AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 Şarlatanlar Yeniden

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ilmari Eljas Rosberg

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Yok böyle bir şey
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Şarlatanlar Yeniden   Salı Tem. 20, 2010 11:43 pm

Oyuncular: Stanley Beljean ve -Ilmari Eljas Rosberg
Zaman: Akşam yemeği sırasında
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ilmari-eljas-ros
Ilmari Eljas Rosberg

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Yok böyle bir şey
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Şarlatanlar Yeniden   Çarş. Tem. 21, 2010 12:09 am

Yavaş adımlar koridorda hırslı bir şekilde yankılanıyordu. Her seferinde sanki kişi sayısı artıyormuş gibi kuvvetleniyor ve insanı şaşırtacak derece de gürültü çıkarıyordu. Siyah bir cüppe ise kendini takip eden bu sesleri hiç umursamadan ilerliyordu. Meşalelerin oluşturduğu gölgeler yüzünden bir görünüyor, bir görünmüyordu büyücü. Ancak genede bir anlığına bile olsa duraksamıyor; kararlı bakışlarıyla ilerliyordu koridor boyunca. Büyük salondan bu yana bir çok koridor geçmiş ve gizli geçitleri kullanmıştı. Seslerden rahatsız olmuş bazı resimlerse arkasından bağırmıştı öfkeyle. Ancak yüzündeki belirsizlik bunları hiç farkında değilmiş izlenimi veriyordu. Sanki bir hayalin içinde ilerleyen ruh gibi dalgındı bakışları. Yüzündense gölgelerden dolayı bir anlam çıkarmak mümkün değildi. Sadece kararlı adımları belirli bir amaca doğru gittiğini belli ediyordu. Cüppesinin hışırtısı ve ayaklarının "tok" sesiyle birlikte bir heykele varıncaya kadar ilerledi genç büyücü. Ne birini görmüştü yol boyunca ne de bir ses işitmişti. Bir ruha uygun olacak bir sessizliğin avucunda dolanmıştı sadece. Belli ki kader amacına ulaşmasına izin vermiş ve yalnızlığa engel olacak kişileri bir şekilde uzaklaştırmıştı.

Ilmari heykelin karşısına geldiğinde yavaşlayarak durdu. Sesler bu duruşun biraz sonrasında kesilmiş ve mutlak bir sessizlik sağlanmıştı. Büyücü bu durumu çok fazla umursamadan duruyordu heykelin karşısında. Kim bilir kaç defa geçmişti buradan, farkında olmadan. Belki zaman zaman derse yetişmek için koşar geçmişti, belki de kafasına takılan bir sorun yüzünden dalgın bir halde geçmişti. Nasıl olduğunu anımsaması mümkün değildi ama buradan muhakkak geçmiş olduğunu söyleyebilirdi. Ancak bu zamana kadar böyle dikkatle bakmamıştı bu heykele. Şimdi tüm dikkatini çekmesine rağmen burayı dün buluşmak için uygun görmüştü. Belli ki buranın görüntüsü beyninin kıvrımlarında çoktan beri yer edinmiş ve şimdi de su yüzüne çıkmıştı. Yüzüne dalgın bir gülümseme yerleşti.
"Beynin gizli cilvesi... Ne kadar çok şeyi aklında tutabiliyor." Beyninin bu yeteneği onu etkilemiş ve buraya gelme nedenini unutmasına neden olmuştu. Gözleri meraklı bir parıltıyla heykeli incelerken, hâla beyninin hızına şaşıyordu.

Kendini tamamiyle bu sıradan heykele kaptırmışken, hafif bir hışırtı geldi arkasından. İşte o zaman buraya gelme amacını hatırlamıştı, aniden uyarılmış bir çocuk gibi. Bakışları hızlıca arkasına dönmüş ve tahmin ettiği simayı incelemeye başlamıştı. Bir arkadaş diyebileceği bu kişiyi, ilk kez ciddi bir konu için çağırmıştı. Kendi binasının armasını ve zekasını taşıyan çocuksa, sanki konuyu tahmin ediyor gibiydi. Bakışları şaşkınlıktan uzak, daha çok kararsız bir şekilde parıldıyordu.
"Selam Stanley." İsim dudakları arasından aniden fırlamış bir ıslık gibi çıkmıştı. Aniden bu şekilde kontrolünü kaybetmesi biraz canını sıkmış ama bunu belli etmeyecek bir rahatlıkla duvara yaslanmıştı. Stanley'in de aynı rahatlıkta davranmasına hiç şaşmayarak izledi hareketlerini. Selamlaşmanın ardından böyle sessizce bakıştılar bir süre boyunca. Sonunda Stanley sessizliğe dayanamamış olacak ki huzurlu bir şekilde konuşmaya başladı. Sözleri duyunca Ilmari'nin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi. "Evet bende şimdi fark ettim ilginç bir yer seçtiğimi... Sohbet etmek için."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ilmari-eljas-ros
Stanley Beljean

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Fıratizm ~
Kan Durumu : Akışkan.
Patronus : Mamut.

MesajKonu: Geri: Şarlatanlar Yeniden   Çarş. Tem. 21, 2010 1:16 am

Bütün bir dönem yaptıklarını tekrarlamaktan, kısır döngüyü bozmamaktan başka bir şey yapmadığını tereddütsüz bir şekilde söyleyebilirdi. Sabahın körü diyebileceği bir saatte uyanmak, kendine gelme aşaması, ihtişamlı salonda kahvaltı seremonisi, dersler, öğle vakti, dersler, akşam vakti ve uyku saati… Tüm hayatı sanki monotonluğa bağımlı gibiydi. Her gün aynı şeyleri bıkmadan usanmadan tekrar tekrar yapıyor ve asi tarafı bu süreç içinde uyuşuk bir ev kedisi gibi derin bir uykuya dalmış oluyordu. Hayatındaki tek heyecan arada bir çıktığı maçlar oluyordu. Onlarda da adrenalin seviyesi, çıktığı yükseklikle doğru orantılı bir biçimde artıyor ve yere inene kadar sürekli olarak katlanarak ilerliyordu. Peki, bu monotonluktan şikâyetçi miydi? Bilemiyordu. Uzun bir süredir insani hislerini kaybetmiş gibiydi. Bir robottan farksız olduğunu düşünüyordu. Bilim insanları tarafından belirli bir amaç için kurulmuş ve yapımı bittikten sonra da ‘Yaşa’ düğmesine basılmış gibiydi. Aynı şeyleri yapmaktan ne sıkılıyordu ne de bundan zevk alıyordu. Sadece önüne sunulan yaşam dolu kâseden her seferinde aynı miktarda aynı şeyleri alıyordu, o kadar. ‘Fazlası her zaman için gösteriş olur’ lafını umursadığı falan yoktu. Yaşam enerjisini de kaybetmiş değildi. Sadece aynı şeyleri yaparak mutlu olunacağını düşünüyordu ve bunu kendine kanıtlamak istiyordu, ama görünen o ki bu tezi çürümeye mahkûmdu. Zaten bu tezini hayata geçirdiği sıralarda Josselyn ile birbirlerini tanımaya başlamışlardı. Bu da yaşamını monotonlaştırmaya yardım etmeyen bir etkendi.

Beyni kendinden habersiz bu dönem yaptıklarını düşünürken Büyük Salon’a giden, kendisinin de aralarında bulunduğu bir-iki kişi artık kafile olmuştu. Atılan her bir adımda ortaya çıkan gürültü biraz daha fazlalaşıyor, uğultu halindeki konuşmalar kulaklarını biraz daha tırmalıyordu. Bunca insanın, bu kadar çok görüşme imkânı olan bir mekânda, bu kadar sık karşılaşıp fazlasıyla konuştuğu hâlde, hâlâ bir şeylerini birbirlerine anlatabilecek durumda olmasını anlayamıyordu. Ya Stan gereğinden fazla bir şekilde asosyaldi ya da sihirli kandan olanlar çenesi düşük tiplerdi. Kısaca düşündüğünde birinci seçenek ağır bassa da suçu yine başkasına atıp yoluna devam etti. Fakat bu sefer, içinde bulunduğu kafileden ayrı bir yol izleyerek birinci kat koridorunda pek kimsenin uğramadığı cadının heykeline yönlendi. Dün akşam saatlerinde Ilmari, geleneksel konuşmalarını yapmaları için yeri ve zamanı söylemişti. Neyse ki bu heykeli birkaç kere daha ziyaret etmesi gerekmişti. Bütün ihtişamıyla dikilen heykelin, böylesine büyük bir şatoda yalnızlığına terk edilmesi pek de akla yatkın bir olay değildi. Hogwarts’ın meraklı öğrencileri daha önce birçok kere bu heykeli incelemiş, fakat gösterişten başka bir şey olmadığını söylemişti. Kimse bu heykelin neden hâlâ Hogwarts’ta durduğuna anlam veremiyordu. Başını iki yana sallayıp gözlerini heykelden çekip onun altında duran siyah cübbeye çevirmişti. Dört senedir tanıdığı bu çocuk kesinlikle onu anlayabilen tek kişiydi.
“Sana da Ilmari.” Kollarını göğüs hizasında birleştirip sırtını soğukluğu hiç geçmeyen duvara yasladığında mekân seçiminin baş başa konuşmak için birebir olduğunu fark etti. “Oldukça ilginç bir yer seçimin var doğrusu. Gerçi baş başa konuşmak için bundan iyisi olamaz.” Başını Ilmari’ye çevirdiğinde onun da heykelin etrafını incelediğini gördü ve onaylayan kelimelerini işitti. “Nasılsın bakalım görüşmeyeli? Dedikoduların başını çektiğini biliyorsundur umarım.” Gülümseyerek söylediği sözlerde ince bir alay vardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/stanley-beljean-
Ilmari Eljas Rosberg

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Yok böyle bir şey
Kan Durumu : Safkan

MesajKonu: Geri: Şarlatanlar Yeniden   Çarş. Tem. 21, 2010 2:29 am

Yüzüne sıkkın bir gülümseme belirdi. Stan'ı uzun zamandan beri tanıyor ve konuya çabuk girmeyi sevdiğini biliyordu. Ancak gene de zaman zaman bu huyunu bir kenara bırakmasını umuyordu. Bir süre boyunca nasıl bir cevap vereceğine emin olamadan duraksadı. Ne kadar bu konuyu konuşmak istemiş olsa da bu kadar aceleci olmayı planlamamıştı. Tüm benliğiyle hazır olduğunu hissetmek ve sonrasındaysa basitçe söze başlamak... İhtiyaç duyduğu bunları başarabileceği kısa bir süreydi sadece. Bakışları bu fırsata sahip olmamanın verdiği sıkkınlıkla arkadaşının üzerine dikildi. "Ah bu huyunu ne zaman bir kenara bırakacaksın." Gülümsemesini korumaya çalışmıştı bunları söylerken. Ancak içinde bulunduğu durumdan dolayı bu pek kolay olmamıştı. Dostunun yanına yaklaştığını rahatlıkda duyabilmişti, sessizliğin içerisinde. Elinin sıcak temasını ise omzunun üzerinde hissetmişti. Belki de o bu şekilde konuya hızlıca girmese, Ilmari asla cesaret edemeyecekti. Sessiz gözleri dostunun gözlerine dikildi ve tüm anlayışını gördü orada. Farkında olmadan kendini konuşma moduna sokmuş ve günlerdir içinde taşıdığı bu sıkıntıyı konuşacak duruma gelmişti.

"Dedikoduların odak noktası olmak.. Sanırım benim için en uygun tanım bu olur." Gözleri dalgınca heykelin üzerine dikildi tekrardan. Sessizliğinin ve yalnız takılmanın başına dert açacağını bugüne kadar hiç düşünmemişti. İçine kapanık halini ise havalı olmak için asla yaratmamıştı. Ancak kendisine yakınlaşmaya çalışan bazı kişiler bu durumu böyle algılamayı tercih etmişti. Birde tüm bunların üzerine Nerola'yı hayatına dahil edince, işler iyice karışık bir hale gelmişti. Çoğu kişi aralarında yasak bir ilişkinin başladığını iddia etmiş ve bu iddialar Jesse'nin -Nerola'nın sevgilisi- kulağına kadar gitmişti. "İnsanlar bu tarz saçmalıkları seviyor galiba." Mırıltı halinde çıkmıştı sesi. Sanki bedenen burada olmasına rağmen ruhu başka bir anının içerisen girmişti. Jesse ile yaşadığı sert tartışmayı çok net bir şekilde görebiliyordu. Aslında olanları tam şekliyle hatırlaması mümkün değildi. Çünkü Ilmari tam o tartışma sırasında benliğini başka bir olaya teslim etmiş ve kavgayı beyninin kontrolü dışında yapmıştı.

Kafasını sıkkın bir şekilde salladı genç büyücü. Tüm bu olayları beyninin derinliklerinden uzaklaştırmak istiyordu. Bu olaylar hiç yaşanmamış gibi hayatına devam edebilmek en büyük hayaliydi. Onu sessizce süzen Stan ile göz göze geldiğinde içini dökmeye devam etmeye başlamıştı.
"İşin en berbat tarafı ise Jesse'nin bu konuyu ciddiye alması." Sesi kısık bir şekilde çıkmış ve bu sırada heykelin önünde oturmuştu. Bakışları hâla ayakta duran arkadaşının üzerindeydi. Onun bu konu hakkında ne diyeceğini merak ediyordu aslında. Ve bu merakı çok geçmeden giderilmişti. Arkadaşının sorduğu soruya hızlıca cevap vermek istercesine tekrardan yerinden doğruldu. "Hayır Stan. Alakası...." Sözünü tamamlamasına fırsat vermemişti Stan. Sanki sorusu aslında gerçek düşüncelerinin kibar haliydi. İlmari onun fikrini dinlerken şaşkınlık tüm bedenini sarmıştı. Nasıl bir tepki vereceğinden emin olamıyor ve kafası iyice karışıyordu. Nerola'ya karşı gerçekten ilgi duyması... Bu mümkün müydü? Mantığı hayır diyor ama içindeki ses evet diye fısıldıyordu kalbine. Sonunda tüm bu çatışmaların ortasında pes etti ve bakışları tekrardan heykelin üzerine dikildi. "Evet belki de haklısın. Belki de dedikodular tamamen yalan değildir."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/ilmari-eljas-ros
Stanley Beljean

VII. SınıfVII. Sınıf
avatar



Mücadele Tarafı : Fıratizm ~
Kan Durumu : Akışkan.
Patronus : Mamut.

MesajKonu: Geri: Şarlatanlar Yeniden   Çarş. Tem. 21, 2010 8:14 pm

Ellerini iki yana açarak ‘elimde değil’ anlamını taşıyan bir hareket yapmıştı. Ilmari’nin bir konu hakkında konuşmak için kendini hazırlaması gerektiğini biliyordu. Ancak bu kendini hazır hissetme süreci söz konusu Ilmari olunca biraz fazla uzuyordu. Eğer konuya hemen girmeseydi belki de bütün bir geceyi heykelle fantezileri varmış gibi burada geçireceklerdi. Kollarını çözüp sırtını taş duvardan ayırdığında dostunun yanına varmıştı. Elini, onun omzuna koyarak onu cesaretlendirmeye çalıştı. Gözlerine dikilen sisli ve sessiz gözlere güven temin ederek bakıyordu. En sonunda Ilmari’nin bu çekingen tavrının kırılacağını biliyordu. Bunun içinde sadece cesaretlendirilmesi gerekiyordu. Gereken cesareti topladığında ise sessiz olarak bilinen Ilmari’den eser kalmıyordu ki bu da Stanley için rahatsız edici bir durum değildi. Bu kadar içine kapanık biri olmasını desteklemiyordu, fakat yapabilecek bir şeyi yoktu. İçine attıklarını da bir şekilde dışarıya vurması gerekiyordu ki tam da bu noktada devreye Stanley giriyordu. Bir dostun yapabileceği her şeyi mükemmel düzeyde yapmaya çalışıyordu. Başarılı oluyor muydu, bilmiyordu ama denemekten zarar görmüyordu. Üstelik Ilmari gibi birinin dostluğunu da kazanıyordu.

Bu sefer başarmıştı ki Ilmari içinde kalanları sıkıntılı bir şekilde de olsa söylüyordu. Sürekli olarak gözleri dalıyor, ses tonu oldukça endişeli çıkıyordu. Bu da yaşananları içinde ne kadar büyüttüğünün bir göstergesiydi. Jesse ile tartışmaları kısa süre önce olsa da okuldaki dedikodu yayılma hızı azımsanmayacak derecedeydi. Ilmari, heykelin önüne oturduğunda kollarını yeniden göğüs hizasında bağlamış ve omzunu pencere pervazına yaslamıştı.
“Jesse’nin bu durumu ciddiye almasını sanırım anlayabiliyorum.” Söylemesi, daha doğrusu kabul ettirmesi zor olan bir konuşma yapmak üzereydi. Yüzünü buruşturdu. “Nerola ile oldukça yakınsınız Ilmari. Bana bunun sadece arkadaşlık ilişkisi olduğunu söyleme. Jesse, ciddiye almakta haklı olabilir. Sence de öyle, değil mi?” Ilmari’nin bunu inkâr edeceğini biliyordu. Bu yüzden de lafını yarı da kesmişti. “Hemen itiraz etme. Biraz düşün.” Derin bir nefes molası vermişti. Ilmari’nin Nerola’ya karşı bir şeyler hissettiği belliydi, sadece bunu fark etmesi gerekiyordu. “Hadi ama Ilmari, Jesse olayından sonra aklında Nerola’dan başka bir şey olmadığını biliyorum. Bana aksini iddia edemezsin.” En sonunda Ilmari, duygularını kabul etmiş olacak ki şaşkın bir ifade ile itiraf etmişti. Stanley’nin suratına çarpık bir gülümseme yayılmıştı. “Tamamen yalan olmadıklarını ikimiz de biliyoruz.” Kollarını çözüp gülümsemesini yüzünde tutmuştu. “Şimdi hangi günahı çıkarıyoruz?”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/stanley-beljean-
Sponsored content





MesajKonu: Geri: Şarlatanlar Yeniden   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Şarlatanlar Yeniden

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-