AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Son Konular
Konu
Tarih
Yazan
Yabani Otlar
Bir Kulüp Mü Kuruluyormuş | Bir Tıkla Bakalım!
- Duyuru Panosu -
Işık Tapınağı
Model Değiştirme
Model Başvuruları
Debbie'nin Grafik Galerisi *yeni
' Cuteness s i g n a t u r e s.
La Révolte
Özel Model Başvuruları
Salı Mart 15, 2016 10:01 pm
Ptsi Şub. 22, 2016 12:43 am
C.tesi Ekim 02, 2010 11:08 am
Perş. Eyl. 30, 2010 11:07 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 10:04 pm
Perş. Eyl. 30, 2010 6:40 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:37 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 8:25 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 6:13 pm
Çarş. Eyl. 29, 2010 4:35 pm
Astrid Arceron
Darence Elias
Cecil Arwen Dorofee
Foren Alator
Nadia Beauvoir
Harley McMannon
Rosalindie Meinhard
Rosalindie Meinhard
Aurora Clothilde
Savannah Claire Madden


Paylaş | 
 

 | Geçmişin Gölgesinde |

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Perş. Tem. 29, 2010 4:46 pm

Neithen'ın adını duyunca küçük cadının verdiği tepki, Claire'ın hoşuna gitmişti, istediğini alacaktı şüphesiz. O acıyı Claire da yaşamıştı, biliyordu, anlıyordu şu an Jessica'yı. Tek ortak noktaları zaten buydu sadece. En sevdiklerini kaybetmişlerdi ve acıları bir şekilde tekrar karşılarına çıkıp canlarını yakıyordu. Ama genç cadı bu sümsük kadar zayıf değildi elbette. Jessica'nın gözyaşları yanaklarından süzülüp rüzgara karışırken, genç kızı ilgiyle süzdü bir süre. Yaralarını deşmekten aldığı haz muazzamdı ama ister istemez onca sızıyı çekip çıkarmasına neden olmuştu gözüne ilişen çaresizlik. Gözlerini karmaşayla yumdu Claire. Geçmişin yakarışına bıraktı benliğini usulca. Her ne kadar acı verse de, engel olamıyordu kendisine, zihnine. Acısına kucak açıp karıştırdı arada kalan kabuslarını ve en eskilerinden birini çekip çıkardı tozlu raflarından...

...
Annesini kaybetmesinin üzerinden altı koca yıl geçmişti, Hogwarts' ta ikinci yılıydı genç cadının. Yüzü gözü hala kan içindeydi Claire'ın. Üstüne üstük eli hala kanamaya inatla devam ediyordu. Cüppesi,ayakkabıları ve yürüdüğü koridor kan damlalarıyla benek benekti. Hışımla ortak salona girdi. Etrafta kimsenin olmaması içini rahatlatmıştı. Kızlar yatakhanesine koşar adım çıktı. Kimsenin meraklı bakışlarını kaldırabilecek durumda değildi. İçinden Gryffindor'lu küçük pisliğe lanetler yağdırıyor ve hızlı hızlı daireler çizerek odayı aşındırıyordu. Aptal kızdan nefret ediyordu ve büyük ihtimalle profesörle tekrar tartışmalarına neden olacaktı pis ezik! Uyarı almıştı zaten, eğer bir daha kavga ederse öğrencilerle, ciddi şekilde cezalandırılacağı söylenmişti. 'Kimin umrunda.' Claire umursamıyordu bunları. Tek istediği o kendini beğenmiş pis kanı bozuğa dersini vermekti, verecekti de.

Yürümeyi bırakıp yatağına attı bedenini. Başı dönmeye başlamıştı. 'Lanet kız!' diye hırlayarak kapattı gözlerini. Sinirlerini yatıştırabilmek için uyumayı deneyebilirdi. Dönen başına da çare olabilirdi bu. Hem bugün gireceği başka dersi de yoktu. Cüppesini çıkartıp ayakucuna tepiştirdi. Claire uykuya dalarken yatağı kırmızıya boyayan kanı hala ince bir çizgi halinde kolunu yalıyordu. Uykuya dalarken nedensiz bir şekilde annesini düşündü. Özlemiş miydi yoksa? Annesinin cansız bedeninin yere düşüşü geldi gözünün önüne. Acıyla gerildi yüzü. Ve pişmanlık... Hiçbir şey yapamamanın getirisi olan pişmanlık, hala o kadar tazeydi ki... 'Özür dilerim anne, senin yerine ölemediğim için özür dilerim...' Zar zor duyulan titrek sesiyle mırıldanmıştı kendi kendine. Birkaç damla gözyaşı yanağını yalayıp yastığa düştüğündeyse derin bir uykuya dalmıştı...
...

Genç cadı zihnine çöreklenen sorularla sıyrıldı kendi acısının gölgesinden. Acaba aynı şeyleri Jessica da diliyor olabilir miydi? Babası yerine ölmüş olmayı yani? Karmakarışık bir ifadenin tıkıştırıldığı bakışlarını Claire'da sabitlemiş ve sessizliğin hükmünü bozmamıştı küçük cadı. 'Yardım et bana, her şeyin intikamını almam için yardım et Isolde...' Fısıltıyla dile gelen bu yardım çağrısına verilecek cevap için sabırsızlanıyordu Claire. Çehresine oturan -ve kendisinden tiksinmesini sağlayan- masumiyet, sahte hüznüne karışmış ve zoraki dökülen birkaç damla yaşta hayat bulmuştu. Artık susmuş ve beklemeye başlamıştı genç cadı. Bunca yalan içinde tek gerçeği belki de sahte yakarışlarına gizlenen özlemiydi sadece. Kaybedilenlerin özlemi, ruhuna bu kadar ilişmese de yapar mıydı acaba bunları? Sırıtmamak için kendini zor tuttu Claire, kendisine sorduğu sorunun cevabı zihninde belirginleşince. Elbette yapardı. Sacede kanadıklarını görmek için bile, riske atardı hayatını. Ama şu an, aldığı hazzı gölgede bırakan tek şey, intikamdı. Ve intikam, hiç bu kadar zevkli olmamıştı şüphesiz. Tüm acıları gölgede bırakarak su yüzüne çıktı genç cadının nefreti. Herkes hatalarının bedelini ödeyecekti, isteseler de, istemeseler de...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Cuma Tem. 30, 2010 12:57 pm

'Yardım et bana, her şeyin intikamını almam için yardım et Isolde...' Isolde. Bu ismi altı yedi yıldır duymuyordu şüphesiz. Sadece babasının ona söylediği bir isimdi bu. Onun dışında ki herkes ona hep Jessica demişti. Babası bu ismi onu prenseslere benzettiği için koyduğunu söylemişti. Onunlayken hep Isolde olmuştu. Hiçbir zaman Jessica olmamıştı. Ta ki babası ölene kadar. Ondan sonra Isolde denmesini reddetmişti. Çünkü küçüktü ve kaldıramayacağı kadar ağır bir yük vardı omuzunda zaten. Onu hatırlatan her şeyi unutmak istemiş ve hep büyük bir acı ve başarısızlıkla kalmıştı.

Derin bir iç çekti. İşte başlıyorlardı. İntikam istiyordu Claire. Jessica'nın da istemesini istiyordu. Onun da haklı sebepleri olduğunu düşünüyordu. Ama değildi. İntikam Jessica'ya oldukça uzak bir kelimeydi. Onu tanımlamıyordu ki. Ona göre insanın intikam istemesi için hayattan bezmiş ya da gerçekten hayatın ona acımasız davrandığını düşünmesi gerekirdi. Tamam Jessica hayatından çok da memnun değildi. Her gün babasını, baba sevgisini arıyordu. Ama yine de çok kötü değildi yaşamı. Jessica bunları düşünüyordu evet ama kalbinin ya da beyninin tamamıyla değil. Aklının bir kısmı yedi yıl önce yaşadığı o olaya, başka bir kısmı aslında hayatın ona acımasız davrandığını diğer kısmı ise intikam almak için sebebinin olmadığını söylüyordu. Yine kalbi de aynı şekilde. Ama elbette o da biliyordu ki biri ona gerçekten mantıklı bir sebep sunsa bunu kabul ederdi. Ama hala Jessica'ya göre Claire mantıklı bir sebep sunmamıştı. Ya da sunmuş muydu? İkilemin doruklarındaydı şu anda. Aslında beyni hemen kararlarından vazgeçmek istiyormuş gibi duruyordu. Ufak bir duraklama anında düşünmüştü tüm bunları. Daha sonra ister teslim bayrağını çekti deyin isterse de merakına yenildi deyin. Çıkmıştı ağzından onu belki de mahvedecek sorular.

'Nasıl yardım edebilirim ki?' Pişman mıydı bunları sorduğuna? Emin değildi. Belki içinde biraz pişmanlık vardı ama bu belirgin değildi. Şimdi sadece genç cadının neler diyeceğini, ondan neler isteyeceğini veya bunu kabul etmek bundan sonra ki hayatını değiştirir miydi? Sonra bunları farketmiş olacak ki 'Ben daha on iki yaşındayım Claire. Gerçekten eğer sana yardımım dokunabilseydi her şeyi yapabilirdim. Ama yapabileceğim bir şey olduğundan emin değilim.' Ama bir kere teslim olmuştu. Ve Jessica'da gayet iyi biliyordu ki onun tanıdığı Claire Trisha Bullock bunu gördüyse işin peşini asla bırakmazdı. Yavaşça Claire'e döndü ve onun yüzünün aldığı her şekili incelemeye çalıştı ama görebildiği tek şey masumiyetti. Bunu gören Jessica rahatladı. Claire ona zarar vermezdi. Onun hayatını mahvedecek bir şey asla yapmazdı. Usulca bekledi. Claire'ın diyeceklerini ve vereceği tepkileri. Beklenti dolu bir şekilde baktı kıza.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Cuma Tem. 30, 2010 1:58 pm

'Nasıl yardım edebilirim ki?' İşte onca tereddütü gölgede bırakan merak su yüzüne çıkmış ve küçük cadının dudaklarından dökülmüştü usulca. Isolde... Jess'in babasının kızına verdiği isim. Claire bunu bilinçli olarak kullanmıştı elbette. Çünkü Jess'in kafasını karıştıracaktı bu, anılar belirginleşecek ve acı, seneler önceki kadar taze olacaktı küçük cadı için. Kozlarını gayet güzel sahneye dökmenin hazzıyla doğruldu oturduğu yerden ve küçük kızın sessizliği tekrar bozan cümlelerine kulak kesildi. 'Ben daha on iki yaşındayım Claire. Gerçekten eğer sana yardımım dokunabilseydi her şeyi yapabilirdim. Ama yapabileceğim bir şey olduğundan emin değilim.' Claire istediğini almaya ne kadar yakın olduğunu anlamış ve cevap vermeden önce birkaç saniye tartmıştı kafasında olasılıkları. Güven var mıydı? Ah, eğer olmasaydı çoktan mühürlenirdi Jess'in dudakları. İnanmış mıydı peki genç cadıya? İnanmamış olsaydı, sorulacak soru bu olmazdı şüphesiz. Peki Jess yeterince aptal mıydı? İşte bundan emin olamıyordu Claire. İntikam isteyecek miydi yaşadıkları için? İstemeliydi şüphesiz... Ama ya iyilik meleği olmayı seçerse ne olacaktı? İstediğini alamadan bu duvarları terk etmeye hiç niyeti yoktu genç cadının. Bu yüzden, istemeliydi, istemese de istediğini sanmalıydı. Bakalım küçük sersem Neithen'ın oğluyla aynı yerde yaşadığını öğrendiğinde ne tepki verecekti? Ki küçük Jacky Claire'ın bildiği kadarıyla oldukça sorumsuz, ukala ve tehlikeli deneylere arkadaşlarını alet eden bir tipti. Claire severdi böyle aptal çocukları, kullanılmak için can atan ve tehlikeyi çocuk oyuncağı sanıp kontrolsüzce içine atılan sersemleri...

'Babam Isolde... O'nu hatırlıyor musun? Ben artık hatırlayamıyorum...' Yüzüne ilişen hüzün, çaresizliğin kollarında salınmaya başlamıştı. Sahteydi ama gerçeği kandırabilecek kadar zarif. Zarifliği örtbas edebilecek kadar da masum. Ve masumiyeti nefrete bulaştıracak kadar bencil... Sesinin tınısına dokunan titreklik usulca döküldü sözcüklere. 'Bulamıyorum onu. Engel olamadım benden gitmesine, benden almalarına engel olamadım. Öldü mü yoksa yaşıyor mu bilmiyorum... Bunu kim yaptı, neden yaptı? Bunu bile bilmiyorum hala. O yüzden elim kolum bağlandı... Bulamamak öldürüyor beni...' Yanaklarından süzülen birkaç damla gözyaşının rüzgara karışmasını bekledi ve Jessica'ya sabitledi bakışlarını tekrar konuşmaya başlarken. 'Babam için şu an yapabileceğim bir şey yok, hiçbir şey yok... Ama babamın en değer verdiği dostu için hala geç değil, baban için. Babana bunu kimin yaptığını bildiğimiz halde, ispatlanamadı bir türlü! O pislik hala elini kolunu sallaya sallaya dolanıyor ortalıkta ve Imperius'un etkisi altındaydım diyerek sıyrılmayı başardı her şeyden. Yardım et bana Isolde, babana bunu yapanlara cezasını vereyim...' Duraksamış ve derin bir nefes alıp silmişti gözyaşlarını. 'O pisliğin oğlu burada, Jack R. Booth. Ben yaklaşamıyorum, açığa alındım ve Neithen bunu kullanacaktır. Ama sen Jack'e yaklaşabilirsin.' Kızın kuşkulanmasını engellemek için ekledi. 'Küçük bir çocuktan intikam isteyecek kadar pislik değilim, yanlış anlama. Bu yüzden seherbaz olmadım ben. Ama Neithen'ına ulaşmak için tek şansım Jack. Eğer Jack hala kirletilmemişse babası tarafından, bize yardım edebilir ha? Denemekten zarar çıkmaz... Tanıyor musun onu?' Claire duraksamış ve çaresizliğin dokunduğu bir tınıyla fısıldamıştı. 'Daha da önemlisi, baban için bana yardım edecek misin Isolde?' Şimdi sessizliğe karışmıştı Claire'ın sözcükleri ve küçük cadının cevabını bekliyordu sabırsızlıkla. Acaba yeterince aptal mıydı küçük cadı? İşte şimdi öğrenecekti bunu Claire...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
Jessica Isolde Lithium

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Guiseppe'nin şekerleri, Anna'nın kurabiyeleri.
Rp Sevgilisi : Yaklaşanı vururum...
Kan Durumu : safkan
Patronus : Anka kuşu

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   C.tesi Tem. 31, 2010 10:01 am

'Babam Isolde... O'nu hatırlıyor musun? Ben artık hatırlayamıyorum...' Nasıl bi his olduğunu Jess çok iyi tahmin edebilirdi. Her gün babasına yazdığı ama asla cevaplanamayacak mektupları düşünürsek. 'Bulamıyorum onu. Engel olamadım benden gitmesine, benden almalarına engel olamadım. Öldü mü yoksa yaşıyor mu bilmiyorum... Bunu kim yaptı, neden yaptı? Bunu bile bilmiyorum hala. O yüzden elim kolum bağlandı... Bulamamak öldürüyor beni...' 'Babam için şu an yapabileceğim bir şey yok, hiçbir şey yok... Ama babamın en değer verdiği dostu için hala geç değil, baban için. Babana bunu kimin yaptığını bildiğimiz halde, ispatlanamadı bir türlü! O pislik hala elini kolunu sallaya sallaya dolanıyor ortalıkta ve Imperius'un etkisi altındaydım diyerek sıyrılmayı başardı her şeyden. Yardım et bana Isolde, babana bunu yapanlara cezasını vereyim...' Gözlerinden süzülen yaşlar Jessica'yı kandırmaya yetiyordu. Anlıyordu küçük cadı karşısındakini. Onun çaresizliğini ve o adamın yakalanamamasından ötürü duyduğu acıyı. İlk başlarda annesi ona söylememişti, söylemek istememiş bunu sonsuza kadar saklayabileceği gibi aptalca bir düşünceye kapılmıştı. Ama bu o zamanlar en büyük skandalıydı. Yol kenrında öldürülen seherbaz. Herkes bu olayı konuşuyordu ve elbette parkta oynarken yaşlı cadılardan o adamın serbest kaldığını duymuştu. Kendini toparlamaya başlamış oloan Jessica bunu duyunca tekrar başa dönmüştü. Elbette bu çoğu kişiye göre abartıydı. Beş yaşında bir öocuk bunu nasıl anlayabilirdi ki? Ama kimsenin de inkar edemeyeceği şey seherbaz çocuklarının öoğu şeyi anlayabildiğiydi. Bu sırada Claire gözyaşlarını silip tekrar konuşmaya başlamıştı. 'O pisliğin oğlu burada, Jack R. Booth. Ben yaklaşamıyorum, açığa alındım ve Neithen bunu kullanacaktır. Ama sen Jack'e yaklaşabilirsin.' Ve hemen her şeyin rayına ourmasını sağlamak için ekledi. 'Küçük bir çocuktan intikam isteyecek kadar pislik değilim, yanlış anlama. Bu yüzden seherbaz olmadım ben. Ama Neithen'ına ulaşmak için tek şansım Jack. Eğer Jack hala kirletilmemişse babası tarafından, bize yardım edebilir ha? Denemekten zarar çıkmaz... Tanıyor musun onu?'

Sessizlik. Şu anda aralarında oluşan şey buydu. O sırada Jessica bu çocuğu düşünüyordu. Kim tanımazdı ki onu? Okulda terör estiren, şımarık, kimsenin ona bir şey yapamayacağını düşünen biriydi. Ama inanamıyordu, onun oğlu olduğunu bilmiyordu. Aslında bu şimdi açıklayordu çocuğun ne zaman Jessica ile karşılaşsa ona pis pis sırıtışını. Jessia bunu onun doğuştan gelen yılışıklığı olduğunu zannediyordu. Ama değildi işte. Demek ki o da biliyordu babasını ne haltlar yediğini. Ve bunu bir marifetmiş gibi ablattığını. Ağzına birden acı safra geldi. Hayır şimdi olmazdı. Burada olmazdı. Başını havaya kaldırıp derin bir nefes aldı aynı zamanda da gökyüzünü seyretti. Hala aynı çığlıklar kulaklarında çınlıyor ve asadan çıkan o ışıklar gözünü her kapattığında ortaya çıkıyordu. Nefes alış verişi bir hırıltıdan ibaret olmaya başlamıştı. Uzun bir süre düşündü ne demesi gerektiğini ve ne yapması gerektiğini. Claire yanında sabırla bekliyordu. Ya da etrafa o titreşimi yayıyordu. Karar vermesi uzun ve sancılı olmuştu. En sonunda konuşmaya başladı.

'Peki ben ne yapacağım?'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/j-e-s-s-i-c-a-t7
Claire Trisha Bullock

Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.Şu an Muggle'sınız. Lütfen bir rütbe edinin.
avatar



Mücadele Tarafı : Karanlık Taraf
Rp Sevgilisi : Oha! Bir sürü var gibi xD
Kan Durumu : Safkan
Patronus : ' Yarasa '

MesajKonu: Geri: | Geçmişin Gölgesinde |   Ptsi Ağus. 02, 2010 11:46 pm

'Peki ben ne yapacağım?' İşte bu yeterliydi Claire için; küçük cadının güvenini kazanmıştı artık. Şimdi tek yapması gereken, küçük cadının iplerini sıkıca kavrayıp, yavaş yavaş şekillendirmek yapılacakları. Ama genç cadının zihnini bulandıran karmaşası, planlarını gölgede bırakıp ben burdayım diye çığlık atıyor ve bulunduğu an'ı gölgeliyordu sızıyla. Güven... Ale'e sırtını dönüp giderken, genç büyücünün O'na güvenmesi için nasılda yakardığını hatırladı genç cadı. İçini burkan anıları, tüm gerçekliğiyle karşısına dikilince duraksadı ve acısının büyüsüne bıraktı tüm benliğini.

...
'Senden güvenmeni bekliyorum Claire. İkimiz için de çok erken... Ama bir yerlerden başlayabiliriz? İstemeden kaybediyor bazen insan zamana bırakınca. Zamana bırakmak istemiyorum bu kez. Korkuyorum. Ya seni de alırsa benden?' Claire bakışlarını yere devirdi usulca. Duydukları sadece kafasını karıştırıyordu. Güvenmek mi? Hayır… Anlayamıyordu genç cadı. Allen'ın karmaşası ve sonra bu olanlar… Yaşadıklarının üstüne sadece hüsran mı olacaktı bu aşk yoksa? Korkusu gözlerinden okunuyordu şimdi. Sevgisini bastırmaya çalışıyor ama ne hisleri nede nefreti dinmek bilmiyordu. Kararsızlık tüm ruhunu esir alırken uzun süre sessizliğini korudu. Hızlanan yağmur tüm vücudunu ıslatırken, gözleri dolmaya başlamıştı bile. Ne yapacaktı şimdi? Annesinin yaptığını yapıp, sevdiği adamın peşinden mi gidecekti? Yoksa kalbini gerisinde bırakıp, yarım yamalak kalıp kaçacak mıydı en güzel masalından? Şimdi ne olacaktı? Usulca kaldırdı kafasını. Yakışıklı büyücüye ifadesiz bakışlarını dikip, fısıldayarak konuşmaya başladı. 'Ale, ben… bilmiyorum. Sanırım gitsem daha iyi olacak. Şey ben- hoşça kal.' Hızla döndü arkasını. Ama daha bir iki adım attığı gibi olduğu yerde kaldı. Ne yani? Öylece gidecek miydi? Gidebilecek miydi? Ardında bıraktığı adama yaklaştı ve tutkuyla öptü. Soğuk havaya aldırmadan saatlerce durabilecekken neden filizlenmişti ki bu korku? Dudaklarını güçlükle geri çekip fısıldadı ağlamaklı bir sesle. 'Seni seviyorum Ale ama olmaz. Buna kimse izin vermez, ben de veremem.' Dedi ve sımsıkı sarıldı bu defa. Zorlukla çekti bedenini ve koşarak uzaklaşmaya başladı genç cadı. Rüzgara karışan gözyaşlarını umursamadan, kalbine yapışan acıyı görmezden gelerek…
...

Claire'ın göğsünü zorlayan kalbi, bunalmışlıkla bütünleşip derin bir solukta hayat buldu usulca. Boğazına düğümlenen acısı, kesik nefesinde hayat buldu birkaç saniye. Jess'in önünde bunu yaşamasının yanlış olduğunu, hatta tehlikeli olabileceğini düşünerek toparlanmaya çalıştı ama nafile. Gerçi küçük cadı muhtamelen, Claire'ın ona gösterdiği dokunaklı portrenin sancısı sanacaktı büyük ihtimal, buna rağmen rahatsız ediciydi şüphesiz. Ama zihnine üşüşen anılar, Claire'ın direncini kırıp gün yüzüne çıkmaya devam ediyordu hala. Tekrar aynı acıyı, aynı karmaşayı hissetmek genç cadının gözlerini kaplayan hüznü kaplıyordu gerçekliğiyle.

...
Git gide hızlanan yağmur tüm bedenini sırılsıklam yapmıştı. Titreyen ellerini kontrol edemiyor ve koşa koşa geri dönmek istiyordu. Şimdiden özlemek mi? Ne kadar saçmaydı kalbinin haykırdıkları! İmkansızdı her şey. Kimse kabullenmeyecekti. Daha fazla alışmadan kaçmalıydı şimdi… Kalbini arkasında bırakıp gitmeliydi. Ne kadar yarım, ne kadar eksik kalacaktı artık! Ama neyi değiştirirdi ki tüm bunlar? Çaresizce ilerlemeyi sürdürdü. 'Claire!' Genç cadı seslenenin Ale olduğunu düşündü ve hemen sesin kaynağını aradı. Biliyordu,o değildi bu sesin sahibi. Ama inanmak istediğine inanıp, hayal kırıklığına uğramayı seçmişti. Duraksadı ve yanına gelen Allen'a baktı halsizce. 'N'oldu Claire? Bir sorun mu var?' Claire acısını gizlemek istemiyordu. Ve suçlayabileceği biri, şuanda ona meraklı gözlerle bakıyordu. Gözlerinden akan yaşları sildi ve bitkin sesini yükselterek bağırdı. 'Ne var Allen? İstediğini aldın, vazgeçtim! Şimdi mutlu olman gerekirken, çaresizliğimi mi izlemek istedin biraz da? Rahat bırakı beni artık!' dedi ve cevap beklemeden uzaklaştı oradan. Tüm vücudunu esir alan acıya artık tahammül edemiyordu Çaresizdi ve yapabileceği hiçbir şey yoktu. Biran sendeleyince yere düşen monta takıldı bakışları. Hızla yere eğilip aldı Ale' den kalan son şeyi ve sarsılarak ağlamaya başladı. Ne büyük bir hataydı sevdiği adamdan, korkuları için vazgeçmek! Ama şimdi ne dönebiliyordu geri… Ne de unutup yürüyebiliyordu yarına… Ne gidebilmişti genç cadı, nede kalabilmişti öylece… Monta sıkıca sarılıp hıçkırıklarında boğuluyordu sadece. Elinden gelen bundan fazlası değildi ki! Geri vermeli miydi şimdi tek elinde kalanı? Geri dönmeye gücü yetecek miydi peki? Genç cadı usulca kalktı ayağa. Tek yapmak istediği şey buradan olabildiğince uzaklaşmaktı. Adımlarını sıklaştırdı ve hızla ilerlemeye başladı. Nereye gittiğini yada ne yapacağını bilmeden… Tüm ruhuyla sevdiği adamı gerisinde bırakarak usulca karıştı caddenin karanlığına…
...

Fark etmeden sıktığı yumruğunu gevşetmişti usulca. Şimdi ne yeri ne de zamanıydı acısını kucaklamanın. Vazgeçmesinin nedeni, intikamı değil miydi zaten? Neden herşeyi berbat edercesine özlemine tutunuyordu ki şimdi? Bakışlarına süzülen soğukluk, tüm bedenini esir alırken sıyrıldı anılarından ve doğrulup Jess'e odaklandı. Sesindeki tını ifadesizdi. 'Neithen'ın oğlunu gözle bir süre, senden istediğim bu. Ama ne olur kendini tehlikeye atacak bir şey yapma, kendimi asla affetmem böyle bir şey olursa.' 'Yalan.' İçinden geçenlerin ortaya koyulana bulaşmaması için duraksadıktan sonra devam etti. 'Daha sonra, O'nu bir şekilde kandırıp benim yanıma getirmelisin, bildiği şeyleri öğrenmemiz gerekecek ne de olsa.' Sağ elini toprak zemine bastırıp usulca kalktı yerden ve Jessica'ya uzattı elini, O'da kalksın diye. 'Şimdi gitmem gerekecek tatlım, lütfen dikkatli ol. Ben sana haber verdiğimde, Jack'i söyleyeceğim yere getir, sadece bunu istiyorum senden. Sana güveniorum Isolde.' Dedi ve uzanan eli kavrayıp ayağa kalkan kızı anlından öptü. 'Baban kadar cesursun benim tatlı kızım...' Dedi ve buruk bir tebessüm yapıştırdı çehresine. Aslında gerçeğin yanından bile geçmiyordu dudaklarından dökülenler ama gereklilerdi işte. Claire arkasını dönüp giderken tebessümlerini çoktan silmiş ve soğukluğuyla süzmüştü son defa taş duvarları. Nihayet gidiyordu. İstediğini almanın hoşnutluğuyla cüppesini gerdire gerdire ayrıldı okuldan. Eğer her şey yolunda giderse -ki gideceğinden hiç şüphe duymuyordu genç cadı- Neithen hakettiğini bulacaktı, kaçamayacaktı bu defa. 'Görüşeceğiz piç herif, beni tehdit etmenin bedelini çok ağır ödeyeceksin.' Mırıldnaışlarına sıkıştırdığı nefreti, rüzgarın uğultusuna karışırken çoktan varmıştı aylardır peşinde dolaştığı Nick'in saklandığı harabe eve. Fısıltısına yapışan heyecan bedenini sarmalarken asasını kavradı Claire. 'İşte, başlıyoruz...'


Rp Bitmiştir..!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sihirdunyasi.roleplaylife.net/lejant-f86/claire-trisha-bu
 

| Geçmişin Gölgesinde |

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Kurgular Sayfası-