AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
YazarMesaj
Tristan der Ivanëxt

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : SD.
Rp Sevgilisi : Olivia
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Dağ Aslanı

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Haz. 25, 2010 6:21 pm



Sabah gördüğü kâbus nedeniyle güne kötü başlayan beden, en yakın dostunun verdiği tepkiyle hepten harap olmuştu. Dostunu bu kadar ihmal etmiş miydi? Sanırım öyle yapmıştı. Güne kötü bir başlangıç yapıldıysa hep kötü mü giderdi? Dostunun gönlünü almak için kendini harap eden beden amacına ulaşmış ve işi tatlıya bağlamıştı. Şimdi yüzünde oluşturduğu gülümseme ile akşam için hazırlık yapıyordu.

Aynanın karşısında aklından geçen bu düşüncelerle birlikte saçına verdiği şekli parmaklarının ucuyla düzelterek aynanın karşısından çekildi. Bu akşam baloya en yakın dostu olan Carmelita ile gidecekti. Bu gece sevgilisi yanında değildi, çok önemli dediği bir konu için İngiltere’ye gitmişti. Bu sebeple baloya Carmelita ile gidiyordu. Olivia, Tristan’ın en yakın dostunu biliyor ve bunun hiçbir sorun yaratmayacağını düşünen beden, yatağının üzerinde duran ceketi alarak ortak salona geçmek için kapıdan çıktı.

Salona geldiğinde herkes balo için son hazırlıklarını yapıyordu. Ortalığı tatlı bir telaş almış ve kızlar makyaj malzemelerini bulmak için asalarından yardım alıyorlardı. Ahh bu kızlar! Tristan’ın iç sesiyle birlikte merdivenlerden inen genç, alımlı bir bayan son basamakta durdu ve tatlı bir gülümseme ile sarı saçlı çocuğa bakmaya başladı. Gözlerini kaldıran Tristan, gördüğü karşısında adeta büyülenmiş gibi hissetti. “Ca-ca-carmelita?” kekeleyerek söylediği isimle birlikte yutkundu ve tekrar konuşmaya başladı: “Çok güzel olmuşsun dostum, bugün bütün erkeklerin gözleri senin üzerinde olacak, sana sahip çıkmalıyım” diyerek kıkırdadı ve cadının elinde duran çantayı kafasına yedi. “Ahh!” diye haykırdıktan sonra sağ elini havaya kaldırdı ve partnerini baloya götürmek için beklemeye başladı. “Bayan D’alora baloya benimle birlikte gelir misin?” demesiyle kıkırdamaya devam etti. “Eğer gülmeyi bırakırsan gelirim Bay Ivanëxt!” dediği anda hemen cevap verdi: “Tamam, dostum tamam” Ellerinde hissettiği sıcaklık ile birlikte tekrar gülümsedi ve çantayı bir kez daha kafasına yedi. İki iyi dost baloya gitmek için yavaş adımlarla ortak salondan ayrılmaya başladı.

***

Merdivenlerden yavaş bir şekilde inen ikili zemin kata ulaştığı anda müzik seslerini duymaya başladılar. Hızla içeriye giren bedenler dostlarının bulunduğu yere doğru ilerleyerek kendilerini eğlencenin içerisine attılar. Dostlarını gören ikili onlara el sallayarak yanlarına yaklaştılar. “SELAM MİLLET!” diyerek selam verdi. Müzik sesi oldukça fazla olduğu için birbirlerini duymak oldukça zordu. “NASIL GİDİYOR BALO?” diyerek bir soru yöneltti ve bakışlarını tekrar Carmelita’ya çevirdi. “Dostum şu çocuk sana mı bakıyor yoksa bana mı öyle geliyor?” diyerek kıkırdadı ve kafasına çantayı yemekten son anda kurtuldu. “Hadi ama ne var şimdi?” diyerek kocaman gülümsedi. Dostu sevgiyi hak ediyordu. Albert’in gidişinden sonra içine çok kapanmıştı. Yeni birileriyle tanışmasını vakti gelmişte geçiyordu. O sırada dostlarından aldığı cevap ile gözlerini Carmelita'nın üzerinden çekti.

Balonun etkisine kapılan bedenler eğlencenin zirvesine ulaşıyorlardı. Carmelita ile olduğu yerde dans eden Tristan, dostuyla eskisi gibi olduğu için kendini çok mutlu hissediyordu. “Tekrardan eskisi gibi olduğumuz için çok mutluyum Carmy!” diyerek gülümsedi ve karşılık aldığı anda zihnindeki düşünceleri dile getirmek için derin bir nefes aldı. “Carmy seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun öyle değil mi, biliyorsun tabi bunu sormam hata, neyse sana tavsiyem artık kapalı kapılar ardında tuttuğun kalbini başkası için açmalısın, tamam biliyorum çok seviyordun ama hayat devam ediyor, kendini böyle harap etmeni istemiyorum, ben eski Carmelita’yı özledim” diyerek karşısında duran cadının gözlerine bakmaya başladı. O sırada gözlerini dostunun arkasında duran Dominique ilişti ve aklına muzip bir fikir geldi. Bu sayede Carmelita’nın düşünmesi için bir fırsat verebilirdi. Artık bu moddan çıkmalıydı. “Carmelita, dostum bak şimdi ne yapacağım, beni iyi seyret” diyerek dostunun yanından ayrıldı.

Hızla üvey kardeşinin yanına gitmeye başladı ve yüzünde oluşturduğu sinsice bir gülümseme ile cadıya yaklaştı. Sarı saçlı kızın yanına vardığın başında durarak dik dik bakmaya başladı. “Merhaba, küçük tıstıs, bakıyorum da yalnızsın her zamanki gibi” diyerek kıkırdadı. “Sen hep yalnızsın değil mi? Yazık sana, neyse ki ben buradayım öyle değil mi? Yalnızlıktan kurtulmuş olursun” diyerek sinsice güldü. Gözleri bir anlığına cadının eline ilişti ve kandamlasının yere aktığını görmesiyle yeni sözler aklına geldi. “Ahh, tabi yalnızlıktan bıktın ve kendine zarar vermeye başladın öyle değil mi mazoşist cadı? Tamam hadi tamam, bu gece seninle ilgileneyim biraz ne dersin? İster misin?” diyerek yanlarına yaklaşan ikiliyi gördü ve sözlerine devam etti. “Bu gece balo olduğuna göre benimle dans eder misin?” diyerek Dominique’nin gözlerine bakmaya başladı. Yüzündeki o değişik ifade karşısında ciddiyetini bozmayan Tristan, beklemeye başladı ve tam Dominique’nin konuşmaya başlamadan önce elini Nadja’ya uzattı ve “Ee, ne diyorsun Nadja?” diyerek ayakta duran cadıya bakmaya başladı. Hafifçe kulağına yaklaşarak “Eğer, benimle dans etmezsen, tüm okula senin Kyros’u sevdiğini yayarım, bunu yaparım biliyorsun” diye fısıldadı. Bu tehdit karşısında ne yapacağına karar veremeyen cadı, Tristan’ın kararlılığını gördü ve elini uzatarak dansı kabul etti. Son kez Dominique’ye bakarak “İyi akşamlar, seni yalnızlığın ile baş başa bırakıyorum küçük tıstıs!” dedi ve piste doğru ilerlemeye başladı.

“Merhaba Nadja, nasılsın?”
“Kapa o koca çeneni Tristan, ne halt yemeye çalışıyorsun?”
“Dans etmeye çalışıyorum Nadja, bunu anlaman için zeki biri olduğunu sanıyordum”
“Kes sesini!”
“Şimdi senden bir şey istiyorum, bana Dominiuqe’nin en önem verdiği bir şeyi getireceksin, sana bir hafta müddet, eğer getirmezsen ne yapacağımı gayet iyi biliyorsun.”
“Bunu yapacağıma ölürüm daha iyi ve ayrıca bileğimi sıkmayı bırak!
“Ölmek senin için bir ödül olur Nadja neyse ben diyeceğimi dedim gerisi sana kalmış ve unutma Dominique’yi bu konuşmamızdan bir kelime dahi söylersen, gerisini sen düşün! Ahh, pardon eski alışkanlık ne yaparsın, yılanı tuttuğun anda sıkmalısın!”

Sözünü bitirmesiyle birlikte Nadja’nın yanında hızla ayrıldı ve Carmelita’nın yanına gitmek için adımlarını hızlandırdı. Yalnız bıraktığı kişinin ardından kahkahalar atarak ilerledi. İçinde hissettiği mutluluk ile adımlarını atarken birden üzerine birisinin atladığını hissetti. Dengesini kaybedip yere kapaklandığı anda bunun kim olduğunu öğrenmek için başını yukarıya doğru kaldırdı...



En son Tristan der Ivanëxt tarafından Cuma Haz. 25, 2010 9:01 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lorena Myracle

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Lsd.
Patronus : Midilli.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Haz. 25, 2010 6:35 pm

Noel Balosu'nu duyduğu an dolabına koşarak koyu mor fırfıtlı eteğiyle
ona
uygun siyah tüllü üstünü giymişti. Altına siyah botlarını geçirip
saçlarını
açık bırakmış ve dudaklarına tarçın kırmızısı rujunu sürüp
siyah
far ve göz kalemiyle tamamlamıştı makyajını. Mavi gözleri insanın
içine
işler gibiydi. Eh kardeşlerini evin içinde bulamayınca tek başına
dönmüştü
okula. Yolda birçok insanla karşılaşmış ve bazılarından tehdit
almıştı.
Tehdit edenlere ne mi oldu? Birkaç dakika içinde çöp sandığı
gibi
birşeyin içinde yüzüyorlardı, ah Lorena'nın hiçbir suçu yok. O daha

küçücük bir kız. Ne yapabilir ki, değil mi?!

Büyük salona
girdiğinde
Carlie ve Giselle'i görünce ^siz öldünüz.^ bakışını
fırlatmıştı.
Kendisini bırakıp gelmelerine çok bozulmuştu, önüne
bakmadan
yürüyordu ki az kalsın tıstıslardan birini eziverecekti. Son
anda
egzotik bir salınımla dans edercesine sıyrılmış ve mesnevi
pozisyonunda
dönüp insanlara bakarken Tris'i görerek dudaklarına bir
gülücük
kondurup oğlana arkadan yanaşmıştı. Tris dans ederken etrafına bakmadığından göremezdi kendisini. Aniden sırtına zıplatıp tutundu ve 'Tris hoşgeldiiiin!' diyerek sırtında durdu. Yazık.
Kendisini de yere atmamıştı açıkçası, tatlı çocuk. Ups o da ne! Tris'in dengesini bozmuş olmalıydı ki çocuk yüz üstü düşüyordu. Doladığı bacaklarını hızlıca yere bastırıp oğlanı kendine çekip düşmesini yavaşlatmıştı. Bacak kemikleri feci derecede zonklarken eteği de gayet teşhirci gibi açılsa da tehlikeli değildi. Tris'in sırtından inerek onu kaldırıp üzgünce gözlerine baktı ve kocaman bir öpücük kondurdu yanağına. Küçük çantasından çıkartığı kolanyalı mendille ruju silmiş ve 'Üzgünüm. İyi misin?' demişti. Tris'in bakışları artık alıştım dercesineydi. Eh son dört yılda
Lorena'ya
katlanmayı becermişti doğrusu. Onu seviyordu Lorena. Her
düşüncesini
ona anlatabiliyordu. En son konuştukları şeyi kardeşlerine
bile
söylememişti açıkçası. utangaç bir gülümseme gönderdi Tris'e. Kendisine kızgın kalamayacağını biliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rosalie Feodora

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Floja.
Rp Sevgilisi : Bullet For My Valentine.
Kan Durumu : Safkan.
Patronus : Unicorn.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Haz. 25, 2010 10:52 pm


    Floja gözlerini devirerek Rosalie ve Corey’i baştan aşağıya süzdükten sonra ortama geri dönmüştü. Tamam, yargısız infaz yapıyordu. Aslında bunun farkındaydıda, ama kardeşinin mutluluğunuda istiyordur umarım diye düşünmemek elde değildi. Rosalie şuana kadar yaşadığı ilişkilerinden sonra Corey’de gerçekten mutlu olmuştu. Corey ona olağan dışı bir huzur veriyordu sanki. Ona duyduğu duygular o kadar yoğundu ki, bazen içinde kaybolmaktan korkuyordu. Hufflepuff olması umrunda mıydı? Kesinlikle hayır. Aydınlık tarafta olması? Belki aralarındaki tek uçurum bu olabilirdi ama Corey’in kendini Aydınlığa adamadığınıda biliyordu. Bu yüzden mutlulardı, huzurlulardı. Kafasını kaldırıp sevgilisinin yüzüne baktığında söylediği o sözcükler dudaklarından o kadar güzel bir şekilde dökülmüştü ki sanki… Bütün gece Rosalie’yi esir alabilirdi kelimeler. Seni özledim kelimesi ne zaman bu kadar özel olmuştu ki Rosalie’nin gözünde. Ah Tanrım, diyorum ya bu kız gerçekten değişti diye. Ama Corey’in verdiği ‘‘ Bende seni özledim. ’’ cevabı üzerine yüzündeki gülümseme daha da artmıştı. Onları izleyen gözlere inat ellerini sevgilisinin eline daha da güçlü kenetlemişti. Kimse umrunda değildi. Ya da söylenen sözler, dedikodular… Hiçbirşey. Sadece şuan bu gece ve bu an önemliydi onun için.

    Gözlerini tekrar etrafta dolaştırdığında etrafın yavaş yavaş dolduğunun farkına varmaya başlamıştı. Dominique ve Floja’nın oturduklarını, Nadja’nın Kyros’la dans ettiğini gördü. Bu gece ikizinin tek kalmaması için yanıp tutuşuyordu bedeni. Tabi bir yandan da, ortalığı toz duman edecek birşeyler çıkacak mı çıkmayacak mı bunları da merak ediyordu Rosalie. Corey’in yanında dikilirken zamanın nasıl aktığının bile farkında değildi oysa. Tamamen afallamış bir biçimde kafasını kaldırdığında ellerinin hala Corey’in ellerinde kenetli kaldığının farkına vardı. Hafifçe gülümsedi ve sevgilisini göz önünden uzak bir kenara çekti. Ellerini yavaşça Corey’in boynuna kenetledi. Elbette boyu Corey kadar uzun değildi ama ayakkabılarının azizliği ona bu gece büyük bir avantaj tanımıştı doğrusu. Corey’de yüzündeki gülümsemeyi büyüterek ellerini Rosalie’nin beline doğru kenetledikten sonra gözlerini kızıl cadının gözlerine dikti. Rosalie hafifçe sırıttı ve konuşmaya başladı. ‘‘ Şuanda bizimle ilgili kim bilir neler diyorlar… Slytherin binasından pek laf eden olmayacaktır ama Hufflepuff kızları büyük bir yıkıma uğradı sanırım. ’’ dedi sinsice sırıtarak. Yeniden sevgilisine bir öpücük daha sunarak…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ross-t6988.htm#2
Nymph Xénia Blythe

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Well, you can tell jesus that the bitch is back.
Rp Sevgilisi : Pisicik (Jan Andrew Vogué)
Kan Durumu : Pureblood
Patronus : Hawk

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Haz. 25, 2010 11:07 pm

Slyvia adeta dalga geçen bakışlarını Dominique'nin ğzerinde gezdirirken benim gözlerim Nadja'ya kaydı. Onun saldırırsam Dominique'i koruyacağına emindim. Bu yüzden bir plan yapmalıydık; ama Slyvia plan yapmazdı. Onun ustasından öğrendiği kadarıyl saldırı en iyi savunmaymış. Bu düşüncelerimi bildiğinden dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Kıvrımlı dudakları hafifce aralandı. Kan kırmızısı rujunun altında beyaz dişleri kan emmeye hazır bir halde bekliyor gibiydiler. Derin bir nefes alıp yerinden doğruldu. Gözleri Dominique'den bir saniye bile ayrılmamıştı. Elinin elbisesinin altındaki asaya gittiğini gördüm. Gözlerim hemen profesör masasına kaydı. Müdür bile oradan kızını izliyordu. Slyvia bedenimel tek bir hamle yapsa kesinlikel ceza alacaktım. Bu sırada Dominique yerinden kalkıp etrafı süzmeye başladı. Sarı saçlarını geriye savurarak bedenime küstahça bir bakış attı. Slyvia başıyla düello selamını verdi. Gülümseyerek Dominique'e karşı ' Hayrola yılancık şimdide banamı tıslamaya çalışacaksın. Yalnız dikkat et ben tıslamam anında zehrimi bedenine salarım. ' diyerek hafif bir kahkaha attı. Kahkahasında benden çıkmayacak tonda bir öfke vardı. Ravenclaw armasının atlıdna bariz bir Slytherin'i andırıyordum. Slyvia'nın adının başı bile Slytherin'den geliyordu. Bu bilmek midemi bulandırsa da şu anda ikizim için çenemi kapalı tutuyordum. Çünkü bu tıstısa dersini verecek bir Slyvia olabilirdi.

Dominique Slyvia'ya bakarken benim gözlerim tamamen profesörler masasındaydı. Slyvia ne yaparsa yapsın ceza alacağımın farkındaydım; ama artık çok geçti. Bir an gözlerimi slaondaki öğrenci kalabalığına kaydırdım. Jan bize doğru geliyordu. Tristian biraz ötedeydi. Onun dışında birçok Gryffindor salondaydı. Ayrıca birkaç Hufflepuff ve Ravenclaw'da vardı. Slytherin'dende yeterince adam bize bakıyordu. Küçğk öğrenciler yemeklerini bitirip gitmeye çalıştılar. Bizden uzaklaştıklarında Slyvia sakince asasını kaldırdı. Gülümseyerek asasını iki duvara doğru salladı. Sallarken en büyülü sesiyle ' Locomotor duvar! ' diye haykırdı. Duvarlar Slyvia'nın emrine uyarak hareketlenmeye başladı. Bir an ruhumun çekildiğini hissettim. Lilith ve benim bütün büyü gücüm Slyvia'ya doğru akıyor gibiydi. Slyvia'nın ruhundan gelen saf büyücülük gücünü arttırıyordu. Bunu bilmek bütün moralimi bozuyordu. Duvarlar kayarak profesör msasını ve küçük öğrencileri bizden ayırdı. Artık kare şeklinde bir odada kalmıştık. Profesörlerin telaşlandığına emindim ve her an buraya girebilirlerdi. Bunu Slyvia'da farketmiş olacaktı ki hemen asasını oynatmaya başladı. Birkez daha kan kırmızısı dudaklarını oynatarak ' Colloportus ' diye fısıldadı. Oda artık mühürlü bir şekilde kala kalmıştı. Slyvia'nın öfkeli bakışları benim bedenimden Dominique'e doğruydu. Bütün bu büyüleri yaparken bir an bile gözlerini Dominique'den ayırmamıştı. Merakla etrafıma baktım. Daha önce gördüğüm kişiler hala odadaydı. Kyros Dominique'nin yanında bir yılan gibi hareketlenmişti. Jan ve Tristian hızlarını arttırmıştı. Artık herkes bize bakıyordu. Slyvia saçlarını geriye savurarak ' Ne dersin yılancık birde bana Sectumsempra yapmayı dene istersen. İşte sana fırsat! ' diyerek bir adım daha Dominique'e yaklaşmıştı. Asasının hazır beklediğini biliyordum. Aslında artık herkezin asası hazır beklkiyordu. Şu anda düşündüğüm tek şeyse Dominique'nin tepkisiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lorena Myracle

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Lsd.
Patronus : Midilli.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   C.tesi Haz. 26, 2010 12:10 am

Sonra bir an Nymph'ın sesinin öfkeli tonunu
duyunca mavi gözleri
açılarak sarışın kıza çevirdi bakışlarını.

Nymph
ve öfkeli
olmak? Nymph ve tehditkarlık? Tıstıslarla bir kavga çıkacaksa

kesinlikle orada olmalılardı ve kesinlikle de olay çıkacak gibiydi.
Yan yan Tris'e baktı. Nymph asasını

çektiğindeyse Tris'i çekiştirdiğini bile farketmeden sarışın kızın
yanında
almıştı soluğu. Çok değişik gözüküyordu. Mavi gözlerini
tıstıslara
çevirdiğinde Kyros takıldı gözüne. Şöyle sağlam bir tane
patlatmak
istiyordu o çocuğa. Her gördüğünde şişinen bir egoyla mıç mıç
yapmak
istercesine Dominique'nin peşinde dolanması midesini
bulandırıyordu.
Kıskanıyor muydu? Hayır. Sadece sülükleri sevmezdi. Hem
Slytherin'de
onun için çok özel birisi vardı. Sağ eli sırtına
doğru
gitti. Hazırlanırken asasını oraya sokmuştu ve Nymph büyülü
sözleri
söylediğinde duvarların hareket etmeye başlamasıyla asasını
eline
alarak hafifçe sallamıştı nedenini bilmese de. Arada olduğu gibi
mor
bir huzme yayılıp sönmüştü. İçini kaplayan manyakça neşe gözlerini
parlatmış
ve onların da asasıyla aynı morlukta parlayıp mavileşmesini
sağlamıştı.

Kimsenin
geçmişi tam olarak bilinmezdi, ailesi
tarafından bile.
Duvarlar
bir avuç öğrenciyi içine alırken Nymph'in
sesi bir kez daha
duyulmuştu ve kitlenmişti duvarlar. Profesörler
açabilirdi ama
uğraşırlardı çünkü yenilenebilirdi öğrenciler tarafından.
Kalp
atışlarının hızlanmasını hissederek kavga çıkmasını bekledi.
İstiyordu.
Onlardan birinin kanını dökmek istiyordu. Kütüphaneye
sakladığı
yavru kedisinin ölümünü ödetmek istiyordu. Bir de Kyros'un şu
sersem
gülümsemesini silip atmak istiyordu. Sectumsempra kelimesiyle
gözlerindeki
ifadenin değiştiğini biliyordu. Normal davranmalıydı. Elini

sıktığında içindeki kumaş ve ten şaşırtmıştı onu. Eline baktığında
SALAKSIN!
diye düşünmesine neden olacak şeyi görmüştü. Tris'i tutmayı
kesmeyi
unutmuştu! Elini çekip birinin birşey demesini bekledi. İçi
gıdıklanıyor
ve artık bir başlangıç istiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nadja Scrivens

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Endoplazmik Retikulum.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   C.tesi Haz. 26, 2010 12:40 am

Kyros'la dans pistinde o kadar çok dönüp durmuştu ki pistteki en hızlı çift olduklarının ayırdına varamamıştı. Hafiften başı dönmeye başlarken sanki kafasının içindeki her şey yavaşça dönmeye ve sabitlendiği bu mekandan uzaklaşmaya başlarken müziğin tınısı bitmek üzere olduğuna dair küçücük bir ampul yakmıştı Nadja'nın kafasında. Tahmin ettiği gibi bir ömür gibi geçen yaklaşık beş saniyeden sonra şarkının bitişi ortalığı büyük bir sessizliğe gömdüğünde çocukluk arkadaşının sıcak elini ve içini ısıtan gülümsemesini arkasında bırakarak dans pistinin dışına doğru bir adım atmıştı. Arkasına bakmasına gerek yoktu zaten hassas kulaklara sahipti ve Kyros'un onun hemen arkasında durup birazdan ortalığın karışacağı yere doğru gittiğini kestirebiliyordu. Arkasındaki Kyros'un varlığına güvenerek ilk defa yere sağlam basmayı denedi. Genelde biri olay çıkarmak için çabaladığında bunu anlaması çok uzun sürmezdi ve bunu anlamak onun olaylara bakış açısını daralttığı gibi ayaklarını yere sağlam basışının da sonu olurdu. Gittikçe hızlanan yavaş adımlarla Dominique ve Tristan'ın konuştuğu yere çabucak varmayı aklına koyar koymaz, kuzeninin her tarafı parçalayacakmış gibi çevreye bakan gözleriyle ve kırmızıya bulanmış eliyle karşı karşıya geldiğinde yakında olay çıkacağının anlanması o kadar da zor gelmemişti. İçinden gerekli gereksiz bütün olasılıkları geçirirken sayısız küfürle aklından geçirdiği tüm olasılıkları iğnelemekten kaçınmıyordu. Su yeşili gözleri kuzenininkilerle buluştuğunda başına en büyük belayı doğmakla aldığının somut bir örneğini gözlerinin önünde görüyordu adeta. Sağ işaret parmağıyla boynundaki kolyesini yokladığında içini kendini denize atmış gibi bir huzur fırtınası kaplamıştı. Kuzeninin yanına ise henüz varmıştı. Konuştukları beni ilgilendirmiyordur herhalde diye geçirdi içinden ve sonra anında bu düşüncesinden caymasını sağlayacak bir şey oldu. Tam oturmak üzereyken kalın ve güçlü parmaklar dizisinin onun önüne durduğunu fark etti ve Tristan'ın neredeyse iğrenç denebilecek kadar iğrendiği sesi kulaklarına büyük bir baskı uygulamaya başladı. Tam teklifini geri çevirip az önce ucundan döndüğü oturma işlemini gerçekleştireceği sıra bu sefer iğrenme duygusundan çıktı ve kulaklarına gelen melodimvari sesin sahibini deşifre etmeye çalıştı. Beklenen cevap kısa sürede beyninde yankılanmaya başlamıştı bile; Tristan.

Sinirden büsbütün morarmış bir halde zoraki olarak bir elini Tristan'ın elinin üzerine koydu ve karşısındaki kaslı çocuğun kendisini dans pistine kadar sürüklemesine büyük bir isteksizlikle izin verdi. Bugün normal bir gün olacaktıysa da eğer artık olmayacaktı, eğer üvey kuzeni tehditlere başladıysa bir şeyler muhakkak ters giderdi. Onun dünyada olması bile dünyadaki herkesin varlığı için çok büyük bir tehditti. İnsanların onun boş tehditlerine uzun süre marus kalması halinde akıl sağlıklarını yitirmeleri olağan bir durum sayılırdı. Elleriyle üvey kuzenine dokunabilecek bir yer aradı, onun pisliğinden arınmış bir yer... Ancak karşısındaki çocuk ondan hızlı davranarak onun sol elini kavramıştı bile. Sol elinin üzerinde hissettiği el önce yumuşak bir dokunuşla başlamış sonra eli kavradığından emin olduğu anda hızla sıkılmıştı. Nadja bileğindeki hızla artan yavaş ağrıyı göz ardı ederek Tristan'ın sözlerine kulak verdi.
“Merhaba Nadja, nasılsın?”
“Kapa o koca çeneni Tristan, ne halt yemeye çalışıyorsun?”
“Dans etmeye çalışıyorum Nadja, bunu anlaman için zeki biri olduğunu sanıyordum”
“Kes sesini!”
“Şimdi senden bir şey istiyorum, bana Dominiuqe’nin en önem verdiği bir şeyi getireceksin, sana bir hafta müddet, eğer getirmezsen ne yapacağımı gayet iyi biliyorsun.”
“Bunu yapacağıma ölürüm daha iyi ve ayrıca bileğimi sıkmayı bırak!
“Ölmek senin için bir ödül olur Nadja neyse ben diyeceğimi dedim gerisi sana kalmış ve unutma Dominique’yi bu konuşmamızdan bir kelime dahi söylersen, gerisini sen düşün! Ahh, pardon eski alışkanlık ne yaparsın, yılanı tuttuğun anda sıkmalısın!”

Dans pistinde adına dans bile denmeyecek bir yavaşlıktaki dans son bulduğunda Nadja derin bir nefes aldı ve dans pistinde avare avare dolaşmak yerine kuzeninin yanına gitmeyi seçti. Kuzeninin yanına ilerlerken kan dolaşımının birkaç dakika durmuş olduğu sol bileğine bastırdı sağ işaret ve orta parmağını. Arkasına bile bakmadan zoraki bir şekilde yürüyordu aslında, bileğindeki acı dayanabileceği türden bir acı değildi. Sessizce inleyerek mosmor olmuş bileğine şöyle bir baktı ve en az bir ay elinin sarılı duracağına inanmayı pas geçerek kendini kuzeninin yanında buldu. Az önce Tristan'ın söylediklerini kuzeninden saklamasının mümkün olmadığını biliyordu, sebep olarak bir şey söylemek yerine boynundaki kolyeyi bu sefer sağlam olan sağ eliyle yokladı ve elini hızla geri çekti. Olay çıkacağından kesinlikle emindi bu yüzden Kyros'un yanındaki yerini almış ve onunla dalga geçercesine biz Dominique'nin gardiyanlarıyız tarzında bir hava yaratmaya çalışmıştı. Kendi halina içinden gülerken Nymph'ın iğrenç bakışlarını bir anlığına da olsa üzerinde yakaladı, sonra sıradan herkese şöyle bir göz attı ancak kuzeniyle göz göze geldiğinde dehşet dolu oluyordu o gözler. Müzik sesi dışında başka hiçbir ses duyulmayan salonda genç cadının bağırışları onu birden kendine getirdi ve çevresindekilere şöyle bir göz gezdirdi. Her ihtimale karşı elbisesinin altında gizlediği asasını çıkardı ve arızalı olmayan sağ eliyle sıkıca kavradı. Küçük bir odacığa hapsolduklarında ve karşısında duran Nymph tamamen değişmiş bir halde onlara özellikle de Dominique'ye düello selamı verdiğinde bu işin zıvanadan çıktığına iyice inanmaya başlamıştı. Üstelik odayı mühürlemişti de, bu demek oluyordu ki bu gece kütüphanedekilerin aksine yaralı değil ölü de olabilecekti. Gardiyanlıktan çıkıp kuzeninin hemen yanındaki yerine aldı ve senin yanındayım dercesine göz kırptıktan sonra odadakileri yokladı. Ölecekse de bu gece ölmeyecekti Nadja ama ölecek biri varsa kesinlikle karşısında duranlar idealdi. Carmelita ve Tristan'a pis bir bakış atarken aklından geçirdiklerinin çoktan deşifre olduğunu fark ettiğinde içten içe gülümsedi. Bu gece ölüm gecesi olmayacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Penelope Raynolds

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.



Mücadele Tarafı : Gryffindor Braveyard for life. +_+
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   C.tesi Haz. 26, 2010 12:56 am

Haftalardır beklenen Noel Balosu bu geceydi ve Penelope'nin parlak sarı saçları kızlarında yardımı yaptığı büyülerle bukleler halinde omuzlarına dökülüyordu. Saçlarını bozmamaya dikkat ederek, özenle binasını temsil eden kırmızı straplez elbisesini üzerine geçirdi ve aynı renk parlatıcısını sürdükten sonra aynada yansımasını memnuniyetle izledi. Lydia, Carlie, Lorena ve diğerleri kendisini defalarca çağırmıştı ama her zamanki gibi en son giden Penelope oluyordu. Muhtemelen iyi müzik ve çeşit çeşit yiyeceklerle aşağıda eğleniyordu binadaşları. Tabii başka tahminleride vardı aklına getirmek istediği. Kütüphane büyük salondaki diğer olaylar; lanet olası tıstıslar. Özellikle Gryffindor'lara bir kastları vardı açık olarak. Eh, onlarında yılancıklara kastı vardı. Lorena'yla bahçede gezinirken ne zaman o uyuzlardan birini görse hiç huyu olmayan bir şekilde pis pis bakmak gibi bir alışkanlık edinivermişti ama umurunda değildi. Boynuna ince bir zincirin ucuna takılı yıldızlı kolyeyide takıp topukları üzerinde döndü ve hızlı adımlarla yatakhaneden, sonrada ortak salondan çıktı.

Büyük Salona yaklaştıkça müzik yaklaşıyor, öğrencilerin konuşmaları anlamsız mırıltılar olmaktan çıkıyordu. İçini farkında olmadan bir heyecan kaplayıvermişti. Bu gecenin çok ama çok uzun olacağına dair bir his vardı içinde. Bunun iyi anlamda bir uzunluk olmasını diliyordu yanlızca. Salona girince yüzüne o herzamanki kocaman gülümsemesi yerleşmişti. Gözleriyle çevreyi tarayıp kızları bulmaya çalıştı ama zorlanıyordu. Bu sırada dikkati bir noktada toplanan küçük kalabalığa takılmıştı. Ah, şu Jan'ın ki değil miydi? Aslancıkların pek onaylamadığı sarışın, uzun bacak. Onu her mesafeden tanırdı. O oradaysa Jan'da orada olmalıydı, tabii diğerleride. Hızlı adımlarla önüne çıkan herkesi ittirerek yanlarına ulaştı. Gözüne ilk ilişen kişi olan Lorena'ya yanaştı hemen. Ama daha geldiğini haber veremeden çevrelerini kapayan duvar gözlerini kocaman açmasına neden olmuştu. Anlamayarak çevresine bakındı, sonra ortadaki manzarayı çenesiyle işaret ederek Lorena'yı dürtükledi." Neler oluyor burada? Tıstıslar yine olay mı çıkardı? " dedi ters bir ifadeyle. Sorunun cevabını biliyordu gerçi. Ama Jan'ın bekte hoşlanmadığı sevgilisinin en ortada, asasını çekmiş duruyor olması dikkatini çekmişti. Onun yerine bir Slytherin'in Gryffindor'lardan birine saldırmış olması, kalabalığın bu yüzden oluşması daka beklenir birşeydi. Bu sırada, Lorena'nın Kyros adındaki Slytherin çocuğa kayıp duran ve her defasında kötülükle parıldayan gözlerini farkedince kaşlarını kaldırdı ve derin bir nefes alarak ekledi. " Eh, ondan başlayacağından eminim. "
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Lydia McCarthy

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : M.Kemal Atatürk & Cumhuriyet
Rp Sevgilisi : Melih Kerim Cenib
Kan Durumu : Ailemde olduğu gibi benimde damarlarımda safkan dolaşıyor.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   C.tesi Haz. 26, 2010 1:56 am

Kısa bir zaman sürecinde müziğin ritimlerinin yavaşlamasıyla bedenlerde yavaşlamaya başladı.Carlie,yine kendi müzik dünyasında kendini kaybetmişçesine dans ediyordu.Ellerimle onu nazikçe durdurmaya çalıştım: "Carlie...Carlie!Ben biraz balkabağı suyu alcam,yoruldum.İstiyosan sen kal." dedim beni duyduğunu umarak.Kafa sallama eylemiyle bana cevap verir vermez kendime soğuk bir balkabağı suyu almaya doğru ilerlemeye başladım.Etrafımı gözlerim aracılığıyla taramadan geçirdim neler olup bittiğine dair.Herşey şimdilik yolunda görünüyordu.Biricik tıstıs Stewie yine gözüme batmayı başarmıştı.Aslında artık onun varlığı beni rahatsız etmiyodu,çünkü;bende kendi kendime onu rahatsız etme kararı almıştım.Onun için ciddiden güzel bir gece olmalıydı.Kızlardan oluşan açık bir büfe vardı önünde,istediğini tavlayabileceğini düşünüyordu.Birazda olsa rahatını bozma pahasına dikkattini çekmek için olduğum yerde durdum,kollarımı bağdaştırdım ve sinsi bakışlarımı Stewie'in üstüne diktim.Mutlaka bütün kızları süzerken benim burada ona tiksinerek bir gülüş attığımı görebilecek kapasitesi vardı.Zevkten dört köşe kızları süzen gözleri benim sinsi bakışlarıma değdi.Yüzündeki gülümsemenin bir an olsun dağıldığını görmek benim için akla zarar bir şekilde muhteşemdi.Bakışları somurtkan bir biçimde benim üzerimdeyken bakışlarımı biraz önce süzdüğü kızlara çevirip içtenlikle gülümsedim.Ardından beni bu öğrencilerin sesinden oluşan sefoniden dolayı duymayacağını bildiğimden ağız hareketlerime dikkat ederek 'iyi şanslar' dedim.Sonra kafamı negatif bbir cevap verirmişçesine iki yana sallayarak tiksinen bakışarımla son bir kez baştan aşağı süzdüm onu.Yoluma bakmaya koyulduğumda karşımda gördüğüm kişi balonun bana yaptığı en büyük sürprizdi."Tristan"dedim mutluluktan yüksek çıkan sesimle.Kısa bir süreliğine özlemle kucakladım binadaşımı."Seni görmek mükemmel dostum." "Seni görmekte öyle.Keyifler nasıl bakalım?" dedi baloda olmaktan memnunmuşçasına."Her zamanki gibi iyi Tris.Sadece bir kaç tıstıs" dedim gözlerim örnek vermek için bize en yakın olan tıstısa çeviirmişti kendilerini. Stewie'ye.Tris bir an için bakışlarımı çevirdiğim Stewie'ye bakarak onu benden daha dehşet bir şekilde süzdü.Ben ise bir an için sussuzluğumun kölesi oldum."Birazdan görüşelim Tris.Balkabağı sularına ulaşana kadar sussuzluktan ölmezsem iyidir." Tris,dediklerimi başıyla onayladı.Bende yine balkabağı suyuna doğru olan yoluma devam ettim. Ta ki Nymph'in sinirden bambaşka bir biçim almış ama yinede soğukkanlığını koruyan yüzünü farkedene kadar.Neler olduğunu anlamaya çalışarak etrafıma bakındım.Balonun yarısı karşıkarşıya duran Nymph ve Dominique'ye odaklanmıştı.Pen'le Lorena'nın yanına gittim seri adımlarla."Selam bayanlar yine kim tıslıyo?" Asam resmen yerinden çıkmak için rahatsızca kımıldanıyordu.Kim bilebilirdi ki noel balosunun amacının bir anda değişebileceğini?





En son Lydia McCarthy tarafından Ptsi Haz. 28, 2010 10:50 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 6 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Noel Balosu   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
4 sayfadaki 8 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-