AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki
YazarMesaj
Jan Andrew Vogué

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Klişeler..
Rp Sevgilisi : Birisine âşık.
Kan Durumu : Melez
Patronus : Yusufçuk

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 6:17 pm

Kravatımı bulamazsam büyük olasılık bizimkilerden birinin sandığını kurcalamaya başlayacaktım. Sabrım tükenmeye yaklaşırken içimde dans eden ufak bir yaratık varmış gibi hissediyordum. Küçük kırmızı bir şeytan iç organlarıma çarpıyor ve onların heyecanla titremesine sebep oluyordu. Boğazımda bir çeşit kükreme birikmiş gibi gürültülü konuşuyordum. Herkes hızla hazırlanırken artık dayanamadım bağırdım.’’ Kravatımı kim ne yaptı! Hemen söyleyin! ‘’ Kimseden ses çıkmadı önce. Ardından herkes gülmeye başladı. Yanıma gelen dostlarımdan biri elini omzuma attığında kaşlarımı çattım. Sorun neydi? ‘’ Dostum, bu kız senin başını döndürmüş. Boynundaki kravatın bile farkında değilsin.’’ Yüzümdeki kızarıklığın göze çarpmaması için hemen omzumdaki koldan kurtuldum. Daha sonra gülmemi daha fazla saklayamadığımı fark ettim. ‘’ Evet, biraz öyle oldu sanırım.’’ Kendime de itiraf edişim keyif veriyordu. Nymph’in yüzü gözlerimin önünde şekillenirken, penceren yatağıma konmak üzere giren kartalla geriye doğru adım attım refleks olarak. ‘’ Gel bakalım güzel kuş.’’ Ayağındaki ipi çözerken yavaş olmaya gayret ettiği kuşun hareketlenmeleri ile gerilmişti. ‘’ Dur biraz da şu ipi rahatça çözeyim.’’ Sinirli ve ufak bir çığlık atan kuşun ayağından ipi çözdüğünde rahatladı. Kağıdı açıp birkaç dakika sonra koridorda buluşacaklarını okuduğunda kalbi ağzından çıkacak gibi atmaya başladı. ‘’ Ben bir Gryffindor’um. O zaman sakin olmam gerekmiyor mu? Sakin ol Jan. Evlenmiyorsun. Bu bir balo sadece.’’ Nymph’i okul kıyafetinden çok daha şık ve daha farklı göreceğimi biliyordum. Umrumda olan bu değildi elbette. Onun gözlerinden okuyabildiğim güzelliğiydi sadece hayalini kurduğum. Yalnızca, bütün gece yanımda olmasının beni ne kadar heyecanlandırdığını düşünüp, dizginlemeye çalışıyordum.

Ortak salondan çıkarken arkamdan ettikleri laflara aldırmamak için dişlerimi sıktım. ‘’Aptal aşık!’’ Genelde cümlelerin sonu bununla bitiyordu. Elimden geleni yaptığım zaman herkesin gözünün bizim üzerimizde olacağına emindim. Dans etmeyi biliyor olmam inanılmaz bir artıydı. Diğerlerinin ne zaman elime düşeceklerini biliyordum işte. Ortak salonun girişinde beklerken, Ravenclaw tablosunu gözlüyordum sürekli. Bana ters ters bakan portrenin burnu havada yorumunu duymazdan geldim. Tam o sırada açılan kapıyla kokusu bana savrulan cadıyı kibarca süzdüm. Nymph gerçekten güzeldi. Bana yaklaştığında her zamankinden daha narin göründüğünü fark edip onu kendime bastırdım. ‘’ Harika olmuşsun.’’ Yuvarlak omuzlarına dökülen saçlarının ufak bir tutamını omzunun arkasına ittim. İşaret parmağımın tersiyle omzunu okşadım. Ona dokunmak büyüleyiciydi. Saçlarının kıvrımlarını takip edip gözlerine ulaştığımda, eskisi kadar eğilmeme gerek kalmadan dudaklarının kenarına ulaştım. Balo başlamadan dudaklarım rujunun rengine boyansın istemiyordum. Onu da uğraştırmamak için içimdeki hevesi görünmeyen ellerin kontrol etmesine bıraktım. Kolumu uzatıp Büyük Salon’a gitmek üzere ince kolunu benimkine dolamasını bekledim. Onunla olmak beni sakinleştiriyordu.

Binamdan iki kızın bana el sallayarak gülümseyişlerinde gördüğüm kinaye benim gibi onu da kızdırmıştı. Sözleriyle birlikte yükselen hiddetini hissettim. Gece henüz başlamadan huzursuzluk başlamıştı bile. ‘’ Sakin ol Nymph. Öyle bir şey düşünmüyorum.’’ Onun peşinden koşarak balo salonunun ortasına kadar gelmiştik. Henüz dans başlamamış ve öğrenciler yemeklere ve içkilere yeterince odaklanmamıştı. Kalabalık artmamış olduğundan dikkatlerin üzerimizde olduğuna emindim. ‘’ Nymph, boş yere sinirleniyorsun. Bu geceyi bozmalarına izin verme. Başkalarının ne dediği umrumda bile değil. Senin için hissettiklerimi biliyorsun.’’ İncecik kolunu bileğinden yakalamış, bana yüzünü dönmesi ve gözlerimde söylenenlerin zerre umrumda olmadığını görmesini istiyordum. ‘’ Gel kenara doğru yürüyelim. Herkes bizi izliyor.’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nymph Xénia Blythe

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Well, you can tell jesus that the bitch is back.
Rp Sevgilisi : Pisicik (Jan Andrew Vogué)
Kan Durumu : Pureblood
Patronus : Hawk

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 6:39 pm

Slyvia'nın ne yapacağını merakla bekliyordum. Şeffaf ruhum bütün salonu görüyord. Gözlerim Jan'da takılı kalmasaydı ileride Dominic'in Kyros'la oturduğunu farkedebilirdim; ama benim için en önemli şey şu anda Jan'dı. Bedenime girmek için ufak hareketlerde bulunmama rağmen Slyvia bütün konsantresini buna vermişti. Bu yüzden bedneime giremiyordum. Sinirle ' Çık bedenimden! ' diye parladım. Slyvia hiç hareket etmiyor, hatta konuşmuyordu. En ufak bir hareketinde Jan'ın hissedeceğine emindi ve pot kıramazdı. Benim kadar saf değildi. Bunu bildiğimden susmayı yeğledim. Jan aramızda olan bu şeylerin farkında olmadan beni ikna etmeye çalışıyordu. Etrafda herkezin bizi izlediğini söylediğinde kendime geldim. Hemen etrafıma bakındım ve cidden izliyorlardı. Bunu yaparken Slyvia'nın da gözlerimle etrafı süzdüğünü gördüm. Bir şey yapacaktı, bunu hissetmiştim. Hislerimi doğru çıkartmak adına tek eliyle Jan'ın elini çekti. Gözlerinden saçılan alevlerle Jan'a döndü. Ne yapıyordu bu böyle. Hayır, Jan benden nefret edecekti. Sinirli bakışlarla ' Ama bende onlar gibi düşünüyorum pisi pisi. Git kendine başka bir av bul. Nymph'dan uzak dur. ' bir an ne dediğini farketti. Kendini, daha doğrusu beni üçüncü şahıs gibi kullanmıştı. Jan'ın bir şeyler farketmesi gerekiyordu. Hafif bir dudak büzmesiyle ' Yani benden. ' diye bitirdi. Sonra gerisin geir arkasını döndü.

Salonda ilerlerken Jan'ı bütün merakıyla baş başa bırakmıştık. Arkama baktığımda çözmeye çalışır gibi bana baktığını farkettim. Artık bşaka çarem kalmamıştı. Bedenimi geri istiyordum! Bunun için bütün gücümle bedenime hücum ettim; ama tam o anda Anita'nın sesini duydum. Slyvia Anita'nın yanına oturmuş, uzun süredir Jan'a bakıyordu. Neler düşündüğünü iyi biliyordum. Eğer bedenime girersem yaptığı hata yüzünden Jan'a her şeyi anlatığ onu ikna edebilirdim. Bu yüzden bedenime uzun bir süre girememeliydim. Bunu bildiğimden denemeye devam ettim; ama Slyvia bütün konsantresini arttırmıştı. Son bir kez daha denemek adına gücümü topladım. Tam bedenime hücum edecekken yan masada bir kız dikkatimi çekti. Bu Dominique'di. İkizime yaptıklarından sonra onu ilk defa görüyordum. Malikaneden dönmüş olmalıydı. Bütün hırsım ona döndüğünde Slyvia'nında göz ucutyla ona baktığını anladım. Beni bu kadar sinirlendiren birini merak etmişti. Kızın sarı saçları omuzlarına dökülüyordu. Üzerine giydiği zümrüt yeşili kıyafetiyle saçlarının uyumu çok hoştu. Bu uyumun yanında Kyros'un şehvetli öpücükleri bedenimde olsam midemi bulandırırdı. Bu ikili şu anda benim dünyadaki en büyük düşmanlarımdı. İkizime yaptıkları eşyden sonra onları asla affedemezdim. Slyvia'nın gözü adeta Dominique'nin üzerinde dolanıyordu. Bir şeyler planladığının farkındaydım; ama öcümü aldığı sürece bu umrumda değildi. Tam o sırada uzaktan Jan'ın bizim masaya gelmek için hareketlendiğini gördüm. Birkaç kişi yolunu kesmişti; ama onlardan kurtulması uzun sürmezdi. Slyvia planını bir an önce uygulamaya başlamalıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jan Andrew Vogué

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Klişeler..
Rp Sevgilisi : Birisine âşık.
Kan Durumu : Melez
Patronus : Yusufçuk

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 7:05 pm

Teni her zamankinden soğuk geliyordu şimdi bana. Noel balosu için koridorlarda normale nazaran daha ince kıyafetlerle yürümüştük. Soğuk hava Hogwarts’ın duvarlarından ve pencere pervazlarından içeri süzülmeyi başaracak kadar ince ve keskindi. Bu yüzden kendimi ona siper etmeye çalışmıştım koca salona girene kadar. Gözlerimi alamadığım cadının ani değişimi beni ürkütmüştü. En son yanımdan gidişini hatırladığımda beni hasta eden koca bir ayı hatırladım. İçim sızlar gibi olsa da belli etmiyordum. Nymph’in kafası bir şeyden karışmıştı yine. Üstümü başımı kontrol ettim. İyi göründüğümü biliyordum. Onun için yeterli olduğumu düşünecek kadar bana yaklaşmışken ve bana ait olduğunu hissediyorken, şimdi yeniden uzak durmak istiyordu. İçimde yükselen öfke yerini şaşkınlığa bıraktığında, gözlerinde hissizliği görüyordum. Bana bakmak için çevirdiği başını kaldırıp sarf ettiği sözler kısa ve kolay anlaşılırdı. Özenle dalga geçiyor gibiydi sanki. Son cümlesinden sonra sağa doğru hareket ederek girdaplar oluşturan düşüncelerim, birden bir odun parçasıyla yön değiştirmiş gibi ters yöne akmaya başladı. ‘’ Nymph’ten uzak dur da neyin nesi?’’ İçimden kendi kendime sorduğum soru karşılığında kaşlarım çatıklaşmış ona bakıyordum. Benden uzaklaşırken gitmesine izin verdim. ‘’ Kafan karıştı sanırım. Ben içecek bir şeyler alacağım. ‘’

Birlikte göründüğümüz ilk seferdi bu. Ve ilk ciddi kavgamız. Daha Büyük Salon’a ulaşamadan kızların Nymph’le dalga geçercesine uğraşması düzenini bozmuştu. Belki de olanlardan bıkmıştı artık ve beni de bundan uzak tutmak istiyordu. Ama bilmediği benim hakkındaki söylentileri zerre umursamadığımdı. Bunu ona kanıtlayacak ve gecenin rezil olmasına engel olacaktım. Bu bize ait bir geceydi. Onu mahvetmek isteyen kişi Nymph bile olsa izin vermeyecektim. Uzun zaman sonra kendimi birine bu kadar açmışken, onun bana saçma sapan nedenler yüzünden sırtını dönecek olmasını kaldıramazdım. Hele ki bu Nymph’ken, bunu yapmam iyice imkansız oluyordu çünkü ondan uzak duramıyordum. Benden ne kadar uzaklaşırsa o kadar canımı yakıyordu.

İçecekleri alacağım masaya yaklaştığımda, binamdaki kızlardan bazıları yanıma yaklaşıp salonun görüntüsüyle ilgili sohbet açmaya çalıştılar. Hepsini tek kelimeyle geçiştirdim. ‘’ Güzel.’’ Ancak her adımımda birileri sürekli olarak yolumu kesiyordu. ‘’ Hey Jan, iyi görünüyorsun.’’ Cevaplarım ya teşekkür ya da onay oluyordu. ‘’ Jack’i gördün mü?’’ Bazen de onaylamadığım başka sorular. Nymph’in yüzündeki ifade değişmiş, yerine daha soğuk bir tavır oturtmuştu. Bana gülümseyerek bakan cadının bu haline alışkın değildim. Nymph’i yalnız bırak da ne demekti hem? Kim kendinden üçüncü bir şahıs gibi söz ederdi ki? Neden bunu tercih etmişti. İşte bir terslik olduğunu biliyordum. Bunu zorlamak bana keyif verecekti. Bana deliler gibi bağırması ve hatta canımı yakması gerekse bile öğrenecektim olan biteni. Elimde iki bardakla ona ulaşmaya çıktıkça birileri önümü kesiyordu. En sonunda Matt’i görebildiğimde rahatladım. Biraz olsun beni sıkmayacak biri karşıma çıkmıştı. ‘’ Nasıl gidiyor gece dostum?’’ Gözüm hala Ravenclaw kızlarının biriktiği alanda, sevgilimin üzerindeydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carlie Myracle

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Gryffindor.
Rp Sevgilisi : Buralar dutlukken Thomas'tı, şimdi Damian.
Patronus : Beyaz Tavuskuşu.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 10:26 pm

Ellerimizdeki poşetlerin artık iyice ağırlaştıklarını ve tamamlandıklarını düşünerek Lydia ile birlikte Çatlak Kazan'a doğru yürümeye başladık. Hala elimdeki listede almayı unuttuğumuz birşey varmı acaba? hesaplarındaydım. Mükemmeliyetçi olmak her zaman iyi bir yön değildi. En sonunda Lydia sinirlenerek elimdeki listeyi alıp yırttı. "Herşey tamam! Bırak artık şu listeyi!" Yüzüme gerçek bir aslan gibi kükremiş beni bir kedi yavrusuna çevirmişti. "Beni biliyorsunuz küçük hanım." diyerek elindeki yırtık kağıt parçalarını çöpe attım ve güldüm. Gözlerim karşıdan gelen siluete takılı kalmıştı. Gittikçe yaklaştı ve yaklaştı. Ricco'nun yarın, direkt olarak Hogwarts'a geleceğini düşünüyordum. Tanrım! Ne kadar unutkanım ama! Claudia'nın gelemeyeceğini söylemeyi bile unutmuştum, Ricco'ya. Çocuğun bizi görüp görmediğine emin değildim ama önümdeki birkaç kadının arasından bizi gördüğünü umarak el salladım. "Hey Ricco!" Gecikmeden kafasını bana doğru çevirdi ve adımlarını hızlandırarak ve el sallayarak yanımıza geldi. "Yarın direkt oradan geleceğini düşünüyordum ve direkt söylemeliyim, unuttuğum için Claudia'dan azar işitebilirim." dedim cümleleri arka arkaya sıralarken ve devam ettim. "Claudia tatilde olduğu için Noel balosuna katılamayacağını söylememi istedi. Ama ben unuttum. Üzgünüm, Whitér ile haber yollamalıydım ama o kadar dalmışım ki balo hazırlıklarına." Gözlerimi devirdim. Claudia ilk haber verdiği zaman onu anında aramalıydım. Suçluydum. Ricco'nun yüzü düştü ve gözlerindeki üzüntüyü içimde hissedebildim. Sanki onunda kafasından birşeyler geçiyor gibiydi. Üzülmüştü ama sinsi bir gülümsemede yayılmıştı yüzüne...

Balo Gecesi

Çatlak kazandaki büyük odada üzerime giydiğim balo kıyafetini süzüyordum. Bembeyaz aşağıya doğru kabaran, dizimin santimetrelerce üzerinde duran elbisemin üzerinde, yine aynı beyazlıkta tüller işlenmişti. Motifleri bir köşede birleştiren tülden gülü düzelttim. Odanın ışığı altında parıl parıl parlayan elbise bedenime tam oturuyordu. Elbisemle bütünlenen siyah ayakkabılarım ve saçlarımın arasına taktığım parlak, taşlı tacım ile tamamlamıştım kendimi. Hafif, gözlerimin rengini ortaya çıkaracak bir makyaj yapmış, aynı derecede hafif pembe bir parlatıcıyla renklendirmiştim yüzümü. Ayaklarımı yere vurarak etrafımda dönüp, Lydia'ma asil bir bakış fırlattım. "Evet, bayan. Hazırım ve gördüğüm kadarıyla sizde mükemmel olmuşsunuz." dedim selamlarken kendisini. Küçük bir kahkaha attı. Tekrar gülümsedim dostumun narin yüzüne karşı. "Tamamen hazır olunca aşağıda bekle bizi. Ricco'nun yanına uğrayacağım. Bakalım herşey hazır mı." Uzun sarı saçlarımı omuzlarımın iki yanına attım ve görüşürüz niyetinde el sallayarak kapıyı kapatarak yan odamızda kalan Ricco'nun kapısını tıklatmak üzere ellerimi yumruk yapıp, kapıyı çaldım. Gecikmeden kapı açıldı. Üzerine giydiği Kahverengi deri ceketi ve içindeki T-shirt ile gayet baloya uygun görünüyordu. "Biz hazırız, Fayton sanırım aşağıda bekliyor ve herşey hazırsa çıkalım artık." diyerek gülümsedim ve çıkması için kapısının önünden çekildim.

Fayton Hogwarts'a gitmek için tamamen hazırdı ve ben bindikten sonra arkamdan Lydia'nın ve Ricco'nun geldiklerini gördüm. Sığmaları için kenara doğru çekildim, Lydia yanıma oturmuşken, Ricco kolları ile birlikte karşımızda oturduğu yeri kaplamıştı. Ayağımla dürttüm ve Ne? der gibi bir bakış atıp biraz daha yayıldı koltuğa...

***

Büyük Salondan gelen müzik sesleri bir kulağımdan içeriye girip, içimi coşturuyordu. Adımımı Noel'in başlangıcı olacak partinin içine attığımda, müziğin yoğunluğunu dahada fazla hissetmiştim. Evet, bu gece uzun olacaktı, hemde çok uzun olacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/carlie-myracle-t
A.Ricco De Luca

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Supercalifragilistic expialidocious
Rp Sevgilisi : İstemiyorum lan! Bu kadar laf olacaksa hiç olmasın daha iyi!
Kan Durumu : Muggle Doğumlu
Patronus : Alaska Kurdu

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 11:00 pm

Arnaldo hayatında hiç bu kadar yalnız kaldığını düşünmemişti. Her zaman yanında biri olurdu. Tatilde boş boş gezinmişti. Yalnız başına. Claudia ve Rémi'den hiç haber alamamıştı. Ama tatil bitmiş ve özlem sona erecekti. Herkesi özlemişti. Porsuklar, aslanlar, kartallar. Hatta yılanları bile özlemişti. Onların o sinsi ve lanet okurcasına bakan gözleri onun hoşuna gidiyordu. Özellikle en son yaptıkları olay çok hoşuna gitmişti. Kütüphaneyi yakmak.
Hogsmeade'de bir mağazada gezinmiş balo için kıyafet ararken aklına o olay gelip büyük bir kahkaha attı. Hoşuna gitmişti. Kütüphaneden nefret ederdi. Hatta bir ara Claudia orayı dağıtma planları yapmışlardı ama kütüphane sorumlusunun psikopat tavırları sayesinde pek işe yaramamıştı... Bu sene baloya gidebilecekti çünkü bir partneri vardı. İlk olacaktı ve bu çok önemliydi. Herşey mükemmel olmalıydı. Önceden ceket bile giymeyi düşünmüyordu. Resmiyet ona göre değildi. Ama bu sefer giymeyi planladı çünkü partnerinin karşısında serseri gibi gözükmek istemiyordu. Deri bir ceket beğenip yanına gitti ama fiyatını uzaktan görünce geldiği yoldan aynen geri döndü. Dışarı çıktı ve kıyafet aramaya devam etti. Diğer yandan Claudia için hediyede aramayı ihmal etmiyordu. Ne alabilirdiki? Takı seti? Ayakkabı? Belki bir parfüm. "Ah! Hayır parfüm en kötü hediye. Onun koktuğunu ima ediyor gibi olmak istemem. Ayakkabıda kötü. Ya aldığım ayakkabı numarası büyük gelip. 'Sen beni koca ayak mı sandın?' gibi bir tepki görmek istemem. Tanrım ne alacağım! Hey o seste ne?" dedi ve kalabalığın içinde hemen sesin geldiği yere baktı. İlerde bir kız onun ismini söylüyordu. Gözlerini kısıp kim olduğuna baktı ve hemen sırıtarak el salladı. Tanımıştı. Bu Carlie'ydi. Claudia ile birleşmesine yardım eden kız. Hemen kalabalığı yararak yanına gitti ve selam verdi. Yanında duran Lydia'yada selam verip Carlie'nin konuşmasını dinledi. Kız konuşmasını bitirip gözlerini devirdiğinde Arnaldo artık kas katı kesilmişti. Herşey durmuştu. Heryer bir anda karanlığa büründü. Arnaldo karanlığın içinde kayboluyordu. Yıkılıyordu, hayalleriyle birlikte. Sevgilisinin onu yüz üstü bırakmasıyla kendisini boşluğa atmıştı. Sürükleniyordu o karanlık hiçlikte. Dipsiz bir kuyu gibiydi. Sonu olmayan ve geri dönüşü olmayan bir kuyu. Bir çıkış kapısı olmalıydı. Belki de ip uzatan biri. Evet, işte bir ip. İpe tutundu ve geldiği yere baktı. Parlak bir ışık. Çıkış orası olmalıydı. İpi tırmanmaya başladı. Çıkmayı istiyordu bu karanlıktan. Bu dipsizlikten. Gözlerini açtı ve sinsice gülümsedi. Carlie'nin ona baktığını gördü ve onun gözlerine bakarak sinsice gülümsedi. Aklına bir fikir gelmişti. Bir plan. Ve bu bakışlar o planda Carlie'ninde olduğunu gösteriyordu. Gözlerini Lydia'ya çevirmesiyle onuda plana dahil etti. Bu çocuk neler planlıyordu?..

* * *

Yalnızdım. Ama bu beni rahatsız etmiyordu çünkü tam yan odada iki yakın arkadaşım vardı. Hazırlanıp çıkacaktık. Planımı uygulayacaktık. Ayağa kalktım ve son kez aynaya baktım. Kirden pek kendimi göremiyordum. Ayrıca odadaki ışıkta pek yeterli değildi. Ama gene harika gözüküyordum. Deri ceket ve içimdeki beyaz kazak süper bir uyum sağlamıştı. Vahşiyim ama evcilleştirilebilirim gibi bir tarzdı. Tabikide bu tarzı kendim yaratmamıştım. Carlie ve Lydia'nında çok yardımı dokunmuştu. Ceketimin üstünü son kez temizledikten ve pantolonumun paçalarını düzelttikten sonra kapının çalınmasıyla hemen kapıya koştum. Carlie çıkmaya hazır olduklarını bildirmek için gelmişti. "Tamam hazırım bende. Hey bu arada. Harika görünüyorsun. Mağazada bu kadar güzel durmamıştı." dedim ve kızın elbisiseni baştan aşağı süzdükten sonra odadan plan için gerekli olan çantayı kapıp beraber aşağı indik.

Kızların faytona binmesi ve yerleşiminden sonra hemen faytondaki boş yere oturdum ve iyice yayıldım. Rahattım. Planı düşündükçe daha bir rahat oluyordum. Heyecanlıydımda. Ama bir anda düşüncelerim ayağıma birinin vurmasıyla bozulmuştu. "Ne var?" der gibi elimi salladım ve bacaklarımı yanımdaki boş yere uzatıp yolculuğun tadını çıkardım.

* * *

Büyük salona yaklaştıkça yükselen eğlence sesleri içimin kıpır kıpır olmasını sağılıyordu. Ne kadar partnersiz olsamda bu baloya girecektim. Partnersizler grubu olarak partiye gireceğiz ve takılacağız. Partnere ne gerek vardı. Herkes istediğiyle dans etsin ve eğlensin. Tek kişiye bağlı kalmak kadar kötüsü varmı ki. Elimde taşıdığım çantayı son kez kontrol ettim ve büyük salona doğru yol aldım. Yanımdaki iki kızın güzelliklerine baktıktan sonra omuzlarımı geriye attım ve emin adımlarla baloya doğru ilerledim. Ne bir heyecan ne bir rahatsızlık vardı. Tek düşünebildiğim eğlenceydi ve tabikide plan.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ricco-de-luca-t6
Lydia McCarthy

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : M.Kemal Atatürk & Cumhuriyet
Rp Sevgilisi : Melih Kerim Cenib
Kan Durumu : Ailemde olduğu gibi benimde damarlarımda safkan dolaşıyor.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 11:40 pm

Elimizdeki poşetler zamanla kilodan tona doğru evrim geçirmişlerdi sanki.Herşeyi tamamlamamıza rahmen Carlie'nin kararsız olması ve poşetler elimdeyken bizi oyalaması dahada sinirime dokunuyordu.Bu kadar titiz olmak zorunda değildi değil mi?Deniz mavisi gözlerini yarım saate yakın elinde duran listeden ayırmayacağını anladığımda yüzümü buruşturdum ve elindeki listeyi alıp paramparça ettim."Herşey tamam! Artık bırak şu listeyi." 'suçluyum ama elimde değil' gülümsemesinin ardından insanların arasından Ricco'ya doğru el salladı.Ricco'da insanları inceleyen bakışlarını bize çevirdi ufak bir gülümsemeyle el sallamamıza aynı eylemle cevap verdi.Yanımıza gelen Ricco'ya suçlu bir ses tonuyla birşeyler anlatmaya başladı Carlie:"Yarın direkt oradan geleceğini düşünüyordum ve direkt söylemeliydim,unuttuğum için Claudia'dan azar işitebilirim.Claudia tatilde olduğu için Noel balosuna katılamayacağını söylememi istedi. Ama ben unuttum. Üzgünüm, Whitér ile haber yollamalıydım ama o kadar dalmışım ki balo hazırlıklarına."bunları derken nefes almadığına yemin edebilirdim.Carlie'nin ışık hızıyla söylediği cümleler Ricco'nun suratının düşmesine yetmişti.Ricco'nun bu tepkisi içimi burkmuştu,ellerimde torbaların olması nedeniyle omuzumla yavaşça Ricco'nun omuzuna vurdum:"Hadi ama."bu hareketime hafif bir tebessümle yanıt verdi.


Heyecan,tüm hücrelerimi ele geçirmişti.Uzun,strestli ve yorucu günlerden sonra belkide bu balo tüm Hogwarts'ın biraz da olsa yorgunluğunu atmasını sağlayacaktı.Uzun zaman sonra arkadaşlarımla bir arada olmamızın sebebi eğlenceydi.Sanırım bunu elimizden geldiği kadar iyi değerlendirmeliydik.Bu özel gün için sade ve rahat olmayı tercih etmiştim.Esmer tenime yakışan bir renk olarak beyaz bir elbise sarıyordu bedenimi.Dizlerimin üstüne kadar uzanan bu sade elbiseyi sırtımdan önüme doğru uzanan gümüş,ufak taşlar topluluğu süslüyordu.Siyah,dalgalı saçlarım belime doğru süzülüyordu.Son bir kez nazikçe saçlarımı düzelttim ve aynadaki yansımama baktım.Ardından Carlie'nin bana hediye ettiği,benim için manevi değeri yüksek olan gümüş kolyeyi kırmızı renkli safir kutusundan dikkatlice çıkardım ve boynuma taktım.Artık herşeyimle hazır olduğumu düşünüyordum.Son bir kez odadaki loş ışığın eşliğiyle aynadaki yansımamı süzdüm.Carlie kendi etrafında dönüp bana doğru asil bir bakış fırlattı:"Evet bayan hazırım ve gördüğüm kadarıyla sizde mükemmel olmuşsunuz" dedi beni selamlayarak.İçten bir kahkahanın ardından "Sen mükkemmel ötesi olmuşsun bitanem.Ama-gözlerimle uzunca Carlie'yi süzdüm-Sanki birşeyler eksik...Buldum !" Carlie'ye aldığım noel hediyesine doğru koştum ve paketten üstünde Carlie yazan pırlanta bileziği çıkarttım.nazikçe Carlie'nin ince koluna taktım."Şimdi kusursuzsun." dedim tatlı bir gülümsemeyle.Teşekkür edercesine bana sarıldı.Daha sonradan geç kalmamak adına Ricco'yu çağırmaya gitti.

Partiye ulaştığımızda üçümüzde tek kelimeyle mükemmel görünüyorduk.Muhteşem bir gece bizi bekliyordu.Danslar,arkadaşlar,dedikodular ah bide sanırım ufak bir planımız vardı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jack Caprio

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Gryffindor
Rp Sevgilisi : Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz... The person you have called cannot be reached at the moment, please try again later...
Kan Durumu : Melez
Patronus : Çatal Boynuzlu Geyik

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Ptsi Haz. 21, 2010 11:52 pm

Jack oturduğu yerden salonun giriş kapısına hep göz gezdiriyordu. Gözleri hep Ricco'yu arıyordu. İçinde bir his vardı sanki hiç gelmiyicekmiş gibi. Her bir saniye geçtiğinde huzursuzlaşıyordu müzikle rahatlamaya çalışıyordu. Ama malesef içindeki huzuru bulamıyordu. Kapıya son birkez daha göz attı. Ricco'yu göremeyince tekrar huzursuzlandı. Çok yavaş bir müzik çalıyordu. Biraz olsada müzik onu rahatlatıyordu. Her an gelebilir düşüncesi veriyordu. Smokininin düğmelerini düzeltiyordu. Kollarını bir sıvıyor bir indiriyordu. Ayakklarını bir sağa bir sola yavaşça sallıyordu. Kafasını kaşıyor, strese giriyordu. Son defa kapıya doğru bakıcaktı. Eğer yoksa bir daha bakmayıp moralini düzelticekti. Son bir defa başını yavaşça çevirdi ve işte o anda kapıdan Ricco girdi. üzümde ufak bir tebessüm vardı. Ricco'nun elini sıkmak için yanına gitmek üzere masasından kalktı. Arkadaşları nereye gidiyorsun diye sordu.

-Birine selam verip gelicem, dedi.

Yanına geldiğine çok sevindiğini belirtti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net
Rosalie Feodora

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Floja.
Rp Sevgilisi : Bullet For My Valentine.
Kan Durumu : Safkan.
Patronus : Unicorn.

MesajKonu: Geri: Noel Balosu   Salı Haz. 22, 2010 12:47 am


    Floja ile birlikte yaptıkları tatil aslında ikisinide yaramıştı. İkiside tüm streslerinden arınmış, rahatlamışlardı. En azından Rosalie öyle hissediyordu kendi açısından. Noel Balosu’na gitmeleri için gelen mektup ellerine ulaştığı dakikadan itibaren ne giyeceklerine nasıl görüneceklerine deli olmaya başlayan iki cadıda son sürat hazırlıklara başlamışlardı. Rosalie kendinden emin havasıyla o gece nasıl görüneceğini kafasında oluşturmuştu. Ve ah, Corey. Tabii ya. Baloda onunla olacaktı. Tatil boyunca pek görüşememişlerdi. Gerçi Hogwarts içinde de görüşemez olmuşlardı son zamanlarda. Slytherin’in yaptıkları pisliklerden sonra herkes teker teker göz altına alınmıştı. Buda iki sevgilinin görüşmesini zorlaştırmıştı. Baloya adımlarını atar atmaz herkesin bir Hufflepuff ve Slytherin ha? Cümlesini kuracağından emindi. Ama umrunda değildi. Sonunda bu Rosalie’nin seçimi ve hayatıydı. Ve kalbi Corey’e gitmisse, buna kimsede engel olamayacaktı.

    Beklediği gün gelip çatmıştı kızıl cadının. Herşeyi hazırdı. Siyah straplez elbisesi vücuduna tamamen oturmuştu. Balolara genellikle uzun elbiseler hakim olurdu ama Rosalie kendi tarzını kendi yaratan tiplerdendi. Bundan hiç de şikayetçi değildi. Dizinin biraz üstünde beliren hoş elbisesiyle mutluydu. Kızıl bukleleri, omuzlarından aşağıya doğru hafifçe kıvrılıyordu. Gözlerine çektiği siyah göz kalemi, mavi gözleriyle tepeden tırnağa mükemmel bir uyum içindeydi. Kırmızı ruju dolgun dudaklarına hakim olmuştu. Tırnaklarına hakim olan siyah ojeleri onu çekici yapan bir diğer unsurdu. Siyahlar içinde geceye karanlık armağan etmeye gelmişti sanki. Bunlar sadece beliren ana hatlarıydı. Boy aynasında yansıyan görüntüsüne son bir defa daha baktı. Mükemmelliyet delisi olan kızıl cadı, kendini yine kusursuz görüyordu. Saçlarını son bir defa daha savurduktan sonra aynadaki yansımasına arkasını dönerek bulunduğu yeri terketmeye koyuldu. Merdivenlerden aşağıya doğru inerken topuklarının çıkardığı hoş sese konsantre olmuştu. Dominique, Nadja ve daha nice Slytherin kızlarının güzelliklerini göreceğinden ve büyüleneceğinden emindi. Ama kendinide yeterince mükemmel görüyordu. Binasında tüm kızların, diğer kızları geçeceğinden o kadar emindi ki, yüzündeki sinsi gülümsemesi daha da artıyordu.

    Merdivenlerin sonuna geldiğinde Büyük Salon’un o hoş kapısı önündeydi yeniden. Aklına gelen ilk şey, şenlik günü ortalığı kasıp kavurdukları andı. Bu gecede aynı şenlik gecesi gibi daha nice olayların yaşanacağından bir haberdi Rosalie. Corey’in daha hazırlanamamasından emin vaziyette yavaş adımlarla Nadja’nın yanına ilerledi. Gecenin şüphesiz en uyumlu çiftlerinden gözüken Dominique ve Kyros’ı baştan aşağı süzüp gülümsedikten sonra Nadja’ya döndü. ‘‘ Bu gece ne gibi olaylarla meşgul olacağız acaba. Ve ucundanda içki olsa fena olmaz mıydı? ’’ dedi dudaklarını hafifçe bükerek. Nadja’nın çınlayan kahkasına eşlik ederken gözlerini sadece bir anlığına kapıya kaydırdı. Ve Corey’in etrafı süzen gözleriyle buluşunca derin bir iç çekti. ‘‘ Hemen dönerim. ’’ diye fısıldadıktan sonra sevgilisinin yanına doğru ufak adımlarla ilerledi. Giydiği takım elbise ve boynundan gelen kusursuz parfümün kokusu Rosalie’yi kendinden alıp götürürken yavaşça sevgilisinin dudaklarına usul bir öpücük kondurdu. ‘‘ Seni özledim. ’’ dedi ve Corey’e daha sıkı sarılarak derin bir iç daha çekti. Rosalie bu çocuğa gerçekten aşıktı ha?



En son Rosalie Feodora tarafından Salı Haz. 22, 2010 12:51 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ross-t6988.htm#2
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Noel Balosu   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Noel Balosu

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 8 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-