AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 | Tutku |

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: | Tutku |   Paz Tem. 25, 2010 6:21 am


| Kişiler |
Claire Trisha Bullock,
Allen Jacques Harth

| Zaman |
22:00 suları...


| Kurgu |
Geçmişe saplantısı zihninde dans eden genç cadı, unuttuğu buluşma için Roma'ya cisimlenir. Ve
iki aya yakın bir süredir görüşemeyen Allen'la Claire tekrar bir araya gelirler. Allen oteli yıkabilecek kadar sinirlidir ancak olaylar, kurdun beklediği gibi gelişmeyecektir.


En son Claire Trisha Bullock tarafından Ptsi Tem. 26, 2010 5:55 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Paz Tem. 25, 2010 6:25 am

Bu eve son gelişiydi bu... Evet, son kez kurcalayacaktı anılarını. Acısını son kez kucaklayacak ve devam edecekti adım adım yaklaştığı arzularının peşimden gitmeye. Yüzleşmek istemiş, her ne kadar canını yaksa da bu güdü engel olmamıştı işte... Ama eskisi kadar zayıf değildi genç cadı artık, güçlenmişti. Taş evin gıcırdayan kapısını araladı ve düşünceleri çehresindeki sertliğe dokunurken mırıldandı usulca. 'Hayalin takılırdı gecelerime pislik. Gebermen bile yetmedi bana. Yetmeyecek hiçbir şey...' Harabe olan evde dikkatle gezdirdi bakışlarını. Ne garip, hiç değişmemişti hisleri Claire'ın. Aynı nefret, aynı acı, aynı hırs... 'Lanet olası pislik.' Zehri soğuk duvarlara sertçe çarpmış ve daha birkaç dakikadır burada olmasına rağmen, bunalmışlığın hücum ettiği benliği, genç cadının tekrar kapıya yönelmesini sağlamıştı. Amacı neydi ki zaten? Yaşanılan onca şeyin, yıllar sonra bile hala taze kalışını gözüyle gördükçe eline ne geçiyordu? Daha çok nefret mi? Tüm ruhunu hırsıyla tekrar tekrar kamçılamak mı? Lanet olsun, daha ne kadar nefret edebilirdi ki o heriften? Gitmeliydi, uzaklaşmalıydı sadece. Kendine daha fazla kızmadan, daha fazla zayıflaşmadan, zavallılaşmadan gitmeliydi bu lanet harabeden. Kendinden ve hislerin kaçarcasına hızlandırdı adımlarını. Uzaklaşmalıydı genç cadı... Hızla kapattı bahçenin kapısını...

...
Hızla kapattı bahçenin kapısını.
Sevgili babasına(!) ait harabe evin kokusu sinmişti üzerine. Tiksintiyle omuzlarını temizledi. Siyah uzun saçları yüzünü nerdeyse tamamen kaplamıştı. Bir türlü üstünden çıkarmadığı koyu mavi blue jean ve vücuduna tamamen yapışan siyah body hızlanmaya başlayan yağmurun damlalarıyla benek benek olmuştu. Islanan toprağın kokusu dalga dalga yayılırken bir daha asla dönmeyeceği eve baktı. Halbuki defalarca kez daha aşındıracaktı yosun tutan o zemini... 'Soluk fildişi boyaları dökülmeye başlayan duvarlar, küçük iki pencere, gıcırdayan eski bir kapı ve sevgili babam!' diye hırladı öfkeyle. 'Görebildiğim tek şey bu!' Koskoca yirmi üç yılın ardından aklında takılı kalan tek anı buydu. Kahkahalar ya da sevg, hiçbiri yoktu. Kömür karası gözlerini nefretle kıstı. Sol elinde tuttuğu koyu gri hırkasını üstüne geçirdi ve kendinden emin bir şekilde karanlık sokağa sürükledi bedenini.

Kulaklarını uğultuları, çığlıklarıyla dolduran rüzgarı arkasına alıp yürümeye başladı. Uzaklaşmalıydı, olabildiğince uzağa gitmeliydi! Sanki döneceği tek yer orası değilmiş gibi... Adımlarını git gide hızlandırarak zifiri karanlığa gömülen daracık sokakların kalbine doğru ilerledi. Nerde olduğunun, yaşamın, gündüzün, gecenin, hiçbirinin bir önemi kalmamıştı. Artık acısıyla baş başaydı. Yılların yaşlandıramadığı acısıyla...Ve tutamadığı gözyaşları yanaklarını yalayarak, şimdi şarıl şarıl yağan yağmura karışmaya başlamıştı. Titreyen ellerini usulca yüzüne yaklaştırdı ve beceriksizce sildi gözyaşlarını. Anlayamadığı bir öfke tüm vücudunu ele geçiriyordu yavaş yavaş… Ayakları Claire' dan bağımsız ilerliyordu artık. Onu nereye götürdüklerini umursamıyordu. Nerde olduğunu bilmiyordu. Ama ne önemi vardı ki! Uzaklaşmalıydı, sadece uzaklaşmalı...

O sırada beklemediği bir şey donup kalmasını sağladı. Her şeyi unutmuştu o an. Acısını bile hissedemiyordu artık. Kasılan çenesini, nefessiz kalan bedenini fark edemiyordu. Gözünün önünde babasının silueti canlanan Claire çılgına dönmüştü. Gerçek gibiydi... Gri pantolonunu giymişti yine. Siyah gömleğinin üzerine geçirdiği koyu renk pelerini rüzgarda uçuşuyordu. Babasının tombul ellerine baktı korkuyla. Asasını yavaşça Claire' a doğrultuyordu. Claire bundan sonra olacakları biliyordu. Dayanamazdı, tekrar yaşayamazdı bunları. Harabe evin altına ustaca sakladığı cansız bedeni düşündü. Babası dönemezdi artık! Yıllarca yaşayacaktı daha halbuki, anıları asla izin vermemişti ki unutmasına...Ama dönüyordu işte, illa bir yerlerden çıkıp geliyordu. Emindi bundan! Hayır değildi, asla olamamıştı. Ve artık zarar veremezdi Claire' a. Hayır, verirdi, verecektide her zaman. Ama buradaydı işte, tam karşısında! 'Hayır! Bu kez olmaz! AVA...' devamını söylemeden kaybolan siluetin hayaletine bakıyordu şimdi… 'Anlamadın James Richard Bullock!'diye haykırdı. Garip, hala kulaklarında çınlıyordu kendi yakarışı... Boşlukta yankılanan çığlığı rüzgara yavaş yavaş karışıyordu. Artık hiç gücü kalmamıştı Claire' ın... Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı ve Claire ne istediğini biliyordu. 'İntikam…' Ve sessizce yere bıraktı vücudunu. Halsizce asasını şakağına götürdü. Hıçkırıklarından zar zor duyulan birkaç büyülü sözcük mırıldandı gözleri yavaşça kapanırken...
'Unuttur! Unut, unut. Unut...'
...

'Unutmadım pislik... Çığlıklarımı unutmadım ve inandığın her şeyi yerle bir etmedende unutmayacağım.'
Geçmişi tüm soğukluyla zihnine üşüşmüştü yine. Nereye giderse gitsin, dönüp dolaşıp geldiği yer, sahip olduğu her şeyin yokolduğu sızısı oluyordu şüphesiz. Bu evden son çıkışını anımsamış ve canlanan anılar, boğazına düğümlenen yakarışında hayat bulmuştu yine... Genç cadı öfkeden titreyen ellerini yumruk yapıp bir süre olduğu yerde kaldı. Şimdi sakin olmalıydı... Rolüne düşeni yapmalı ve bu oyunu kurallarına göre oynamalıydı. Dikkat çekmeden, renk vermeden... Gözlerini yumdu ve derin bir nefes aldı. Sakinleşmeli ve odaklanmalıydı sadece. babasını ve yaşananları sildi aklından. Toparlanmaya başladığında, genç cadının duygusuzluğu çehresine takılı kalmıştı sanki. Her zaman soğuk olan tavırları şimdi buz gibiydi. Gecelerdir uyuyamamasının da pek faydası dokunduğu söylenemezdi elbette. Ve elbette sevgili babası... Tüm benliğini saran nefret, donuklaşan gözlerinde hayat buluyordu sanki… Genç kadın, düşüncelerini dağıtmak için yoğunlaşmaya çabaladı. Bir süre için rafa kaldırmalıydı zihnindekileri. Ah, şimdi bir kaç kadeh devirip sızmak, Claire'a iyi gelebilirdi. Ama sanki bir şeyi unutmuş gibiydi... Zihnini kurcaladı genç cadı birkaç saniye ve eliyle, hafifçe anlına vurdu. 'Lanet olsun; Allen.' Pis pis sırıtmaya başlamıştı genç cadı. Her zamanki gibi, kurtla buluşacaklarını unutmuştu yine. 'Önemsiz' Diye geçirdi içinden. 'Ama keyifli.' Evet, aptal kurt Claire'ın şu an ihtiyaç duyduğu şey olabilirdi. Karar verildiğine göre artık gidebilirdi. Bastıran karanlığın büyüse bıraktı bedenini ve usulca cisimlendi.

'Dikkat et ahmak!' Otele girmek üzereyken yanlışlıkla çarpan adama öfkeyle hırlıyordu genç cadı. En nefret ettiği sürüngenlerden biri bulanıklardı şüphesiz. Ama Allen her zamanki gibi bu ayrıntıyı bildiği halde bu aptal otelde buluşmak istemişti. Otele girer girmez adımlarını daha yavaş atmaya başladı. Bilerek geç gelmemişti ama Allen’ın biraz daha sinirlenmesi hoş olabilirdi genç cadı için. İki aydır sürekli bekliyordu zaten. 'Tatlı kurt' diye geçirdi içinden. Soğuk yüzünde sinsi bir gülümseme yapıştırıp merdivenler yöneldi. Burada olmasının tek nedeni biraz eğlenmekti zaten. Ve unutmak... Bedeninden fazlası asla Allen’ın olmamıştı. Ama buna rağmen onun öfkesi, genç cadıyı her zaman cezp etmişti. 'Ruhunu seviyorum sevgilim. İçi bomboş…' Kendi kendine mırıldanırken odaya yaklaştığını fark etti. Allen onun burada olduğunu biliyor olmalıydı. Sinsice gülüp merdivenleri daha ağır bir şekilde tırmanmaya başladı. Tatlı kurtunun içerde köpürdüğünü düşündükçe heyecanlanıyor ve onu daha fazla istiyordu. Çehresine yapışan gülümsemeyi ustaca yok edip, soğuk bakışlarıyla odanın kapısından içeri baktı. 'Claire hanım sonunda teşrif edebildi.' Allen’ın öfkelendiği her halinden belliydi. Genç büyücüye iyice yaklaşmıştı artık. Suçlayan bakışlarını üzerinde gezdiriyor ve bir açıklama bekliyordu. Claire soğuk tavırlarla yaklaştı arzuladığı adama. 'Yapma Allen. Sadece birkaç saat geç kaldım.' Allen’ın boynuna bir öpücük kondurdu şehvetle. Islak dudaklarını kulak memesine kadar sürükleyip, fısıldayarak konuşmaya başladı. 'Ne yapacaksın sevgilim? Beni öldürmek ister misin?' Claire bedenini yakışıklı büyücününkine kilitleyerek konuşmaya devam etti. 'Oynamaktan sıkılmış küçük kurt. Özlememiş beni.' Dudağını ısırıp genç adamı süzdü. Dalga geçermiş gibi konuşmasından Allen’ın nefret ettiğini biliyordu. Ve sırf bu yüzden özenle bu tavrı sergiliyordu genç cadı. Sesindeki alaycılığa rağmen hala soğuktu bakışları. Buraya gelmeden önce yaşananların hayaleti asılı kalmıştı çehresinde. Ama şimdi zihninden uzaktı hepsi, o anın büyüsüne bıraktı benliğini usulca...


En son Claire Trisha Bullock tarafından Ptsi Tem. 26, 2010 1:04 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 8 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Allen Jacques Harth

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık
Rp Sevgilisi : Claire Trisha Bullock
Kan Durumu : Safkan, çok gerekmedikçe belirtmez.

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 2:21 am

Allen geniş ve ferah döşenmiş odada, sinirini kontrol altına almak istiyormuşçasına volta atıp duruyordu. Hayatında ilk defa, biraz da olsa önem verdiği birine karşı bu kadar sinirlenmişti. Bu kız hangi cehennemde kalmıştı ki? Zaten en son görüşmelerinin üzerinden iki ay geçtiği yetmiyormuş gibi, bir de söz verdikleri saati tam olarak bir buçuk saat geciktirmişti. Normalde bu kadar ufacık detayları önemsemezdi, ama ister istemez, Claire Bullock'un, onunla bir kuklaymış gibi oynayıp oynamadığını merak etmeye başlamıştı. Bir süredir içinde kabaran öfkesi bir anda saman alevi gibi tutuştu ve odadaki iki kişilik, eski Victoria tarzı yatağa gelişi güzel bir tekme savurdu. Bunu yüksek sesli bir çatırtı izledi. Allen yüzünü buruşturdu. Harika, daha başlamamışlardı bile. Gerçi hiçbir otel görevlisinin gelip onları uyaracağından falan değil - buna hiç kimse cesaret edemezdi. Onun daha çok canını sıkan şey, içinde bulunduğu ruh halinden dolayı böyle bir şeyi Claire'e yapabileceği ihtimaliydi.

Birden, vücudundaki bütün tüyleri diken diken eden bir şeyi fark etti. Onun kokusuydu bu. Yavaş adımlarla üst kata çıktığını duydu. Bu da onun oyunlarından biri olmalıydı, Allen'ı bir kaç saniye daha bekleterek onun arzuyla daha da alevlenmesi hoşuna gidiyor olmalıydı. Dişlerini sımsıkı birbirine kenetleyen Allen, sinirden titreyen ellerini kontrol altına almak için yumruk yaptı ve bir parça sabırla gözlerini kapatarak içinden saymaya başladı. Beş adım kalmıştı. Dört... üç... iki... bir...

Kapı açıldı. Altı aydır Allen'a, birkaç saatliğine bile olsa kendini unutturan, kurtadam haricinde bir şeyler daha olduğunu hatırlatan genç cadı kapının ağzında duruyordu, yüzünde oldukça soğuk bir ifade vardı. Bu ifadesi Allen'ı her zaman gülümsetmeyi başarırdı, Claire'in bedeninden öte, ifadelerine ve soğukluğuna kapılmıştı. Ama şimdi bütün bu hislerini unutturacak bir ateş vardı içinde. Kapıya doğru bir iki adım atarak, boğuk, hırıltılı sesiyle 'Claire hanım sonunda teşrif edebildi.' diye konuştu, ses tonunda baştan aşağıya bir suçlama vardı. Kızla aralarında bir aşımlık mesafe kaldığında durdu ve onun vereceği tepkiyi beklemeye başladı, gözleri en az Claire'inkiler kadar soğuktu ama bir şekilde hala kontrolünü koruyabiliyordu.

'Yapma Allen. Sadece birkaç saat geç kaldım.'Claire'in bu kadar umursamaz ve alaycı olması Allen'ı iyice kışkırtıyordu. Bir an genç cadının içinde bulunduğu durumun tehlikesini kavrayıp kavrayamadığını merak etti. Tabii, Claire tehlikeyi her zaman severdi, ama bu resmen delilikti artık. Öfkesi kontrolden çıkarsa bunun geri dönüşü olmazdı. Claire, onu içini titreten bir şekilde öperken, genç adamın başı istem dışı bir hareketle genç cadının kokusunu takip etmek için döndü. 'Ne yapacaksın sevgilim? Beni öldürmek ister misin?' Neredeyse yüksek sesle lanet okuyacaktı, Claire gereğinden fazla tehlikeli oynuyordu. Kontrolünü şimdiye kadar kaybetmemiş olması, bundan sonra da kaybetmeyeceği anlamına gelmiyordu.

'Oynamaktan sıkılmış küçük kurt. Özlememiş beni.' Allen alçak sesle, ama hiddetle hırladı. 'Hiç akıllanmıyorsuın, aptal.' Kendi ses tonu da alaycı ve biraz da eğlenir bir havada çıkmıştı. Bu da onun Claire'i sinir etmek için yaptığı bir şeydi. Claire geri çekildiğinde bir an göz göze geldiler. Şu anda tutkudan başka şeyler de düşünen Allen'ın yüzüne şeytani bir gülümseme yerleşti ve öne eğilerek genç cadıyı öpmeye başladı. Kısa bir anlığına, tutkuyu hissettirmek için değil de, olabilecekleri hatırlatmak istercesine, uzun azı dişlerini kızın narin alt dudağına iyice bastırarak, sertçe öpmüştü. Ayrıldıklarında tehlikeli bir şekilde surat asarak kızı süzdü. 'En azından gecikmek için iyi bir sebebin vardır umarım. Bugün gerçekten hiç havamda değilim Claire.' Ses tonu sertti ve neredeyse emreder bir tavırdaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 4:01 am

Allen’ın sertçe ısırdığı dudaklarını emdi. İnce bir sızı ve birazda kan… Oynadığı oyunu o kadar çok seviyordu ki genç cadı! Genç adam öfkesinin getirisi olan kontrolsüzlüğünü zor dizginliyor gibiydi. Claire’dan biraz uzaklaşıp tehditvari bir ses tonuyla konuşmaya başladı. 'En azından gecikmek için iyi bir sebebin vardır umarım. Bugün gerçekten hiç havamda değilim Claire.' Claire alay kokan ses tonuyla cevap verdi. 'Unutmuşum tatlım. Ayrıca çok ayrıntıcısın Allen! Beklemekten çok sıkılıyorsan çağırmayabilirsin ha? Bildiğin halde sorguluyorsun. Bana seninmişim gibi davranma tatlım. Sıkıldım. Eğer çağırma nedeninin böyle saçma sapan takıntıların olduğunu bilseydim, hala aptal aptal bekliyor olurdun. İki aydır yaptığın gibi yani.' Nefretle kıstı gözlerini genç cadı. Umursamaz tavırlarıyla omuz silkip yatağa attı bedenini. Allen’la uğraşmayı bırakmamıştı elbette. 'Anqie’le aranızdan su sızmıyor bu aralar. Dikkatli ol Allen. Sevgilisinin benimle otel odalarında buluştuğunu öğrenirse güveni sarsılabilir. ' Alay eder gibi kahkaha attı ve genç adama dikti bakışlarını. Onun sinirden kasılan yüz hatlarını zevkle izledi kısa bir süre. Anqie, salak sürtüğün tekiydi ve genç cadı o kızı hiç sevmiyordu. Allen'ın aptal sevgilsi, Claire'ı delig ibi kıskanıyor ve sırf bu yüzden Ale'den bahsedip duruyordu sürekli. Ne yaşandığını elbette bilmiyordu ama, Claire'ın konu her açılışında garipleşmesi, o aptal için kullanılabilir bir malzeme olmuştu işte. Ah, Ale... Claire belli belirsiz bir sızı, ruhuna dokunmuş ve bastırılan özlem usulca gün yüzüne çıkmıştı... Şimdi bu aptal otel odasının sihrinden sıyrılıp, o geceye, Ale'in kollarında olduğu geceye odaklandı zihni. Aptal kurdu unutmuştu artık. Gözlerinin önüne takılı kalan geçmişin ritmine bıraktı benliğini. Tekrar Ale'in yanındaydı işte...

...
'Claire...'
Bedenini kavrayan adamı gözlüyordu qia. Onun kontrolünde zemine uzanan bedeni olağanca masumiyetiyle irkiliyor ve karşı konulamaz bir hal alıyordu. Genç adamın büyülü sözleriyle canlanan ateş, tüm salonu aydınlatıyordu şimdi. Genç cadının şehvetten fazlasıydı hissettikleri. İlk defa bedeninden fazlasını vermişti bir erkeğe... İlk defa saflaşmış ilk defa masumlaşmıştı bakışları. Bedenleri usulca birleşirken geriye tek kalan sessizlik olmuştu. Havanın tüm buğusuna karışmıştı şehvet. Ama genç cadının burnuna süzülen tek koku aşka aitti. Ale'in kokusu… Kulağına eğilip fısıldayan büyücüye kulak kesildi usulca. 'Sonsuza kadar yanında kalacağım Claire. Bütün hayatımı seninle paylaşmaya hazırım. Sen...' Yanaklarına dokunan dudakları o kadar masumdu ki. Nasıl baş edecekti bu hislerle Claire? Korkuyordu artık… Bu şekilde gelişmesini beklemiyordu hiçbir şeyin. Önemsiz bir ayrıntıyken bu hisler, şimdi gerçeğe dönüşmüş ve tüm damarlarında tutkuyla dolaşmaya başlamıştı. Buda neydi böyle? Aşk mıydı? Yoksa aptallık mı ediyordu genç cadı? Kalbini yerinden söküp alan adama sevgi dolu gözlerle baktı. Hata mıydı bu yoksa? Kalbi sevmeye hazır mıydı? Sevgiyle tanışmadan, sorgulamadan… Öylesine kabullenmeye… Direnmeliydi belki de… Yada yok saymalı? Ale'in yüzünde gezdirdi parmaklarını.

Yaşayamadığı yada yaşamaktan kaçındığıydı şimdi karşısına inatla dikilen his. Aşk ilk defa böyle kusursuzca dokunmuştu ruhuna ve susmuştu tüm hayali tutunuşlar. Şimdi ne yapmalıydı? Arkasını dönse, gitse… Kaçsa kendinden… Duramazdı ki! Yada kalsa… Sımsıkı sarılsa sevdiği adama… Yapamazdı ki! O yüzden sadece sustu. Ne kal diyebilirdi kalbine. Gitme o adamla! Nede sürüklenebildi en garip masala… Sustu. Ne konuşabilirdi artık, sözcükler yeterdi anlatmaya… Nede dokunabilirdi hep kaçındığı sonlara. Sustu. Ale'in masum yüzünü seyre dalıp yavaşça yaklaştı yakışıklı büyücüye. Dudaklarını aralayıp usulca öptü. Sonra kendini yavaşça geri çekip, baktı tekrar yüzüne genç adamın. Her şeyi anlatmak istercesine… Belli edemediği hisleri bakışlarına dökerek, belki anlaşılır diye. Susuşlarını tıkıştırdı aşkı ve dokunuşlarıyla haykırdı sessizliğe... 'Seni seviyorum…' Duyulamayan iki çift söz, karanlığa karıştı ve hoyrat aşk, ilk defa bu savaştan galip ayrıldı. Ne garip… Ale bunları ne duydu ne de anladı. Genç cadı usulca yasladı başını, genç büyücünün göğsüne. Tek istediği anlaşılmaktı şimdi. Ama ne çare! Genç büyücü sadece anlamak istercesine bakıyordu şimdi. Claire hiç konuşmadan öylece duruyordu. Aşkı ne anlatabildi, ne de gerektiği gibi coşkulu yaşayabildi. Tutkularının oyuncağı yaptığı bedeni, şimdi tüm masumiyetiyle Ale'in kollarındaydı...
...

Genç cadı rüyadan uyanırcasına irkilen bedenini doğrulttu, biraz önce uzandığı yatakta. Hatırlamaya tahammülü olmadığını ne kadar da çabuk unutmuştu böyle.! Asla kazanamayacağı bir savaştı aşk ve genç cadını, kaybetmeyi kabullenemezdi, kabullenmemişti de. Baştan beri asla kalkışmamalıydı sevmeye. Annesinin en büyük hatası bu değil miydi? Neyse ki, ne kadar acıtsa da, vazgeçmişti genç cadı... Vazgeçmesi gerektiğini biliyordu taa en başından beri. Salakların işiydi aşk. Ve Claire o salaklığın acısını senelerce çekmişti zaten. Annesiyle birlikte, O'da çekmişti işte... Düşüncelerine burun kıvırıp sinsice gülümsedi ve Allen’a yaklaşıp kendine doğru çekti. 'Bende ne buluyorsun sevgilim? Tatlı kurt neden beni bu kadar çok istiyor?' Boynundan kavradığı adamı kendine çekip tutkuyla öptü. 'Aptalsın Allen. Ama hoşuma gidiyor bu halin…'


En son Claire Trisha Bullock tarafından Ptsi Tem. 26, 2010 12:19 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 7 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Allen Jacques Harth

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık
Rp Sevgilisi : Claire Trisha Bullock
Kan Durumu : Safkan, çok gerekmedikçe belirtmez.

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 4:20 am


Claire'in sözleri kulaklarında yankılanırken Allen dikkatinin iyice dağıldığını, kontrolünün son kırıntılarının da yok olmaya başladığını hissediyordu. Gözleri kararmaya başlamıştı, bu hiç iyiye işaret değildi. Bu aptal kız ise hala aynı şekilde devam ediyordu. Onun tavırlarını biraz dikkatli irdelemeye çalıştı, kalan son dikkatini vererek, ve o saçma sapan oyununu tekrar oynamaya başladığını anladı - onu gerçek anlamda çileden çıkartmadan önce daha ne kadar devam etmeyi düşünüyordu? Oyununa alet olmayacaktı. Bu tuzağa düşmeye hiç niyeti yoktu. Son dediklerini düşündü, Anqie'nin ne düşünebilceği ile ilgilenmiyordu Allen. Ayrıca öğrense bile, fark eden ne olabilirdi ki? O aptal cadının, kırılan kabini ya da yıkılan hayalleri umrunda mıydı sanki genç büyücünün?

Bunu kendisine saklamaya karar verdiği sırada, genç cadının duraksaması ve boşlaşan bakışları tüm dikkatini dağıtmaya yetmişti zaten. Neydi bu şimdi? Yeni bir oyun daha mı oynayacaklardı? O hastalıklı beyninde yine ne kuruyordu bu kadın? Allen, dikkatle süzdü genç cadıyı. Son dönemde yaşananları az çok O'da biliyordu zaten. Claire, katıldığı baskında Enriqué'nin yediği haltı temizleyebilmek için açığa çıkma ihtimalini göze almıp, tek tanığı hastanelik etmişti. Şaşırtıcı bulmuştu genç büyücü bunu. Çünkü, kendinden başka hiçbir şey düşünmeyen bu bencil pisliğin yapabilceği bir şey değildi bu normalde. Ah elbette, qia'nın kıçını zora sokabilirdi Enriqué'nin açığa çıkması. Enriqué'nin ölüm yiyen olduğu anlaşılsaydı eğer, kesinlikle Claire ve Moniqhé'i de yakardı beraberinde. Ki Claire'da bunu biliyor olmalıydı, yoksa asla başkası için kendi kıçını yakmazdı. Allen'ın sevdiği şeylerden biriydi bu da genç cadıya dair.

'Bende ne buluyorsun sevgilim? Tatlı kurt neden beni bu kadar çok istiyor?' Claire'in, nerdeyse nefret etmeye başlayacağı ses tonu ona bir kez daha ulaştığında düşüncelerini svauşturdu kurtadam. 'Aptalsın Allen. Ama hoşuma gidiyor bu halin…' Tutku... Son laflarını söylemeden önce onu öptüğü sıradaki tutku, Allen'ı kısa bir süre kendine bağlamıştı. Ama sadece kısa bir zamanlığına. Kızı kendinden uzağa, sert bir biçimde iterken 'Sen bir kurtadamdan ne istiyor olabilirsin Claire?' dedi, aslında cevabı çok iyi bilmesine rağmen. İkisi de bunu sadece eğlence için yapıyordu, ama genç cadının oyunları, kendi iyiliği için fazla tehlikeli olmaya başlamıştı. 'Seni sersem.' Kızın bluzunun yakasından tuttu ve kendine doğru çekti, dudakları ince boynunun bir santimetre kadar ötesindeydi şimdi. 'Dikkat et... Bazı oyuncaklar can da yakabilir...' dedi usulca, bu sefer dişlerini hafifçe, ama yine de kanatacak şekilde bastırmıştı. Keyif alacağı bir oyun istiyorsa, ona sunuyordu işte. Sadece oyunu kimin daha akıllıca oynayacağı önemliydi. Allen'a göre bu kesinlikle Claire değildi. Ama bir süre daha bu saçmalığı devam ettirebilirdi galiba. Başını yavaşça genç cadının dudaklarına doğru kaydırdı ve nerdeyse vahşi sayılabilecek bir tavırla onu tekrar öptü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 4:34 am

Ufacık bir süre büyüye kapılan genç adam Claire’ın tutkusuna karşılık verdi. Ama sonra genç cadıyı iterek hırladı. 'Sen bir kurtadamdan ne istiyor olabilirsin Claire?' Claire istediğini anlamanın hoşnutluğuyla süzdü genç adamı.Allen’ın kontrolünü kaybetmemek için kendisiyle savaştığını fark ettikçe daha da zevk almaya başlamıştı. Soğuk tavırlarını korumayı başarsa da, aldığı haz tüm bedenini yalıyordu artık. Alaycı tavırlarını koruyarak tısladı genç cadı. 'Yapma Allen. Ne istediğimi bilmiyor musun?' Şeytanca bir tebessüm yapıştırdı çehresine. Başını masumca yana yatırıp devam etti konuşmaya. Ama bu sefer ses tonunda rol olduğu anlaşılamayacak kadar masum bir tını vardı. Elbette Allen, bu masumiyetin sahte olduğunu biliyordu. Claire bunu bilerek yapıyordu zaten. 'Canımı mı yakmak istiyorsun? Neden bu kadar kızdığını anlamıyorum meleğim.' Masum ifadeyi silmişti artık yüzünden. Şimdi bakışlarında sadece meydan okuma vardı. 'Oyuncağım olmaktan mı korkuyorsun tatlı kurt?' Claire dudaklarından çıkan sözcükleri tekrarladı içinden. 'Oyuncak.' Kendi yaptığı da bu değil miydi zaten? Aylar önce, kalbinin oyuncağı olmamış mıydı? Aptal kız... İnandığı her şeyi az daha karşısına alıyordu annesi gibi. Ale'in dudaklarından dökülen bir çift söz, her şeyi mahvedecekti az kalsın. Ama, buna rağmen genç cadı hep sevdi o iki kelimeyi duymayı...

...
'Seni seviyorum...'
Genç adamın dudaklarından dökülen sözcükler Claire'ın tüm ruhunu esir alıyordu. Ale'in kokusunun sindiği bedeni ürperiyor ve tek yaptığı sevdiği adamın kollarında karışan düşüncelerine kulak vermek oluyordu. Saydamlaşan ifadesizlik, yerini hüzne bırakırken avuçları arasına aldı Ale'in o güzel yüzünü. Titreyen dudaklarını, tüm karşıt düşüncelerine meydan okurcasına, genç adamın dudaklarıyla birleştirdi. Özlemdi şimdi nefesini kesen... Bir süre sonra usulca geri çekilip, Ale ile göz göze geldiğinde fısıldadı tüm içtenliğiyle. 'Seni seviyorum...' Sevgisi dile gelirken içinden *Kendime rağmen seni seviyorum* diye geçiriyordu. Kendine rağmen seviyordu genç cadı Ale'i. İnandıklarına rağmen... Ama şuan pişmanlığın gölgesinden sıyrılıp kalbine dokunuyordu yasak olan. Anlatamadığı bir heyecan tüm ruhunu sarıyor ve kendini rüzgara bırakıyordu. Sormadan, konuşmadan... Anlamadan, anlatmaya çalışmadan… Kalbini düşünmeden bırakmıştı genç büyücünün avuçlarının arasına. Peki sonrası? Kimin umurundaydı ki? Ya kırıp dökerse? Ya bıraktığı gibi dönmezse kalbi? Neyi değiştirebilirdi ki şimdi bunlardan korkmak… Bakışlarından nedensiz bir hüzün kol gezerken, ilk defa herkes gibi olduğunu fark ediyordu genç cadı. Ne kadar savunmasızdı şimdi ruhu… İlk defa karanlığından sıyrılmış ve bu denli çaresiz kalmıştı. Kımıldayamıyordu. Nefesi kesiliyor ama sesini çıkaramıyordu. Tüm yaşadıklarından sonra tek sığınağı yalnızlık iken, şimdi yalnız kalmaktan korkuyordu… Yavaşça çekti ellerini Ale'in çehresinden. Bakışlarını yere devirip beklemeye başladı korkularına yenik düşen genç cadı. Genç adamın bir şey söylemeden usulca yaklaşıp, dudaklarını bileştirmesiyle tüm bedeni ürpermişti Claire'ın. Kollarını Ale'in boynuna doladı ve tüm içtenliğiyle karşılık verdi. Kafasında dolaşan tüm sorular tuzla buz olmuşlardı artık. Korkuları karanlık bir köşeye çekilmişlerdi ve artık susmuşlardı. Nefreti, hayal kırıklığı, öfkesi… Hepsi kaybolmuştu sanki. 'Seni seviyorum... ' Tekrar, tekrar fısıldıyordu Claire. Kabullenmişti ve tek istediği doyasıya yaşamaktı şimdi hislerini. Sonuna aldırmadan...
...

'Seni sersem.' Allen tepkisiyle kendine geldi genç cadı. Genç adam, Claire’ı bluzundan tutup kendine doğru çekti. Claire alt dudağını şehvetle ısırdı, bedenini Allen’ın kontrolüne bırakırken. Aşkı, zayıflığını gölgede bırakmıştı bu olanlar ve Claire bundan hiç şikayetçi değildi şüphesiz. İnce boynuna batan dişlerin verdiği acı genç cadıyı daha da ateşlemişti. Boynundan aşağı süzülen kanın sıcak dokunuşu tüm bedenini ürpertmeye yetmişti. Yüzüne hoşnutluğun tebessümü yayılırken, genç adamın kulağına eğilip fısıldadığını fark etti. 'Dikkat et... Bazı oyuncaklar can da yakabilir...' Allen genç cadının tehlikeli oyunlarına katılacağa benziyordu. Claire’ı kendine doğru çekip sertçe ama tutkuyla öpmüştü. Muzipçe gülümsedi genç cadı. Parmağını vücudunda gezdirdi ve boynundan aşağı akan kanlara dokundu. Parmağına yapışan taze kanı Allen’ın dudaklarına sürdü. Sertçe kendine doğru çekti genç adamı. Üzerindeki gömleği yırtarcasına açtı. Yatağa ittiği adamın üzerine çıktı. Tüm vücudunda gezdirdiği dudaklarını, genç adamın dudaklarıyla buluşturdu. Sert dokunuşlarından aldığı hazla istemsizce titriyordu bedeni. Tırnaklarını genç adamın sırtına batırdı. Kanının elinden aşağı süzüldüğünü hissediyordu artık. Derine doğru ittirdi elini ve sırtından aşağı doğru sürüklemeye başladı. Yırtılan etten akan kanlar yatağa damlıyordu. Allen’ın kulağına eğilip fısıldadı. 'Ne kadar ileri gidebilirsin Allen? Bu yaşananların aptal bir oyun olduğunu bile bile hem de? Asla daha fazlası olmadın sevgilim. Eğlenceli bir oyundan fazlası değil…'


En son Claire Trisha Bullock tarafından Ptsi Tem. 26, 2010 12:19 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Allen Jacques Harth

GezginGezgin
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık
Rp Sevgilisi : Claire Trisha Bullock
Kan Durumu : Safkan, çok gerekmedikçe belirtmez.

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 4:52 am

Yine her şeyin başladığı ve kararlaştırıldığı noktaya dönmüşlerdi işte. Her ne kadar bunu tuhaf ve sinir bozucu bulsa da zevk almadığını söylemek çok büyük bir yalan olurdu. Claire sırtını boydan boya yırtarken bile acıyı değil, arkasına gizlenen tutkuyu hissetmişti sadece. Evet, bunu yaptığı için, ona uyduğu için, içinde bir yerlerde bir sızı vardı, ama bunun hakkında daha sonra da endişelenebilirdi. Şimdi sadece bundan zevk almak istiyordu. 'Ne kadar ileri gidebilirsin Allen? Bu yaşananların aptal bir oyun olduğunu bile bile hem de? Asla daha fazlası olmadın sevgilim. Eğlenceli bir oyundan fazlası değil…' Kendi kapasitesini ve limitlerini bilen Allen, gerçekten de ne kadar ileri gidebileceğini de biliyordu, ama bu Claire'e söylemesi gereken bir şey değildi. Başından beri yaptıkları gibi, kendi oyunlarını kendi kurallarına göre oynamaya devam edeceklerdi.

Claire ve oyunları... Genç büyücü Ale'i anımsadı bir an. O lanet pislikle Claire'ın hala birlikte olup olmadığını merak ediyordu aslında. Ve dile gelmeyen bu merak genç adamı sinir ediyordu. O aptal kanı bozuk herifte ne buluyordu acaba Claire? Oyun muydu sadece acaba O'da? Şimdi yaşananlar kadar eğlenceli bir oyun? Hayır, eğer öyle olsaydı, o ahmaktan bir çıkarı olması gerekirdi Claire'ın. Ne çıkarı olabilirdi acaba bakanlıkta çalışan budala bir iyilik meleğinden? Yoksa cidden bir şeyler mi hissediyordu? 'Saçmalama aptal.' Kendi düşüncelerini yalanladı fısıltısı. Claire'ın cidden bir kalbi var mıydı acaba? Bu pis sürtüğun öyle şeylere vakit ayıracağını sanmıyordu Allen. Duraksadı, peki ya kendisi? Genç büyücü yapar mıydı o salaklığı? 'Asla.' İçindeki sesle savuşturulmuştu bu soru... İhtimaller can sıkıcı olmaya başlıyordu çünkü. Ve Allen'ın genç cadıyla nadir ortak noktalarından biri buydu kesinlikle, hissizleşmek...

'Tabii ki bir oyun, sevgili Claire. Daha fazlası ikimizin de asla içinden gelmez.' Ona bu özenle seçilmiş lafları söylerken ses tonu, davranışları ve seçtiği kelimeler oldukça doğaldı. Claire'in şüphelenebilmesi için ortada en ufak bir sebep yoktu. Ama yine de, onu belinden kavrayarak biraz daha kendine yaklaştırdığında, içinde bir yerlerde kıpırdayan başka bir hissi daha fark etti genç kurtadam. Her zamanki dengesizliğiyle ya da asabiliğiyle hiçbir alakası olmayan, çok daha farklı bir duyguyu. Kollarını şiltenin üzerine dayayarak kendini biraz yataktan doğrulttu ve direk genç cadının gözlerinin içine baktı. 'Ama bu oyunu en iyi şekilde oynamamak için elimizde bir sebep yok.' Ve bir kez daha kendini Claire'in dudaklarının buz gibi tatlılığına bıraktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Tutku |   Ptsi Tem. 26, 2010 5:08 am

Allen genç cadının zorlayıcı tavırlarına yerinde cevaplar veriyordu. Sataşmaktan vazgeçen Claire tutkunun kollarına bıraktı bedenini. Zaten ne zaman Allen’ın yanına gelse yaptığı bu değil miydi? Sadece bedeniydi onca oyundan zevk alan. Her şeyden uzaklaşıp eğlenmekti sadece yaptığı. 'Tabii ki bir oyun, sevgili Claire. Daha fazlası ikimizin de asla içinden gelmez.' Claire duyduğu sözlere inanmasa da cevap vermemişti. Yaşadıkları anın tadına varmak istiyordu artık sadece. Tüm vücudunu genç adamın kontrolüne bırakıp gözlerini kapadı. İstemsizce titriyor ve daha fazlasını istiyordu. Karşısındaki adamında arzularının aynı olduğundan emindi zaten. Belini sıkıca kavrayıp gözlerinin içine bakarak konuşmaya başlamıştı Allen. 'Ama bu oyunu en iyi şekilde oynamamak için elimizde bir sebep yok.' Claire yarım ağız gülümsedi duyduklarına. Birleşen dudaklarını yavaşça çekip odaya girmeden önce kendi kendine fısıldadıkları döküldü kelimelere soğuk bir tınıyla. 'Ruhunu seviyorum sevgilim. İçi bomboş…' Artık konuşmak yersizdi ikisi içinde. Bedenini yatağa savurdu genç adamın dokunuşlarından aldığı hazla. Allen’ın olmayı seviyordu genç cadı. Ve sevdiği şeyi yapmaması için hiçbir neden yoktu şuanda. Tutkularının oyuncağı yaptığı bedeni artık genç adamın olmuştu…


Terden yüzüne yapışan saçlarını geriye savurdu genç cadı. İlk defa susmuşlardı. Claire büyüsünü kaybeden odayı seyre daldı bir süre. Artık burada durması için sebebi kalmamıştı. İstediğini almıştı her zamanki gibi-. Allen’ın yüzüne bile bakmadan yataktan doğrulup kalktı ve banyoya gitti. Genç cadı çıplak bedenini tüm zarafetiyle duşakabine yaklaştırırken, bastıran hislerin kontrolüne bıraktı zihnini. Ve gözleri yavaş yavaş kapanırken, usulca soğuk suyun altına soktu bedenini.

...
'Benimle evlenir misin?' Claire şaşkınlıkla duraksadı bir süre. Evlenmek mi? Nasıl? Dudaklarını araladı imkansızlık soğukça yüzüne çarparken. Ama kalbi kelimeleri büyüsüne hapsedip, susturdu genç cadıyı. Aşık olmuştu ve şuanda düşündüğü tek şey buydu. İnkar edip kaçamayacak kadar zayıftı şimdi bedeni. Ruhunu saran heyecana boyun eğip, kalbinin sesine kulak verdi. Ale'e nefesi kadar yaklaşıp tutkuyla öpmeye başladı. Cevap vermek istedi. Ama genç cadı her zaman beceriksiz olmuştu duygularını anlatmakta. Çehresini yalayan mutlu ifade zaten anlatmıyor muydu her şeyi? usulca yere sürüklediği adam hem şaşkın hem heyecanlı ifadesinden kurtulmaya çalışmadan, bedenini genç cadının yönlendirmesine izin verdi ve yavaşça üzerine bıraktı bedenini. Soğuk ellerini boynunda gezdirip, ıslak dudaklarını yakışıklı büyücünün tüm vücudunda dolaştırdı. Ve şehvetle öpmeye başladı. Vücudunu usulca Ale'in kontrolüne bıraktı. Kelimelere dökemese de seviyordu… Ve sevdiği adamın kollarında olmak, en çok istediği şeydi. Tüm bedeni onun kollarında zevkle titrerken, mutluluğu gözlerinden açıkça okunabiliyordu. Aşıktı ve daha fazlasını istiyordu... Tarafı, seçimleri, nefreti yada geçmişi... Şimdi bu anın büyüsünü bozamayacak kadar cılızlardı. Ruhu masumiyetin kollarında huzurla salınırken, tüm benliğinden sıyrılmıştı. Tanıyamıyordu kendini artık. Ama ne önemi vardı ki? Hiçbir zaman dikkate almadığı sevgi, şimdi genç cadının tutunuşlarındaki mabediydi. Her zaman basit gördüğü, önemsizleştirdiği, şimdi en büyük gerçeği olmuştu. Savunmasız bedeni Ale'in kollarında istemsizce titrerken, düşünmeden mırıldandı duyulur duyulmaz bir sesle. 'Evet.'
...

'Unut gerzek, bitti. Bitmeliydi zaten!' Hatıralar tüm ruhunu pişmanlığa sürüklerken, toparlanamaya çalıştı dikkatini genç cadı. Islanıp yüzüne yapışan saçlarını hırsla geriye doğru itti. Şu anda son düşünmek istediği şeydi Ale. Yaşadıkları hataydı zaten... İmkansızlığını görmezden gelerek aptal aşık olamayacağının da farkındaydı genç cadı. Ama kalbi dinlememişti hiç bir şeyi işte. 'İmkansızlığına rağmen Ale, pişman değilim hiç bir şeyden...' fısıldadı kendine genç cadı. 'Sanırım değilim...' Bedenine yapışan izleri sildiğinden emin olduğunda kurulanıp üzerini giyindi. Hala yatakta uzanan genç adama bakarak konuşmaya başladı. Sanki biraz önce yaşananlar hiç olmamış gibiydi tavırları. Ve işin garip yanı; rol yapmıyordu genç cadı. 'Kendine iyi bak Allen.' dedi ve hızla terk etti odayı. Evine dönüp rahat bir uyku çekmenin hayaliye otelden ayrıldı…

Rp Bitmiştir..!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Sponsored content





MesajKonu: Geri: | Tutku |   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

| Tutku |

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-