. Tatlı saç rengi, masum yüz çizgileri hiç biri, hiç biri koyu sürmesi gibi zift kaplı olan ruhuna erişemiyordu.

Yine de içlerinde ki insan ve büyücü olmanın bedelleri, ayrı ayrı terazilerde tartılırken, gecenin ihtişamına bürünmekten geri kalmak istemiyorlardı. Kyros'un uzattığı ele zarifçe konan eli, piste ilerlerken ihtişamlı bir uyumla hareket eden ayakları gibiydi. Açılış müziklerinin enstrümanları, hep slow ezgileri yığıyordu balo salonuna. Hogwarts'ın genç büyücü ve cadıları neşe ile dans ederken, onlar sarmaşık bir aşk ile dans ediyorlardı. Aradıkları uyum ritimlerden değil, bir birine duydukları tutkudan kaynaklanıyordu. Başka alternatifleri yokmuş gibi mutluluk oyunu oynayan çiftler yerine, asi bir baş kaldırışın ritüeli vardı davranışların da Slytherin'lı çiftin ama atmaca gibi gecelerine ortaklık eden annesinin varlığı genç kızı iyiden iyiye çileden çıkartmaya yetiyordu. Bu yüzden hep daha fazlasını arzulayan kişiliği ile Kyros'a daha fazla yaklaşıyor, omuzların da duran ince parmakları ile Kyros'un bedenine daha fazla sarılıyor, bedenini arsızca genç delikanlı ile bütün ediyordu. Kırmızı ve siyahın eşsiz uyumu vardı kıyafetlerin de tıpkı ruhların da olduğu gibi... Müziğin tınısı değiştiğinde hoşnutsuzluk ile beyninde yankılanan emirlere lanet etti, Dominique. Annesi derhal oturmasını söylüyordu, yazık kızını tanımıyordu. Dominique'nin uslu bir çocuk gibi bu emire itaat edeceğini düşünmek, büyük bir kandırmacanın için de ki dünya'ya iyimserlik dersi vermeye çalışmak demek olurdu ama kadın bu dersi vermek istemişti. Yanılgısını görmeliydi. Kız Kyros'un geniş omuzları arasından annesine alaycı bir bakış atarak "Oturalım mı, hem Nadja da yalnız kalmaz." demişti ama şimdiden aklında milyonlarca tilki gece danslarını yapmaya başlamıştı. Masaya doğru ilerlemiş ve yerleşmişti. Kyros yüzünde ki munzır gülümseme ile Nadja'yı dansa kaldırmayı teklif etmişti, Dominique kuzenini her zaman çok severdi. Bu yüzden onu yüreklendirerek göz kırpmayı ihmal etmemişti çünkü ruhunda ki parlak ve keskin kıskançlık kılıçlarını saplayacağı yeterince düşmanı vardı ve kuzeni yegane dostu, sırdaşı kısacası herşeyiydi. Annesi haricinde...

Annesinin varlığı her zaman diğer evlatlarının varlığına denk geliyordu. Kısık gözlerle aradığı yüzleri bulduğunda hırsla dişlerini bir birine kenetledi. Aldıkları cezayı hatırladığın da ve başlarına gelen şeylerin sorumluluklarını beraberce aldıkların da şekilli tırnaklarını, Tristan'nın yakışıklı denilen yüzüne geçirmeyi çok istemişti ama yapmamıştı. Çünkü zamanı değildi. Bu yazı o kendini beğenmiş pisiye zehir etmekte kararlıydı. O kadar kindar ve nefret doluydu ki bir an için gözlerini Gryffindor masasından hali ile Tristan'dan ayırmıyordu. Gözlerinde çakan kin şimşekleri o kadar şiddetlenmişti ki meyve suyu ile dolu olan cam bardağı çat diye kırıvermişti. İnce cam eline gömüldüğün de ve avucunun boğumlarından kan sızmaya başladığın da bile gözlerini çekememişti, keskin acı eline yapıştığında görmez gözlerini kuzeni ve sevgilisine çevirmişti.

Yavaşça ayağa kalkıp elini sardırmak için birilerini bulmayı düşünüyordu, bu yüzden çevresine bakındığın da gözlerini ona dikmiş başka biri ile karşılaştı. Kimsenin bilmediği ve hiç bir zaman bilmeyeceği en yakın dostunun ikizi yani Nymph ile göz göze gelmişti. Kızın garip bir ifade ile onu süzmesi, elinden hafif hafif kışkırtıcı bir etki ile süzülen kan sinirlenmesine neden olmuş ve üst dudağı seyirerek kıza meydan okuyan gözlerle bakmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Noel Balosu   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 8 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-