AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 | Geçmişin Gölgesinde |

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: | Geçmişin Gölgesinde |   Salı Tem. 27, 2010 9:32 am

| Kişiler |
Claire Trisha Bullock, Jessica Isolde Lithium

| Zaman |
Öğleden sonra

| Kurgu |
Karanlığın dokunuşlarıyla kirlenmeye yüz tutan masumiyet, Claire'ın zehrine karışır ziyaret için geldiği Hogwarts'ta. Ve babasının intikamını almak isteyen Jessica'ysa, son halkasıdır bu çemberin. Claire'ın planlarına alet olacağından habersiz olan küçük cadı, uzanan yardım elini tutar ve farketmeden dokunur karanlığa...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Salı Tem. 27, 2010 11:00 am

''Peki buna ne dersin ufaklık?''. Karşısındaki bir adam ona soruyordu bunu. Sonra asasından küçük ışık demetleri çıkarıyordu. Küçük kız önce hayretle bakıyor sonra tüm sokağı çınlatan bir kahkaha atıyordu. Tüm bunları üçüncü bir göz olarak seyrettiğini zannediyordu Jessica ama değildi. O küçük çocuk kendisiydi. Karşısındaki adam ise babası. Yıllarca bu rüyayı her gördüğünde uyanmak için kendini zorluyor ama olmuyordu. Her zaman rüyanın sonuna kadar orada olmak zorunda kalıyordu. Ama şimdi görüntüler kendiliğinden uzaklaşmaya çalışıyor Jessica ise onu durdrmaya çabalıyordu. Ama bu rüya değildi. Bu bir anımsamaydı. Bulanıklaşan bir anıydı tüm bunlar. Karşısındaki adam ona büyülerle gösteri yapıyordu. O ise gülüyordu.

Sonra etraf birden karardı. O gün de bunlar olmuş muydu? Hatırlamıyordu. Biri yaklaşıyordu onlara doğru. Kukuletalı biri. Gittikçe yaklaşıyordu. Babasının onun elini tutan eli gerilmişti. Asasını elinde iyice kavramış herhangi bir saldırıya hazırlanıyormuş gibi bir adım öne atılıp kızın önüne geçmişti. Neden yapmıştı ki bunu? Küçük kız tüm bunları anlamaya çalışıyordu. Neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Az önce olanları düşünürken yanında olup bitenleri kaçırdı. Kukuletalı adam ile babası asalarından birbirlerne göz alıcı ışıklar gönderiyordu. Şimdi anlamıştı. Tüm bunlar oyundu. Babasının onun için hazırladığı bir gösteri. Jessica ellerini çırpıp sevinç kahkahaları atıyordu. Asalardan çıkan renkler o kadar güzeldi ki. Bazen kırmızı bir ışık bazense gümüşi ışıklar.

Birden her şey durdu. Babasının karşısındaki adam asasından yeşil bir ışık çıkarmıştı. Bunu nasıl yapmıştı böyle?Çok güzeldi. Acaba babası da yapabilir miydi? ''Baba sen de yapsana bunu? Baba! Baba!'' Sonra ayağa kalkmış ve babasının bacağına tutunup onu çekiştirmeye başlamıştı. Bunu çok uzun süre yapamamıştı. Çünkü babası birden yere düşmüştü. İlk başta korkmuştu küçük kız. Ama sonra bunun da bir gösteri, bir şaka olduğunu zannetmişti. Sonra adamın başına gelmiş yanına çömelmiş ve ''Hadi uyansana. Kalk! Neden kalkmıyor?'' Bunu kukuletalı adama sormak istemiş fakat adam çoktan gitmişti. Sonra tekrar babasına bakmış ve her şeyi o anda anlamıştı. Babası kalkamazdı, boşuna uğraşıyordu. Gerçeği anladığı anda ise önce gözleri dolmuş sonra çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı. O andan sonrası tam bir kabus. İnsanlar koşuşturuyor, bağırıyor, yardım istiyorlardı. Kimse küçük kızı farketmemişti. O andan sadece yarım saat sonra biri onu farketmiş, kızı kucağına alıp onu başka bir yere götürmüştü.

döngü

Başka bir yerdeydi şimdi. Başka bir anıda. Bir mezarlıkta. Herkesin feryat figan ağladığı bir yerde. Yanında annesi var. O da ağlıyor ama sessizce. Herkes gibi değil. Acısını içinde yaşıyor. Bir eli küçük kızın elini tutuyor, ona güvence veriricesine elini sıkıyırdu. Çocuk ağlamak istiyor ama ağlayamıyordu. Boğazına bir şey takılıyor ve bu takılan şey gitmiyordu. Annesi onu kucağına alıyor ve bir şeyler fısıldıyor. ''Neyi erken yaşadıysam hep ona geç kalıyorum.''

Aniden gözlerini açtı. Ter içinde kalmıştı. Yavaşça doğruldu yataktan. Ellerini direk saçlarına attı. Gözlerini avuşturdu. Sonra başını çevirip yatağının başındaki komidinin üzerine baktı. Kağıt orada duruyordu işte. Belki milyon kere okmuştu bu notu. Ezberlemişti yazılanı. Yazının şeklini, ''g'' harfinin nasıl kıvrıldığını. Ama elinde olmadan tekrar aldı ve okumaya başladı.

'Neyi erken yaşadıysam hep ona geç kalıyorum.'
Öğleden sonra, göl kenarında seni bekliyor olacağım. Görüşmek üzere, Claire.

Birden tüyleri diken diken olmuştu. Yataktan kalktı ve üstüne bir hırka geçirdi. Ayakkabılarını giydi ve yatakhaneden ayrıldı. Ortak salonu da geçtikten sonra adımlarının yavaşlattı. Gitmek istemiyordu ama Claire onu bekliyordu. Annesi her zaman ona kibar olması gerektiğini hatırlatmıştı. O da bunu benimsemişti. İşte bu yüzden oraya gidecekti. Adımlarını tekrar hızlandırdı ve çok kısa sürede bahçedeydi. Dışarısı güzeldi. Hava biraz esiyordu ama bu iyiydi. Ayılırdı en azından. Merdivenlerde durup çevresine bakındı. İşte oradaydı. Onu bekliyordu. Suratından bir şey anlamak mümkün değildi. Merdivenlerden inip onun olduğu yere doğru ilerledi. Claire'nin onu farketmesi uzun sürmedi doğrusu.


En son Jessica Isolde Lithium tarafından Paz Ağus. 01, 2010 9:39 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Salı Tem. 27, 2010 4:56 pm

Seneler sonra tekrar Hogwarts… Claire tiksintiyle süzdü öğrencileri. 'Aptallar.' Diye geçirdi içinden göl kenarına doğru ilerlemeye başladığında. Bir yandan anılarının üşüştüğü zihninin karmaşasında boğuluyor bir yandan da anlamaya çalışıyordu. Etrafta neşeyle pinekleyen çocuklara baktı, yüzünü buruşturmasının tek nedeni buydu o an şüphesiz. Ahmak veletler sohbet ediyorlar ve yüzlerine şapşal bir tebessüm yapıştırıyorlardı. O ufacık beyinlerindeki birçok sorunu da ceplerine sıkıştırıyorlardı bunu yaparken elbette… yada bir süreliğine kulak arkası ediyorlardı. Claire’ın şüpheyle şekillenen çehresi, göl kenarında oturan iki sümsüğe sabitlenmişti, sanki mutlu ediyordu yaptıkları bu saçmalık onları? Gerçi genç cadıya kalsa, sadece vakit kaybıydı gözüne ilişen bu aptal portre. Evet, sadece vakit kaybı. Ah, komik… Geçmek bilmeyen bir şeyin kaybı rahatsız ediyordu şimdi genç cadıyı. Ne yani, şikayet edecek bir şeyler mi arıyordu yine? Yoksa sadece onların boşa harcamasına mı kızıyordu, değersiz dediği zamanı? Gözüne takılan yaşlı çınarın gölgesine doğru ilerlerken duraksamıştı, mutluluğun bu kadar basit elde edilebilir olması kurcalıyordu belki de kafasını. Al sana bir soru daha, madem bu kadar basitti neden genç cadı beceremiyordu peki? Derin bir nefes alıp yumdu gözlerini birkaç saniyeliğine… Zihnini boşaltmak ve rahatlamak istiyordu sadece. Buraya bunlara kafa yormak için gelmemişti ki! Asla sevemediği bu taş duvarların arasında tekrar oluşunun tek nedeni, Netithen pisliğinden intikamını almaktı elbette. O kanı bozuk hergelenin oğlunu kullanacaktı bunun için Claire. Ama doğrudan yapamazdı bunu, o kadar salak değildi. Bunun için aydınlık bir gerzek lazımdı genç cadıya. Ve kuklasını bulmuştu işte... Neithen cezasını çekecekti sonunda. Açığa alınışının en büyük sorumlusuydu O. Ve Neithen’la itlerinin kıçını kurtarmak için kendini riske atmak zorunda kalmıştı. 'Yalnız başıma dibe vurmam Claire, bunu sakın unutma…' Genç cadıyı tehdit etmenin hesabını ağır ödeyecekti şüphesiz…

Düşüncelerinin hazzıyla usulca aralandı gözleri. Temiz havanın yüzüne çaldığı serinliğin tadını çıkarmaya çalıştı, olmadı. Nefretin esir aldığı benliği inatla ben buradayım diye bağırıyor ve odaklanması için körüklüyordu Claire’ı. O sırada kulağına ilişen ayak sesleri dikkatini dağıtmıştı şüphesiz. Sesin kaynağını aradı, bulduğunda sahte bir tebessüm yapıştırmıştı yüzüne... Jessica geliyordu nihayet, bu ahmak işine yarayacaktı Claire’ın kesinlikle. İyi bir oyuncu olmanın güzel getirilerini ustalıkla sergiliyordu şimdi. Babasının kendisi kadar kanı bozuk seherbaz dostunun küçük pisliği… Mektubunu almış olmalıydı. 'Neyi erken yaşadıysam hep ona geç kalıyorum. Öğleden sonra, göl kenarında seni bekliyor olacağım. Görüşmek üzere, Claire.' Bu budalanın annesinin cenazede herkesi duygulandıran sözlerini mektubuna iliştirmişti Claire. Ah, ne gündü ama! Richard’ın sadık dostu, Neithen ‘ın lanetlerinin hedefi olmaktan kurtulamamıştı o gün. Neithen gibi bir sersemin ara sıra başarılı olması genç cadıyı hayrete düşürmüş olsa da, iyi bir şeydi bu. 'Her neyse.'

'Merhaba tatlım, uzun zaman oldu öyle değil mi?' Sesindeki soğukluk özenle kırılmış ve gülümseyen gözler Jessica’nın üzerinde sabitlenmişti. Küçük cadıyı tarttı kısa bir an, acaba babası kadar salak mıydı O’ da? Kahramanlık yapmayı deneyecek ve istemeden düşecek miydi Claire tarafından kurulan tuzağa? 'Otursana.' Küçük cadının yanaklarında gezdirdi ellerini ve yapmacıklıktan oldukça uzak tavırlarla –ki alabildiğine sahteydi hepsi- tekrar aralandı dudakları. 'Ona öyle çok benziyorsun ki, ben-' Ustalıkla ayarlanan ses tonu çatlamış ve yanaklarından süzülen bir kaç damla gözyaşı rüzgara karışırken göle çevirmişti çehresini. Jessica’nın görüş alanından çıkan yüz hatlarına şeytanımsı bir ifade şekillenmişti. 'Ben, iyi değilim son günlerde ve nereye gideceğimi bilemedim, duymuşsundur olanları... her neyse.' Kulağa samimiyetle ilişen bu sözler aslında alabildiğine boştu ama küçük cadının bunu anlamsına imkan yoktu. Claire oyunu kurallarına göre oynuyordu şüphesiz. Ama acele etmemeliydi, yavaş yavaş girmeliydi kanına kızın. Önce güvenini kazanmalıydı elbette… Yüzündeki ifadeyi masumlaştırırken, yaşlı çınarın gölgesine attı bedenini. 'Nasılsın?' Bakışlarını küçük kıza sabitlemişti şimdi. 'Umarım yolundadır her şey.'

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Çarş. Tem. 28, 2010 10:15 am

Claire Trisha Bullock. Ne zaman bu kızın yanında olsa hep karmakarışık düşünceler içinde olurdu. Tıpkı şimdiki gibi. Kız Claire'ın yanındayken kendini hem güvende hissediyor hem de ondan korkuyordu. Onunlayken hem doğruları söylemek hem de yalan söylemek istiyordu. İşte bu duygular içinde gitti Claire'nin yanına. Olabildiğince hızlı yanına gidip bu buluşmayı kısa kesmek istiyordu. Daha fazla tedirgin olmadan. Ama sonra karşısındaki cadı konuşmaya başlayınca haksızık mı ettiğini kısa bir an düşündü. 'Merhaba tatlım, uzun zaman oldu öyle değil mi?' Ses tonu o kadar zararsız geliyordu ki. ' Şey evet uzun zaman oldu.' Sonra birden bir şey oldu. Claşre ellerini kızın yanağına atmış ve elini gezdiriyordu. Gözleri sevecen bakıyordu. Oldukça masum duruyordu. Ondan korkmak için bir sebepte yoktu üstelik. Neden korkuyordu o zaman? 'Otursana' Kız otururken Claire'ın ağzından dökülen bir kaç sözcük Jessica'yı olduğu yere çivilemeye yetmişti. 'Ona öyle çok benziyorsun ki, ben-' Claire o kadar inandırıcıydı ki. Sesinin titremesi en mükemmel yerde cümleyi kesmesi. Hepsi küçük kızı kandırmaya yetiyordu. Jessica'nın alt dudağı titremeye başladı ama hemen kendini toparlamaya çalıştı. Bu konuda olukça zayıftı zaten. Kimse ondan konuşmasını da beklemiyordu ama Jessica birden kendi bir şeyler söylemeye zorunlu hissetti. Ama ağzından çıkan sessiz bir evetten başka bir şey olmadı. Bu sırada elbette Claire kıza arkasını dönmüştü sanki sahne yeteri kadar dramatik değilmiş gibi. Sonra oturdular. Aralarında rahatsız edici bir sesszilik vardı. Ama bu sessizlik fazla uzun sürmemiş Claire hemen konuşmaya başlamıştı. 'Ben, iyi değilim son günlerde ve nereye gideceğimi bilemedim, duymuşsundur olanları... her neyse.' Elbette duymuştu. Büyücülük dünyasında bu olayı duymayan kalmamıştı ki. Claire tek görgü tanığını komaya sokmuş ve açığa alınmıştı. Kimse bunu neden yaptığını bilmiyordu. Bir sürü söylenti vardı. Claire'ın casus olduğunundan onun dengesini yitirdiğine kadar. Ama Jessica bunların hiçbirine kulak asmıyordu. Gerçeği o da pek bilmiyordu ama Claire'ı tanıdığı kısa bir dönemde bu kızın asla dengesini yitirmeyeceğini veya karanlık tarafa geçmeyeceğini biliyordu. Çünkü Claire rolünü iyi oynuyordu ve on iki yaşında birini çok kolayca kandırabiliyordu. Claire konuşmaya devam ediyordu bu sırada. 'Nasılsın? Umarım yolundadır her şey.' 'İyiyim. Yani nasıl olabilirim ki? Okul işte. Dersler, ödevler... Her şey yolunda. Teşekkür ederim.' Jessica da direk konuya girecekti. Neden buraya geldiğini, ondan ne istediğini. Ama kabalık olacağından bunlar yerine ' Sen nasılsın? Nasıl gidiyor hayat? ' diye sordu. Sonuçta istediği cevapları böyle de alabilirdi. Kİmseyi kırmadan. Kabalık etmeden. Dikkatle kızın yüzündeki detayları inceledi. Suratının girdiği ifadeleri. Böylece kız hakkında ufak da olsa. Ama Jessica'nın bilmediği bir şey varsa o da Claire'ın içindeki şeytandır. Karşısındaki kişinin ne kadar iyi rol yapabiliyor olduğudur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Çarş. Tem. 28, 2010 12:17 pm

'Sen nasılsın? Nasıl gidiyor hayat?' Claire'ın yanına oturan küçük cadı, sahneye dökülen masumiyete aldanmış ve hafif merakın dokundurulduğu bir tınıyla konuşmaya başlamıştı. Claire'ın neden burada olduğunu merak ediyor gibiydi, ki etmeliydi de. Bu her şeyi daha da kolaylaştırırdı. Jessica'nın tavırlarını değerlendirdi Claire önce; çekiniyor gibiydi sanki ama zorlanmadan dökülen timsah gözyaşları bu korkuyu saydamlaştırmış gibiydi. Güveniyordu kesinlikle genç cadıya. Ne de olsa Claire hem seherbazdı hem de küçük cadının babasının dostundan kalan tek hatıraydı... Elindeki tüm kozları sonuna kadar kullanmaya hayli hevesli olan Claire için tüm bu iğrenç ayrıntılar, şimdi kendi çıkarları için oyunun parçası oluyorlardı bir bir. Evet, hazırdı artık. Her şey istediği gibiydi. Gölgesine oturdukları yaşlı çınarın tepeden sarkan dalları ışığı kestikçe, sahte masumiyetin yapıştırıldığı çehresi dalgalanıyordu gölgesinin yansımalarıyla. Cevap vermek için aralandı Claire'ın dudakları. 'Her şey üst üste gelse de, iyiyim sanırım. Bir tutam huzur ve avuç dolusu hiçlik...'

Sustuğunda şaşırmıştı söylediklerine, bir kaç saniye tereddüt etti Claire. Annesinin en sevdiği karmaşasıydı bu söz. İlk defa içtenlikten böylesine uzak dökülmüştü dudaklarından annesinin hisleri. Garip ama gerekliydi bu defa. Bir kalp atışı süresince duraksayıp devam etti genç cadı. 'Babamın kayboluşu ve ardından açığa alınışım... Düşünsene, tüm yaşananlardan sonra şimdi lekeleniyor ismim. Benim hakkında düşünülenleri zerre umursamıyorum, sakın yanlış anlama. Sadece, babamın anılarını kirletecek bu söylentiler. O benim değerlimdi...' Sesi çatlamış ve rüzgara karışmıştı fısıltısı. Az daha rol yapmayı bırakıp yüksek sesle küfredecekti Claire. Değerlisi ha? Söylediği bu yalan, tüm inandırıcılığa rağmen gururuna dokunmuştu biraz. Zoraki toparladı zihnini ve odaklanıp araladı dudaklarını tekrar. 'Babanı severdim, aileden biri gibiydi hep, ki sen de öylesin.' Diye ekledi. 'Ve bana güvendiğini, inandığını bilmeye ihtiyacım var bu yüzden. Neden durduk yere buraya geldiğimi merak ettiğini biliyorum. Ama önce bilmeliyim, bir canavar mıyım senin gözünde de be-'

Hayal kırıklığı, endişe, korku... Sesi tekrar çatlamış ve hülyanan gözleri Jessica'nın çehresine sabitlenirken tamamlanamayan cümlenin hayaleti havada asılı kalmıştı. Eğer vicdanı olsaydı -ki Claire ne olduğundan bile habersizdi o şeyin- kendi bile inanabilirdi bu samimiyete. Şimdi cevabı bekliyor ve istediği yere gelmeye başlayan konuşma için sabırsızlanıyordu artık. Masum bir küçüğün vicdanını lekelemek ve o vicdanı kullanıp intikamını almak... Claire heyecanına yenik düşmemek için savaş veriyordu kendisiyle. Kaç pislikten birden intikamını alacaktı bu sayede! Aydınlıktan, pislik babasından ve Neithen'dan... Genç cadıya zarar veren tonlarca şeyden, yaşadıklarının acısını çıkarıcaktı, biraz da olsa. Bu daha başlangıçtı şüphesiz. Çığlıkları gecesini süsleyene kadar, tüm umutları yerle bir olana kadar durmayacaktı asla. Claire kadar acı çekmelilerdi, bedel ödemelilerdi.

Genç cadı geçmişi anımsadı bir an, her şeyden öncesini. Babası gibi pisliklerin neden sonsuzluğa karıştığını anımsadı. Karanlık Lord'un nacizane dokunuşuyla süslediği yılları... Kanı bozukların gölgelerinden korktuğu geceler canlandı gözünün önünde. Mükemmel bir yıkım... Ve sonuçları elbette. Gözyaşları korkudan titreyen dudaklarına düşerken, o işe yaramaz sersemlerin attığı çığlıklar... Yine olacaktı hepsi, yine kaybedecek ve yine çığlıklarıyla, kanlarıyla süsleyeceklerdi gökyüzünü. Ama bu kez izleyen olmayacaktı genç cadı, sebep olacaktı hepsine. Bu sefer tüm o muazzam gecelerin sahibi, Claire olacaktı. Ah elbette, Jessica her şeyin başlangıcıydı, istese de istemese de... Claire düşüncelerini susturdu usulca. İçinde kabaran heyecanı bastırdı, bakışlarına süzülen hüznü ve karmaşayı gözler önüne sererek. Sahte, ama gerçek için gereken masumiyetle dikti bakışlarını kıza ve sabırla beklemeye başladı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Çarş. Tem. 28, 2010 1:10 pm

'Her şey üst üste gelse de, iyiyim sanırım. Bir tutam huzur ve avuç dolusu hiçlik...' Bu sözün ardından söyleyeceği her şeyi unutmuştu küçük cadı. Hatta neler hissettiğini. 'Babamın kayboluşu ve ardından açığa alınışım... Düşünsene, tüm yaşananlardan sonra şimdi lekeleniyor ismim. Benim hakkında düşünülenleri zerre umursamıyorum, sakın yanlış anlama. Sadece, babamın anılarını kirletecek bu söylentiler. O benim değerlimdi...' Sesi gittikçe azalmıştı Claire'ın. Ve çatlamıştı elbette. Etkilenmemiş değildi açıkcası. Aynı zamanda onu anlıyordu. Onun da babası yoktu artık. 'Babanı severdim, aileden biri gibiydi hep, ki sen de öylesin.' 'Biliyorum. Babamın gözünde de siz hep öyleydiniz.' 'Ve bana güvendiğini, inandığını bilmeye ihtiyacım var bu yüzden. Neden durduk yere buraya geldiğimi merak ettiğini biliyorum. Ama önce bilmeliyim, bir canavar mıyım senin gözünde de be-'
Ne demeliydi şimdi? Yine karmaşa içindeydi. İçinden bir ses ona doğruyu söylemesini onun kızı bazen korkuttuğunu söylemesi gerektiğini söylüyordu. Ama diğer yanı saçmalama bu onu üzer, belki kızdırır. O zaman güvende olabilir misin? diyordu. Ama neden güvende olmasın ki? Sonuçta karşısındaki cadının babası ile onun babası çok iyi arkadaşlardı. Ama yine de ne demesi gerektiğini bilemiyordu.

Drin bir nefes aldı. Ne söyleyeceğini kararlaştırmamıştı. Yani aslında ağzından neler çıkacağını o da bilmiyordu. Ama birden çıktı. Söyleyeceği her şey anında havada süzülmeye başlamıştı. 'Hayır saçmalama elbette sana güveniyorum. Güvenmemem için bir sebep yok değil mi? Canavar olduğunu aklımdan hiç geçirmedim bile. Sana inanıyorum ve güveniyorum bunu böyle bilmeni istiyorum.' Bunları söylediği için pişman mı olmalıydı bilmiyordu. Gelecekle ilgili hiçbir öngörüsü yoktu çünkü. Sadece kıza bakıyordu. Ve yalan mı gerçek mi olduğu belli olmayan bu sözün ardından biraz dürüst olması gerektiğini kavradı. ' Aslında evet neden burada olduğunu merak etmiyor değilim. Yani senin de dediğin gibi uzun aman oldu görüşmeyeli. Merak ediyorum. Kötü bir şey oldu mu diye.'

Jessica Claire'ı dikkatlice izliyordu. Kızın gözlerinın ufak bir buğu kaplamıştı. Jessica üzerinde durmadı. Büyük ihtimalle şu an yaşadığı dramatik bir sahneden ötürüydü. Belki de Jessica'nın en büyük hatası buydu. Çoğu şeyin üzerinde çok durmaması. Belki de gelecekte yaşadığı çoğu şeyi sırf bu yüzden hakediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Çarş. Tem. 28, 2010 6:04 pm

'Hayır saçmalama elbette sana güveniyorum.' İşte bu iyi bir şeydi. 'Mükemmel.' 'Güvenmemem için bir sebep yok değil mi?' Tereddüt ve karmaşa vardı birazda.'Elbette var küçük pislik.' 'Canavar olduğunu aklımdan hiç geçirmedim bile.' 'Ne büyük bir yalan.' 'Sana inanıyorum ve güveniyorum bunu böyle bilmeni istiyorum.' Claire içinden cevaplandırmıştı tüm soruları. Zaten Jessica'nın güvenini vurgularken kullandığı cümlelerin hepsi, aslında tereddütleri olduğunu gösteriyordu genç cadıya. Ama şu da bir gerçekti ki, tereddütlere rağmen güvenmeyi seçebildiyse eğer, güveni tamamen kazanıldığında, gözüyle gördüğüne bile inanmayacak kadar körleşebilecekti. 'Ahmak cadı.' Tıpkı babası gibiydi O'da. Tam anlamıyla asla güvenilmemesi gerektiğini fark edemeyecek kadar aptallardı ve tereddütleri görmezden gelebilecek kadar saf. Saf, temiz, masum. 'Karanlığın gölgesi en çabuk masumiyete dokunur' derdi Claire'ın annesi hep. Ah, elbette haklıydı. En büyük kötülük, aydınlığı gölgesine hapsetmek Claire'a göre. Ve bu küçük cadaloz, adım adım dokunacaktı kendi gölgesine. Genç kadın en büyük sızısını hatırlatacaktı Jessica'ya. Ve doğrular için, yanlışlar yapmasını izleyecekti. Yaptıklarına pişman olurken küçük cadı, acı çekecek ama devam edecekti şüphesiz. Vicdanını susturmak için, yok sayacaktı sonra. Sonra birgün, kaybedecekti. İyiliğe dair ne varsa ölecekti içindeki, başka yolu yoktu bunun.

'Aslında evet neden burada olduğunu merak etmiyor değilim. Yani senin de dediğin gibi uzun aman oldu görüşmeyeli. Merak ediyorum. Kötü bir şey oldu mu diye.' Nazikçe dile gelen merak genç cadıyı düşüncelerinden uzaklaştırmıştı. İstenilen yere geliniyordu yavaş yavaş. Zoraki bastırılan kahkahanın yerini koyu bir tereddüt kaplıyordu şimdi. Jessica'nın tamamen güvenini kazanmadan anlatmalı mıydı ki? Ya kaçarsa, ya gereği kadar cesur değilse? Yada yeteri kadar sevemediyse kaybettiklerini? 'Boşversene.' Elbette sevmişti, özlemişti. Ve eğer doğru yönlendirilirse, intikam isteyecekti, acı çektirmek, aynı sızıyı yaşatmak. Ve işte o zaman seherbaz dostu O'nun yanında olup, istediğini almasını sağlayacaktı. Bu iyiliği seve seve kabullenecekti ahmak cadı. Ruhuna dokunan karanlığı, tüm benliği kirlenmeden fark edemeyecekti...

'Geldim, çünkü anlayacağını düşündüm. Anlatabileceğim başk kimse yoktu. Anlatabileceğim ve beni anlayabilecek. Tuzağa düşürüldüm Jess, istenileni yapmadığım için tuzağa düşürüldüm. Annemin eski bir dostu-' Anne derken yüzünü ekşitmişti genç cadı. Ne de olsa herkes annesinden nefret ettiğini sanıyordu, ölümyiyen olduğu için. Ah, saçmalıktı bu elbette. Ama gerekeni yapmalıydı şimdi. Kendisi olmamalı, oyunu kitabına göre oynamalıydı. '...beni buldu ve onlara yardım etmemi istedi. Annemin hatırasıymışım ben! Ne büyük bir saçmalık ama! Onlara yardım etmemi istediler, ama reddettim. O baskında gördüm birini onların. Başka bir seherbazla düello yapıyordu ama sersemletince asasını bana doğrulttu. Laneti ona yapmıştım ama cisimlendi ve adama geldi, lanet olsun istemedim böyle olmasını!' Gözyaşları yanaklarını yalarken, öfkeden kaskatı kesilen çenesini gevşedip devam etti konuşmaya. Sahtelikten uzak -ama alabildiğine sahte- bir hırsla aralandı dudakları. 'Ne olduğunu anlamadım bile... Ve dikkatsizliğimin bedelini ağır ödedim, açığa alındım ve zavallı bir adamı ne hale geitrdim baksana... Ama neyi hazmedemedim biliyor musun? Tuzağa düşüren kişi... Neithen J. Booth'du...' Söylenen bu isime alacağı tepki için tüm dikkatini küçük cadının üstünde sabitlemişti. Babasının katilinin adını acaba hala hatırlıyor muydu küçük cadı? Claire merakını ustaca gizleyip, hüznün yapıştırdı bakışlarına. Alacağı tepkiyle şekillendirecekti konuşmasını, o yüzdens ustu ve Jessica'ya kulak kesildi sabırsızlıkla...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Perş. Tem. 29, 2010 10:53 am

Jessica sormuştu merakla ne istediğini. Ama içinde hep bir tereddüt vardı ya. İşte o yine su yüzüne çıkıyordu. Kendisi Claire'e bazı durumlarda dürüst davranmazken nasıl emin olabilirdi Claire'ın de doğruları söylediğine. Ama işte hayat böyledir. On iki yaşındaki hiçbir kişinin gerçekelri anlamasını engeller. Kör kütük inanmalarını sağlar yalana. 'Boşversene.' ' Hadi ama söylesene. Meraklandırdın beni şimdi.' 'Geldim, çünkü anlayacağını düşündüm. Anlatabileceğim başk kimse yoktu. Anlatabileceğim ve beni anlayabilecek. Tuzağa düşürüldüm Jess, istenileni yapmadığım için tuzağa düşürüldüm. Annemin eski bir dostu-' Anne derken ki suratının ifadesini iyice incelemişti genç cadı. Onu anlıyordu. O da seherbaz olsa ve annesi ölümyiyen olsa o da nefret ederdi şüphesiz. '...beni buldu ve onlara yardım etmemi istedi. Annemin hatırasıymışım ben! Ne büyük bir saçmalık ama! Onlara yardım etmemi istediler, ama reddettim. O baskında gördüm birini onların. Başka bir seherbazla düello yapıyordu ama sersemletince asasını bana doğrulttu. Laneti ona yapmıştım ama cisimlendi ve adama geldi, lanet olsun istemedim böyle olmasını!' Ne diyeceğini şaşırmıştı bu ani serzeniş sırasında. Teselli etmeli miydi? Ama bu çok saçma olurdu. Ama olmayabilirdi de. Ama karşısındaki kişi Claire Trisha Bullock ise dururdu. Elini kıza iyice yaklaştırdı ama vazgeçti. Şu an son ihtiyacı olan şeyin birinin ona şefkat göstermesi olabilirdi. Ve o bu şefkati bir acıma olarak algılayabilirdi. Her ne kadar olmasa da. Çok geçmeden özlerine devam etti. Böylece Jessica'yı da içindeki seslerin gazabından kurtarmış oldu. 'Ne olduğunu anlamadım bile... Ve dikkatsizliğimin bedelini ağır ödedim, açığa alındım ve zavallı bir adamı ne hale geitrdim baksana... Ama neyi hazmedemedim biliyor musun? Tuzağa düşüren kişi... Neithen J. Booth'du...'

Bir anda her şey durdu. Her şey ağır çekime girmişti sanki. Hatta bununla kalmayıp ortalıktan çekilmeye başlamışlardı. Jessica'yı anılarıyla başbaşa bırakmıştı. Buraya gelmeden biraz önce gördüğü rüya neydi? Bu bir tesadüf müydü yoksa öngörü mü? İşte o an. Yeşil bir ışığın ardından bakan sinsi bir yüz. İstediğini elde etmenin verdiği ile aralanan ağızlar. Zafer dolu bakışlar. Ve yere doğru düşen bir adam. Babası. Boğazındaki yumru birden tüm vücuduna doğru yayılmaya başladı. Hissediyordu. Onu orada boğmak istiyordu. Nefes alamıyordu. Geçmişten çıkıp tekrar şimdiki zamana geldiğinde derin derin nefes alması gerekiyordu. O adam belki de Jessica'nın tüm hayatını değiştirmişti. Ve değiştirmeye devam ediyordu. Ne diyecekti Claire'a. Bunları düşünürken gözlerinin yaşardığı hissetti ve bir damla yaş usulca süzüldü yanaklarında. Sonra Claire'a döndü ve ona usulca baktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
 

| Geçmişin Gölgesinde |

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-