AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
YazarMesaj
Carmelita D'alora

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Redimus.
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Su Samuru.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Cuma Tem. 02, 2010 9:32 pm

Kendini daha yeni yeni toparladığı günün gecesi bu kadar yoğun olmasa çok daha iyi olabilirdi aslında. Sonuç olarak aylar süren bir zaman zarfında yeterince asosyal olmuştu zaten ve tek bir gecede açılması da o kadar kolay gözükmüyordu. Ancak bir yerlerden de başlaması gerekiyordu. Bu gece olmasa başka bir gün elbet eğlenceye susamış yanını doyurması gerekiyordu. Bu geceyi iyi değerlendirmeliydi yani. Hem biricik dostu, Tristan’ın aklından geçen kurnazlıklarla da gecesi renkten renge boyanacaktı. Sevgili dostunu çok özlemişti. Onunla konuşmayı ve bir şeyler paylaşmayı, onun gelip Carmy’e dert yanmaları falan güzel şeylerdi. Lakin bu güzel şeylerden de çok uzak kaldığı ortadaydı. Uzakları yakınlaştırmak ise bizzat onun, onların işiydi. Derin bir nefes aldı ve gözlerini sıkıca yumdu.

Göz kapaklarını tekrar araladığında bulunduğu yer değişivermişti. Görüntüden görüntüye atladığı düşüncesi ise onu bir film yıldızı gibi hissettirmeye yetmişti. Bir eliyle Tristan’ın elini ondan güç almak istercesine sıkıca kavramıştı. Ve istediği gibi de biricik dostunun varlığı bile onu mutlu etmeye yetiyordu. Çılgınca dans eden öğrencilerin arasından süzülerek geçen iki genç arkadaşlarına selam vererek ilerlemeye devam etmişlerdi. Her adımda biraz daha açılan genç cadının kırmızı dudaklarının arkasındaki inci beyazlığındaki dişleri görünmeye başlamıştı. “Dostum şu çocuk sana mı bakıyor yoksa bana mı öyle geliyor?” Tristan’ın gülüşü arasında Carmelita’nın sıkıntıyla iç çekmesi kaybolup gitmişti. Anlaşılan genç büyücü kaşınmaya başlamıştı. Bu geceki çanta vakaları biri ikiyi hatta üçü aşacağa benziyordu. Çantasını göstererek, “Bunu yanıma sırf senin için almış olduğumu belirtmek isterim.”

Kulaklarına dolan ve ondan başka hiçbir şeyi işitmesini istemeyen müziğin ritmi her geçen dakika biraz daha artıyordu. Ve iki dost anlarının tadını çıkartmaya başlamışlardı bile. Birbirleriyle uyum içinde ve tabii ki de müziğin ritmiyle bedenlerini sağa sola hareket ettiriyorlardı. Dostunun yüz hatlarının her yani ayrı bir mutlulukla kıvrılmış gibiydi. O konuşuyor ve Carmelita dinliyordu. Dinlerken de eski günleri özlemle anıyordu elbette. Zaman ve zamanla birlikte yaşanan şeyler herkesi etkilemişti. Carmelita belki on yaş daha yaşlanmış hissediyordu kendini. Henüz on yedi yaşında olmasına rağmen tüm eklemleri yalnızlıktan kıvranıyordu. Bunu geç de olsa fark eden dostu şimdi onun elinden tutup, tekrardan eski haline dönmesi için yardım etmeye çalışıyordu. Bu genç cadıyı daha da mutlu etmiş ve duygulandırmıştı. Böyle bir gecede oturup ağlamak yapabileceği en kötü şey olurdu herhalde. Derin bir nefes aldıktan sonra su kaçırmaya başlamadığına emin olduğunda sözcükler kendiliğinden dudaklarının arasından çıkmıştı bile. “Biliyorum, biliyorum. Kalbimi bir başkasına açmak için çok erken olduğunu düşünüyorum. Yani en azından kendimi toparlamam gerektiğine inanıyorum. Ve benim biricik dostum, yanımda olduğun sürece her doğan güneşle birlikte eski Carmelita’ya biraz daha yaklaşacağız. Buna inanıyorum.” Gözlerinin inci taneleriyle dolduğunun farkındaydı ancak bu sefer üzüldüğünden değil mutlu olduğundan kaynaklanan bir şeydi bu. Dostunun kulağına fısıldadığı sözcüklerle gecenin asıl şimdi başladığını fark etmişti Carmy. Tristan’a göz kırparak biraz daha kenara çekilmiş ve olacakları büyük bir keyifle seyretmeye hazırlanmıştı.

Aslında Tristan’ın planını detaylarıyla bilmiyordu. Bu gecenin bol yılan tıslamalarıyla geçeceği belliydi fakat olayları kıvılcımlandıran şeyin ne olacağını merak etmekten kendini alamıyordu. Tristan, Nadja ile dans etmeye başladığında gerçekten şaşırmıştı. Ancak bu şaşkınlığı, Nadja’nın surat ifadesini görmesiyle yerle bir olmuş, yerini büyük bir kahkahaya krizine bırakmıştı. Müziğin yüksek sesi sayesinde duyulmayan kahkahaları arasında boğulan genç cadı, gülmekten yaşlanan gözlerini silerken dostunun görmüş olduğu rüya zihnini dolduruverdi. Bu gece rüyanın bir parçasını gerçekleştirmeyi planlıyordu. Sonunu tamamen değiştirerek. Müziğin son bulmasıyla, iki zıt kutbunda eziyetli ve bir o kadar da komik olan dansları son bulmuştu. Tristan yanına gelip kolunu Carmelita’nın omzuna attığında “Tristan gecenin en iyi dansıydı, kesinlikle. Baksana fıskiyelerim bu dansın büyüsüyle açılıverdiler. Evet, şimdi bana şu olanları detaylıca anlatırsan çok sevineceğim.”diyerek bakışlarını dostuna odakladı.

İşittikleri güzel şeylerdi. Eğlenceli ve intikam kokan şeyler. Bu gece gözüne kestirdiği avı Nadja idi. Zaten ondan başkasının da asasından çıkacak büyülere maruz kalmasını istemezdi. İki genç şimdi Dominique ile Nadja’ya bir o kadar uzakken aslında bir o kadar da yakın duruyorlardı. Ve işte her şeyi ateşleyen şey Nymph’ın asasından çıkıvermişti. Bulundukları yerin etrafında büyüyle örülmüş bir duvar belirmeye başlamıştı. Partiden bu sihirli duvar sayesinde soyutlanmadan önce işittiği ses çok tanıdıktı. Olivia partiye gelmişti. Ancak önünde yükselen duvar sayesinde Olivia’yı henüz bulmuş olan gözleri aynı dakika da kaybedivermişlerdi. Çok sevgili dostunun asasına uzandığını gördüğünde çoktan asasını sıkıca elinde tuttuğunu fark etti. Bu aralar gerçekten de hızlı davranıyordu. Tristan’dan bile hızlı. Gözlerini Tris’e çevirirken, sıkıntıyla kıvrılan dudaklarının arasından o iki kelime çıkıvermişti. “Parti başlasın.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/carmelita-d-alor
Tristan der Ivanëxt

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : SD.
Rp Sevgilisi : Olivia
Kan Durumu : Melez.
Patronus : Dağ Aslanı

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   C.tesi Tem. 03, 2010 2:45 am



Lorena… Tristan ile uğraşmayı seven, her fırsatta beklenmedik yerden fırlayıveren bu cadı, şimdide Balo’da fırlayıvermişti. Gülümseyerek baktığı cadıya, tutunarak dengesini yeniden sağladı anda “Ahh Lorenaa, seninle işim var!” diyerek omzuna dokundu. Birlikte dostlarının yanına yürümeye başlayan ikili kıkırdayarak adımlarını attılar. Nadja ile dansın ardından içinde garip bir mutluluk hissetmeye başlayınca, onları köşeye kıstırdığını düşündü. Elini sıkmasıyla canı yanan üvey kuzenine biraz olsun üzülse de bunu hak ettiğini biliyordu. Yılanın başı büyümeden ezilmesi gerekiyordu. Dostlarının yanına kalmaya on adım kala Lydia ile göz göze geldi ve tatlı bir tebessümle selam veren Tristan, genç cadının sevinçli sesine cevap vermek için gülümseyerek “Seni görmekte öyle. Keyifler nasıl bakalım?” dedi. Aldığı cevap karşısında gülüşü soldu ve dostunun işaret ettiği yere bakmaya başladı. Baktığı yerde Stewei’nin kendini beğenmiş tavırlarını gördüğü anda gözlerini kıstı ve ona pis bir bakış fırlattı. O yılanla görülecek bir dosya vardı. Tılsım dersinde kendisine üç asa ile saldırması adil değildi hele ki asasız birine saldırması hiç adil değildi. Bu davranışının bir bedeli olmak zorundaydı. En kısa sürede bu iş halledilmeliydi. Aklındaki düşüncelerinden Lydia’nın sevinç dolu sesi ile uzaklaştı ve başını sallayarak onayladığı anda kenarı çekilerek dostunun geçmesini sağladı.

Carmelita’nın yanına vardığında eski gülümsemesi yerine gelmiş ve o kötü düşüncelerden kurtularak eğlenmeye devam etmeye çalışmıştı. Dostunun söylediği kelimeler ile mest olmuş ve kahkahasını koyuvermişti. Müziğin yüksek sesi ile kahkahası bastırılmış, eğer ses çok yüksek olmasaydı tüm büyük salon bu kahkahayı duyabilirdi. “Tamam tamam anlatacağım, demin Dominique’ye yaptıklarımı izledin değil mi? Yüzündeki ifadeyi görmeliydin, kendisini dansa kaldıracağımı düşündü, yazık, bir de elini kesmiş, mazoşist bir cadı o, neyse tam dans teklifi ettim Dominique’ye doğru fakat elimi Nadja’ya uzattım. İşte tüm hayalleri suya düştü küçük tıstısın, Nadja’yıda tehdit etmek zorunda kaldım, Kyros’a aşık olduğunu tüm Hogwarts’a yayarım dedim, o da hemen dediğimi yaptı. Dans sırasında isteyerek bileiğini sıktım, sanırım birkaç ün eli sargılı gezmek zorunda kalacak” diyerek kıkırdayan Tristan, müziğin ritmini kendini kaptırarak bir o yana bir bu yana sallanmaya başladı.

Carmelita ve Tristan ritme kendilerini kaptırmışken, genç büyücü birden duydu ve kulak kabartmaya başladı; birileri kendi ismini haykırıyordu sanki. Tristan. Çevresine göz atan beden Balo’nun giriş yerinde gördüğü cadılara şaşkınlık ve mutluluk içersinde bakıyordu. Olivia ve Bella okula geri dönmüşler, hem de baloya yetişmişlerdi. Yüzünde oluşturduğu gülümseme ile el salladı ve onların yanına gitmek için adımını atmaya başladı. Fakat o anda kimin yaptığını görmediği büyünün etkisiyle duvarlar kapanmaya başladı. Şaşkına dönen Tristan ne yapacağına karar veremedi ve olduğu yerde kaldı. Duvarların kapanmasına ramak kala ileri doğru atılmaya çalıştı ancak diğer tarafa geçemedi ve dört duvar arasında kala kaldı. “Olivia!” diye haykırdığı anda elini asasına götürdü ve bir hızımla çekerek büyü yollamaya çalıştı. Ancak duvarlar hareket etmedi, birileri mühürleme büyüsü yapmıştı. Ne olduğunu anlamak için hızlıca bedenini çevirdi ve Nymph’nin tıstıslardan birine düello teklif ettiğini gördü. Hızla onların yanına ilerleyerek Nymph’nin yanına yer aldı ve asasını yılanlara doğrultu. Balo çok uzun sakin gitmişti, artık eğlencenin tamamiyle başlama zamanı gelmişti. Carmelita’nın sözü ile kıkırdayan Tristan, bir an olsun Olivia’yı düşündü ve dışarıda güvende olduğuna kanaat getirdi. Ancak diğer dostları için bu söz konusu değildi. Tüm dostlarını korumak için tıstıslara meydan okumuştu. “Bu gece yılan derisinden çanta yapmaya ne dersin Nypmh?” diyerek pis bir şekilde sırıttı. Dominique’yi Nypmh almış, Nadja’yı Carmelita aldığını düşünüyordu. Çünkü sabah ki konuşmalarında bunun olacağını söylemişti. Demek ki bu söz kısa bir sonra kendini gösterecekti. Tristan şimdilik düello edecek birini bulamamıştı, ancak Kyros’a ve Stewie’e pis pis bakmaya başlamıştı. Kütüphanedeki olanlar ve ardından çekilen ceza tıstıslara az gelmişti. Şimdi daha fazlasını istiyor gibiydiler. Bütün yılanlar asalarını çekmiş ilk saldırının gerçekleşmesini bekliyorlardı. Assını havaya kaldıran Tristan “Bombarda!” dedi yılanların arkasında bulunan duvara hedef alarak. İlk başta uyarı atışı yapmıştı genç büyücü. Asıl eğlence şimdi başlıyordu…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Irené Becquerel

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Robert
Rp Sevgilisi : Robert Silimauré
Kan Durumu : Melez
Patronus : Eşek Arısı

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Tem. 05, 2010 9:02 pm

Lanet olası gecenin bitmesine dakikalar kala, daha fazla ortak salonda pinekleyemeyeceğine karar vermişti cadı. Üzerindeki süslü kıyafetin rahatsızlığı bir yana, bunları taşıyabilmenin verdiği gururun ironik etkisiyle, sarı siyah armalı dekorun arasından yürüdü. Son anda üzerindekileri çıkarmaya karar verip, balo kıyafetini giymesi dakikalarını alsa da, onu bekleyen kimsenin olmadığını düşünerek yol aldı. Saçlarını, makyajını ve geri kalanı her zamankinden daha az umursadığından, yavaş yavaş yürümeye başladı ortak salondan çıktığından. Sağından solundan geçen insanların cıvıltılı sesleri sinirine dokunuyor, geceyi uzatıyordu sanki. Büyük Salon’un dekorunu görene dek içinin rahatlamamış olması onun suçu değildi. Kendisinden köşe bucak kaçıyor gibi olan büyücünün suçuydu.

Karanlığın böylesine güzelleşmesine şaşırmamak gerekiyordu söz konusu Hogwarts olduğunda. Periler gibi aşağıya doğru süzülen kar tanelerine baktı salonun öbür ucundaki pencere camından. Ardından gözlerini kalabalığa çevirdi. İçerisi çok da eğlenen kişilerle dolu gibi değildi. Aksine, az da olsa gerginlik hissediyordu. İlk önce gözüne Nymph çarptı. Ardından Dominique. Gözleri umutsuzca Bradley’i aradı; ancak bulamadı. Asaların kaldırıldığını gördüğü anda onlara doğru koşmaya başladı. Sözlerin ufak bir kısmı bile, Nymph’in içindeki nefreti yanlış kişiye kusacağını anlamasına yetmişti. Umudu tükenmiş halde yanlarına vardığında, Ravenclaw’lı cadının ağzından dökülenler yüzünden gözleri büyüdü. Dudakları birbirine kenetlendi. Etraflarının duvarlarca sarılışını izledi. ‘’ Nasıl oluyor da?...’’ Devamını getiremediği cümlenin ardından etrafına baktı. Sayıları azımsanamayacak kadar çok öğrenci, duvarların arasında sıkışıp kalmışlardı. Ne yaptığını anlayamadığı Nymph’i böyle görmekten hoşlanmayan cadı, kısacık bir nefes alıp sendeledi. Son olanlardan sonra, yine aynı şeyleri yaşamak istemiyordu. Nymph’in öfkesini uyandıran oydu. Suç Irené’deydi. Yeniden birilerinin kendisi yüzünden ölümle burun buruna gelmesini istemediğinden asasını kaldırdı ve Tristan’ın büyüsünden gelecek etkileri büyük ölçüde engellemek adına asasını salladı. ‘’ Protego!’’ Şaşkın bakışların kendisine döneceğini umduğundan hızla ekledi. ‘’ Yeter! Yeter artık. Sizin yüzünüzden artık huzurlu tek bir gün daha geçiremeyecek miyiz?!’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jan Andrew Vogué

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Klişeler..
Rp Sevgilisi : Birisine âşık.
Kan Durumu : Melez
Patronus : Yusufçuk

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Tem. 05, 2010 11:43 pm

Matt’la olan sohbetim uzayacak gibi görünmese de, ona kabalaşmadan Nymph’in yanına gitmem gerektiğini anlatmaya çalışacaktım. Aslında ilk başta böyle düşünüyordum, çünkü ortalık sakin görünüyordu. Bu yüzden elimden geldiğince rahattım. Ama cadının yüzündeki ifade içimin rahat etmesine engel oluyordu. Kütüphanedeki yangından sonra başımıza gelenler içler acısıydı. Herkesin acı çektiğini görmek zorunda kalmıştım. Ona bakarken o koca ve uğursuz yangının onu bana getirişinden başka hiçbir iyi şeye sebep olmadığını biliyordum. Salona bizimkilerden bazıları gelmiş, kuzenimin etrafında dönüyorlardı. Lydia ve Carlie’nin mutlu yüzlerine baktım. Gece eğlenceli olmaktan çok kötü başlamıştı benim için. Gülmüyor ve fazla konuşmuyordum. Bu yüzden tam da beklediğim gibi benim bir bahane uydurmama gerek kalmadan, Matt yanımdan uzaklaştı. Bu iyi bir şey olmuştu bir bakıma. Artık daha dikkatliydim.

Ona bakarken biraz hayranlık biraz da endişe duyuyordum. Yavaş yavaş yaklaşmaya başlayan adımların, bir terslik olduğuna inanana kadar hızlanmadı. Ama ne zaman ki asalar çekildi ve Nymph’in dudakları hareketlendi, önümdeki birkaç kişiyi itip oldukları yere doğru koştum. Takımımın kravatı boynumda bozulmuş, asayı zorlukla ceketimin iç cebinden alabilmiştim ki, karşımızda biriken Slytherinlilerin kalabalıklaştığını gördüm. Sonu gelmeyen kütüphanenin rövanşı gibi yenilenecek olan bir düello daha olacaktı büyük olasılık. Benden başka bunu istemeyen tek bir kişinin olup olmadığını, Hufflepuff’tan Irené bağırana kadar bilemedim.

Cadı, Tristan’ın büyüsünün yılanlar üzerindeki etkisini neredeyse sıfıra indirdiğinde şaşırmıştım. Kızın yaptığı yüceliği görmeyecek kadar kör olan asalar yeniden havalandığında, Nymph’in hemen yanına geldim onu korumak için. Fısıldayışımı bir tek o duyabilirdi. ‘’ Ne yaptığını sanıyorsun Nymph? Bunun için okuldan atılabilirsin. Sakin ol. Buna değmez.’’ Saçlarının her bir telinden alevler çıkıyormuş gibi hissettiğim cadıyı, ona sarıldığım ilk günden beri tanıyordum. Sanki her hücresinden ayrı bir alevden tutam çıkacakmış gibi titreşiyordu görüntüsü gözlerimin önünde. Hayal görüp görmediğimi anlayamadan varlığı netleşiyordu. Kafam bulanmış halde olduğum yerde beklemeye başladım. Irené’nin bağırışından sonra ara buluculuk yapmaya niyetim yoktu bir kişi fazlalık ederek. Tek amacım yanımdaki cadıyı korumaktı. Ve ne pahasına olursa olsun yine yapacaktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
A.Ricco De Luca

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Supercalifragilistic expialidocious
Rp Sevgilisi : İstemiyorum lan! Bu kadar laf olacaksa hiç olmasın daha iyi!
Kan Durumu : Muggle Doğumlu
Patronus : Alaska Kurdu

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Çarş. Tem. 07, 2010 10:58 pm

Jess ile birlikte kızların gelmesini beklerken ikimizde çantayı açmaya pek hevesli değildik. Bir çantaya, bir birbirimize, bir de karşıdan bize doğru gelen iki kıza bakıyorduk. Kızlar gelip tam karşımıza oturduğunda ortam gene değişmemişti. Kimse çantayı açmaya hevesli değildi. Ben bile. Bu planı ben yapmıştım ama önce ben başlamayı düşünmüyordum. Sonunda Carlia sabırsız bir şekilde yerinden kalktı ve çantayı önüne kadar çekti. Sanki onunmuş gibi. Artık çanta onunda ve kaçıp gidebilir gibi bir havası vardı. Çantayı açtı ve içinden danzka'yı çıkartıp şaşkın gözlerle bana baktı. Hoşuna gitmişti. Bunu omzuma dokunmasından anlamıştım. Ama hiçbirşey demeden gülmeye devam ettim. Kız aceleyle bardakları çıkarıp masaya koydu ve hepsini doldurdu. Sanırım servisi bugün o yapacaktı. Hemen üstüne kola ve birkaç damla limon sıktıktan sonra hemen ilk bardağı kafasına dikti. "Yavaş ol kızım. Parti daha yeni başlıyor." dedim ve bardağı kaldırıp içmeye çalıştım. Tadı hoştu. Limon, kola, vodka. Farklı ve eşsiz bir taddı. Herkeste aynı fikirdeydi. Jess'in zevkten dört köşe olmuş bakışları bunu iyi ifade ediyordu. Bardağımdan bir yudum daha aldım ve Lydia'ya döndüm. "Lydia sen içmiyor musun? Acelemiz olmasada içelim." dedim ve kızın önündeki bardağı kıza doğru uzattım. Boşalan yada boşalmaya hazır olan bardakları tekrar doldurdum ve havaya kaldırdım. "Bence sarhoş olmadan şerefe yapmalıyız. Bu gecenin şerefine. Geçmişi unutup geleceğe bakmak için." dedim ve bardağımı havaya kaldırarak herkesin vurmasını bekledim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ricco-de-luca-t6
Carlie Myracle

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Gryffindor.
Rp Sevgilisi : Buralar dutlukken Thomas'tı, şimdi Damian.
Patronus : Beyaz Tavuskuşu.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Çarş. Tem. 07, 2010 11:20 pm

Hızla bitirdiğin danzka ters tepki mi göstermişti bende? Gülmekten kendimi alamıyor gibi hissediyordum. "Yavaş ol kızım. Parti daha yeni başlıyor." dedi Ricco ve bardağı kaldırıp oda içmeye başladı. "Vuhuu! Hiç bitmesin!" dedim gülümsememi daha çok yayarak. Lydia'nın kadehini onun içmeye başlamadığını farkettiğim anda önüne doğru uzattım. Gözlerimle, iç şunu dercesine bir bakış atıp, Ricco'nun tekrar doldurduğu bardağımı, şerefe demek için onun bardağıyla tokuşturdum, diğerleri gibi. Bardağı tekrar boşalttım ve tekrar doldurdum. Şimdi başımın üzerinde birkaç yıldız, aralarında uçan birkaç kuşun nerde olduğunu merak ediyordum. Sarhoş olanlar serap falan görüyor olmalıydılar. Yada öyle birşeyler. Bulunduğum yerden ayağa kalktım ve Lydia, Ricco ve diğerlerini kollarından tutarak dans etmek için piste doğru çekiştirmeye başladım. Etrafta olup biten kargaşa dikkatimi dağıtmıyordu. Şuan kanatlarım varmış, uçuyor gibi hissediyordum. Doğal değil miydi? Gayet öyle görünüyordu. Onları piste çıkarmışken, bir bardak daha aldım elime ve yanlarına geri döndüm. "Riccy, kop Riccy." Ricco'yu eğlendirmeye çalışırcasına döndürdüm ve ardından Lydia'ya dönüp kolumu omzunun üzerine attım. "Bak Lyd. Ne güzel dönüyor." Büyük bir kahkaha kopardım ve eminim ki, müzik biraz daha kısık olsaydı, kahkaham salonu çınlatırdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/carlie-myracle-t
A.Ricco De Luca

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Supercalifragilistic expialidocious
Rp Sevgilisi : İstemiyorum lan! Bu kadar laf olacaksa hiç olmasın daha iyi!
Kan Durumu : Muggle Doğumlu
Patronus : Alaska Kurdu

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Çarş. Tem. 07, 2010 11:30 pm

Herkes şerefe diyip bardağıma tokuşturduktan sonra içmeye devam ettiler. Carlie ise diğerlerine göre daha fazla içiyordu. Hatta başını yavaşça sallıyor gibiydi. Gözleriyle yukarı bakıyordu. Sanki başının etrafında birşeyler dönüyormuş gibi. Carlie iyi misin dememe kalmadan Carlie hemen ayağa kalktı ve hepimizi dans pistine doğru sürükledi. Kulaklarımda yankılanan müzik ve büyü sesleri partinin coştuğunun göstergesiydi ve bizde coşmalıydık. Ama daha iki bardak içmiştim ve sarhoş olmama daha çok zaman vardı. Carlie gibi 5 dakikada bir şişe vodka bitirme beceresine sahip olamamam kötü tabii. Carlie'nin sarhoş sarhoş hareketleri eğlenceli gözüksede bir o kadarda dehşet vericiydi. Canını acıtabilir. Havalarda uçuçan büyülerden birine maruz kalabilirdi. Boşalan bardağımı doldurmak için masaya geri döndüm ve doldurmak yerine şişeyi yanıma almak daha iyi olur diye düşünüp birkaç şişe kapıp dans pistine geri döndüm. "İçkiler su gibi aksın arkadaşlar! Eğlence hiç durmasın!" diye bağırdım ve boşalan bardakları doldurdum. Hatta bize katılmayan birkaç kişinin bardağına bile dokundum. Eğlenmeye gelmiştik ve bu 4 kişiyle olacak iş değildi. Bardağımı doldurdum ve içmeye devam ettim. Elimi Jess'in omzuna attım ve dans ederek konuşmaya çalıştım. "Herşey yolunda değil mi? Birşey olursa merak etme yanındayım." dedim ve elimdeki vodkayı kafamdan aşağı döküp ceketimi fırlattım. Evet, artık içimdeki canavarın çıkma vakti gelmişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ricco-de-luca-t6
Carlie Myracle

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Gryffindor.
Rp Sevgilisi : Buralar dutlukken Thomas'tı, şimdi Damian.
Patronus : Beyaz Tavuskuşu.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Perş. Tem. 08, 2010 12:41 am

Dolan bardaklar, ceketini çıkaran Ricco ve kahkahalarla gülmeye devam eden ben, vodkasına hala dokunmamış olan Lydia, küçük yaşta alkolik yaptığımız Jess. Herşey o kadar baş döndürücüydü ki. Şimdi gerçekten şarhoşluğumun farkına varıyordum. Gözlerimle bir Lydia'yı, bir Jess'i bir Ricco'yu süzüyor. Tekrar sendeleyerek dans etmeye çalışıyordum. "Hey, bugün burda bir düşüş yaşarsam, biri beni taşısın olur mu?" Sessizce kıkırdadım içten içe. Dönen başıma aldırmıyordum. Aksine gerçekten eğleniyordum. Sert çarpmıştı ve daha fazla içmeye niyetim yoktu. Zaten dünya dönüyordu. Daha doğrusu büyük salon dönüyordu. Hızla ve bulanıkça. Nasıl bir kelime olduysa bu tabii. Kendimi etrafa uçuşan büyülerden mahrum etmek istercesine Ricco'nun arkasına gizledim. "Uf, bugün yapmasalar bari." Aklı başında, hiç sarhoş olmamış gibi konuşmam şaşırmıştı. "Neyse, keyfime bakmak istiyorum. Ama rahat değilim. Bizimkiler varsa ve olay daha büyükse, cıks! Hiç iyi olmaz! Haha!" dedim alaycı bir tavırla. Ama içindeki gerçeklik çok daha fazlaydı kelimelerimin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/carlie-myracle-t
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Noel Balosu   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
6 sayfadaki 8 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-